
FELSEFİ KURAMLAR VE MİTOLOJİK KISSALAR IŞIĞINDA AHLAK (ÇÖKÜŞÜ) KAVRAMINA DAİR KISA DENEMELER: 3. Aristoteles’in Erdemler Etiği ve Prometheus’un çılgınlığı
3.1: Aristoteles ve Erdemler Etiği (m.ö. 384-m.ö. 322).
Aristoteles, yaptığı iş ve bıraktığı külliyatı itibarıyla bir filozof olduğu kadar aynı zamanda Miletli Tales* ve Anaximander ve Efesli Heraklitos** gibi Sokrates öncesi yaşamış olan önemli doğa bilimcilerinin kategorisinde yer alan bir bilim adamı olarakta görülmelidir. Zira Aristoteles, kendinden yaklaşık 400 yıl önce yaşamış bu matematikle, astronomi ve fizikle ilgilenen tabiat bilginlerinin İzinde, görgül (ampirik), analitik ve endüktif (tüme varımcı) metodolojinin temellerini atan ilkçağ filozoflarının ilkidir. Ve bu itibarla Aristoteles, günümüzde de halen geçerli olan bilimsel disiplinleri kuramsallaştıran ve kavramsallaştıran ilk düşünürlerin en bilinenidir.
Hakikat’in***, ancak entelektüel (rasyonel veya aşkın) metotlarla araştırılabileceğini savunan hocası Platon’un idealist felsefesine tepki olarak (bkz. örneğin Platon’un mağara metaforu) Hakikat’in ancak görgül metotlarla; yani gözlem, hipotez ve yanlışlama metotlarıyla araştırılabileceğini ve bunun da ancak ilgili disiplinlerin kendi özgül metodolojisiyle yapılabileceğini savunan ilk “Uomo Universale” yani Evrensel Bilim İnsanı’dır.

Aristoteles, birçok temel bilimsel disiplinlerde eserler vermiştir. Bu eserler, başta fen bilimlerinden (Fysica, Anima, Zoologica, Meteorologica) bilim kuramına (Epistemoloji), politik bilimler ve toplum bilimlerinden (Ars Retorica, Politika) farklı sanat alanlarına (Estetica, Poetica) ve etik alanlarına (Magna Moralia, Nicomachea Ethica) varıncaya değin geniş bir yelpazeyi kapsar.
Yaşadığı dönemde de fikirleri ve eserleriyle iyi tanınan ve bu yüzden de Makedonya kralı Filip tarafından oğlu İskender’e hocalık yapmak üzere Pella’ya çağrılan Aristoteles, burda uzun yıllar boyu Büyük İskender’i eğitmiştir. Sonradan pişman olacak olsa bile, Iskender’e Makedonya önderliğinde ve Pers’lere karşı bir Yunan birliği kurma fikrini de o aşılamıştır. Daha sonra, İskender’in Babil’de (Bağdat) ölümüyle birlikte, Makedonyalıların işbirlikçisi, hain olmakla suçlanıp tutuklanmak üzereyken, Atina’yı terkedip Kalkida’ya kaçmış ve orda ölmüştür.
Iskender’e hocalıktan önce Assos’a (Behramkale) geldiği ve burda kendi felsefe okulunu kurarak uzun yıllar yaşadığı bilinen Aristoteles, bugünkü konumuz olan Ahlak’la ilgili daha sonraki tüm “Ethica”’lara da temel teşkil edecek olan ve bu alandaki başyapıtı (Magnum Opus’u) sayılan Nikomakea Ethica adlı eserini de burada, Anadolu toprağında yazmıştır.
Erdemler Etiği olarakta bildiğimiz bu ahlak sisteminin temel ilkelerini şöyle özetleyebiliriz:
• “Öz” (oku: OLmak) “Biçimi” (oku: VARolmak) belirler; insan doğasının metafiziğinde daha önceden belirlenmiş, ‘iyi’ ve ‘dogru’ya dönük bir amaçlar bütünü; erişilecek hedefler (teleos) vardır. Not: bu klasik determinist düşünce tarzı, “önce biçim (existence, yani insan) vardır, daha sonra öz (essence, yani anlam, tanrı, vb.) oluşur diye özetlenebilecek Varoluşçu düşünce (egzistansiyalizm) ile taban tabana zıtlık gösterir. Yani Aristoteles’e göre bir çeşit “kader” (yani öz, anlam, amaç, tanrı) vardır ve insan ona doğru (biçim, sonuç) yasar.
• Iyi” ve “doğruyu” bulmak ancak iyi ve doğru erdemlerle (virtue) mümkündür. Tüm bu arayışın temel amacı “iyi yaşam”; yani insan mutluluğudur (bkz. Nicomachea Ethica);
• akli yol ve eğitim yoluyla kazanılan düşünce erdemleri yanında Aristoteles erdemli, yani mutlu insan olabilmek için özellikle karakter erdemlerinin önemini vurgular. Bunlar, huy (disposition) ve alışkanlıklar (habits) sonucu ortaya çıkan erdemlerdir ki başlıcaları şunlardır: cesaret (courage), basiret (prudence), metanet (fortitude), ölçülülük (temperance), adalet (justice), dürüstlük (honesty), cömertlik (magnanimity) ve dostluk (friendschip);
• erdemlerin edinilmesinde sanat önemli bir rol oynar. Esthetica’nın temel kavramlarından olan Katarsis (arınma) yoluyla insanlar yapay ortamlarda (mesela tragedya gösterileri esnasında) görüp etkilendikleri kötülük ve olumsuzlukları, normal yaşamlarında karşılaştıklarında daha rahat karşılama, sindirme ve bertaraf etme yeteneği kazanırlar;
• Aristoteles’in bu normatif öğretisi aynı zamanda Eudomonizm (erdemlilik) adı altında da bilinir ki, bu yaşam anlayışı sadece ‘haz’ amaçlı Hedonizm (bkz. Epikurus) adlı yaşam anlayışıyla taban tabana zıttır;
• Bazı coğrafyalarda yaklaşık 2500 yıldır pek birşeyin değişmediğini de vurgulayan şu sözlerle de bilinir Aristoteles: “Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Ancak güçlüler bunu hiçbir zaman umursamaz. (Nikomakea Ethica)
• Klasik Atina demokrasisinin ve o uzantıdaki cumhuriyetin kurucu babası olarakta bilinen ünlü komutan ve devlet adamı Perikles’ten yaklaşık 50 yıl sonra doğan Aristoteles, Perikles’in “istilaya direniş” temalı (ve Atatürk’ün de çok iyi bildiği) Nutuk’undan da çok etkilenmiştir. Perikles bu nutukta, Isparta ordusu tarafından kuşatılan Atina halkına dönerek: “Tüm Atina kuşatıldı ve ordularımızın büyük bölümü de yok edildi; ancak ey Atina halkı, korkmayın ve merak etmeyin, yenilmedik; Ispartalılar askeri güçleriyle Atina’ya girecekler, ancak kısa zaman sonra bizim kurduğumuz uygarlığı benimseyeceklerdir. Bunun tersi zira mümkün değildir. Nihai zafer yine bizim; bizim ileri yaşam tarzımız ve demokrasinin olacaktır; buna inanın ve bana güvenin!”. Aristoteles bu sözlere ve daha sonra yaşanan negatif gelişmelere ve önlenemeyen oligarşik çürümeye atfen devam eder: “İyi rejimler arasında demokrasi en kötüsüdür. Ancak kötülerin en iyisidir”. Çoğunluğun yararını gözeten cumhuriyeti ise “demokrasinin yaşayabileceği en iyi yönetim biçimidir” diye nitelemiştir. (bkz. Politika, Ars Retorica)
• Aristoteles’in bu klasik Eudamonizm oylumlu Erdemler Etiği’nin normal yaşamda karşılığı var mıdır; her şeye karşın erdemli yaşam nelere yol açar; insanın başına neler getirir sorusuna da gelecek seferde, mitolojik pratikten Zeus’a başkaldıran erdemli kahraman Prometheus’un hikayesiyle cevap bulmaya çalışacağız.
NOTLAR
* Tales, o zamanki (m.ö. 600’lu yıllar) İyonya’nın Milet şehrinde doğmuş ve yaşamış bir matematikçidir. Yedi Bilge’den biri olarakta bildiğimiz Tales, Mithos’tan (yani karanlıklarla dolu mitolojik hayattan) Logos’a, yani aydınlık dünyaya geçisin de ilk taşlarını döşeyen filozof / doğa bilimcisidir. Birçok anlamlı anekdot yanında özellikle matematiksel ölçümler ve hesaplamalar sayesinde ilk güneş tutulmasını zamanında tahmin etmiş ve cevrede büyük sansasyona sebep olmuştur.
** Diyalektik’in de kurucu babası olarakta bildiğimiz Heraklitos, Efes’te yaşamış bir pre-Sokratik düşünür / tabiat bilimcisidir. “Panta Rei” yani “her şey akar”; doğada hiçbir şey olduğu gibi durmaz, her an için değişim yaşar, biçiminde özetleyebileceğimiz dünya görüşünün de kavramcısıdır. Doğanın koşulu (soğuk-sıcak, düz-eğri, vb. gibi) tezatların varlığı ve savaşıdır; eğer bunlar arasındaki çatışma olmasaydı tabiatta hiçbir şey olmazdı diyerek diyalektik kavramını açıklayan Heraklitos’u aynı zamanda hergün gidip yüzdüğü Menderes (Meandros) nehrine bakarak yaptığı saptamandan da biliriz: “İnsan hiçbir zaman aynı suda iki defa yıkanamaz”.
*** Ahlakla ilgili, felsefe ağırlıklı bu yazı dizimizde, tabiatıyla sık sık “Hakikat” kavramını kullanıyorum. Kavramsal netlik ve duruluk bakımından şu iki kavram arasındaki farkı da gözönünde bulundurmanın gerekliliğini vurgulamak istiyorum. Hakikat, felsefi jargonda daha ziyade metafiziksel, transendental, aşkın, bir başka deyişle uhrevi, yani tabiatüstüne dair konulara işaret eden bir kavramdır. Gördüğüm kadarıyla bu kavram zaman zaman Gerçeklik kavramının eşanlamlısı olarakta kullanılmaktadır, ki bu yanlış bir kullanımdır. Hakikat’in tersine Gerçeklik özellikle yaşanan ve algılanabilen olay ve olguların bilfiil karşılığını ifade eder. Ve bu bakımdan felsefi anlam yükü ağır olan Hakikat kavramının tersine Gerçeklik sosyolojik anlam yükü ağır olan bir kavramdır. Başka dillerde de bu kavram kargaşasına rastlanmaktadır. Örneğin İngilizcede Hakikat kavramının karşılığı olarak “Truth” sözcüğü kullanılırken, Gerçeklik karşılığı olarak “Reality” sözcüğü kullanılmaktadır ve bu ikisi birbirinden tamamen farklı kavramlardır.








