Prof. Dr. M.Öcal Oğuz

BOZOK YAZILARI

Bozok Üniversitesi’nin kuruluşunun 260. Yılı

Batılılaşma dönemi Türk aydınında ortaya çıkan “yeni” merakı, her alanda ve her anlamda “eski”yi reddetme gibi bir alışkanlık doğurdu ve bu alışkanlık gelenek hâlinde kuşaktan kuşağa geçerek günümüze geldi.
Yeni olanın “iyi”, eski olanın “kötü” olduğu, eski olanın “biz”e, yeni olanın “Avrupa”ya ait olduğu yargısını da içeren bu düşünce, “devrim”, “modernleşme”, “yenilikçilik” gibi yerine göre olumlu birçok kavramla da beslenerek yerine göre birçok alanda tarihsel sürekliliğin kaybolmasına neden oldu. Öyle ki bir dönem Türk toplumunda her konuda ve her durumda “tarihilik”, “köklülük”, “asırlık” olumsuz, “yenilik” ve “asrilik” olumlu olarak algılandı ve anlatıldı.

Bu algılama birçok alanda tarihle, eskiyle bağ kurulmasına engel oldu. Örneğin yeni açılan eğitim kurumların tarihle bağlarının kurulmaması modernleşme göstergesi olarak algılandı. Yenileşme çağında, geleneksel eğitim kurumlarının ıslahı ve yeniden yapılandırılması düşünülmedi, onlar ve onlarla oluşan bütün deneyimler, bilgi birikimleri tamamen unutulmaya terk edilerek, Avrupa eğitim kurumlarının benzerleri kuruldu.

Bu açıdan Üniversitelerimizin kuruluş tarihlerini ele aldığımız zaman vahim bir tablo ile karşılaşırız. Türkiye’de üniversite açılırken ünü dünyaya yayılmış Selçuklu veya Osmanlı Medreseleri hiç hesaba katılmaz, bizde üniversitenin Avrupa’dan alınan “Üniversite” teriminden sonra var olduğu gibi bir algıyla üniversitelerimizin “kuruluş tarihleri” belirlenir. Örneğin Erzurum ve Sivas gibi Selçuklu medreselerinin hâlen ayakta olduğu şehirlerde üniversitelerimizin kuruluş tarihlerinin 1957 veya 1973 olması, II. Bayezit Külliyesi ve Şifahanesi’nin bulunduğu Edirne’de Trakya Üniversitesi’nin kuruluş tarihinin 1982 olarak gösterilmesi böyledir.

Avrupa’da veya Amerika’da çok köklü ve tarih bakımından bir hayli eski üniversiteler vardır. Galiba biz, bu üniversitelerin kuruldukları zamandan beri bugünkü çağdaş görünümlerinde olduğunu zannediyoruz. Hiç kuşku yok ki onlar da kendi evrimlerini yaparak bugünlere gelmiştir.

Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin 2004 yılında yayımlanan 17. sayısında “Yozgat Eğitim Tarihi’ne Katkı” adıyla çok değerli bir makale yayımladı. Bu makale ile bir kez daha görüldü ki, Yozgat’ı kuran ve mamur bir şehir hâline getiren Çapanoğulları, daha kuruluş döneminde Üniversite açmayı da ihmal etmemişler. Tarih kayıtlarına göre Abdülcabbarzade Ahmet Paşa, halk arasındaki tanınırlığı ile Çapanoğlu Ahmet Paşa, 1753 yılında Demirli Medrese’yi açmıştır ki döneminin Avrupa okullarıyla karşılaştırıldığında kurulan medresenin bir üniversite olduğu anlaşılır.

Bu nedenle, Bozok Üniversitesi, Demirli Medrese’yi kendisine başlangıç olarak almalı ve şimdilik İlk Kuruluş Tarihi: 1753, İkinci Kuruluş Tarihi: 2006 şeklinde ikili kullanımı tercih etmelidir. Ayrıca Bozok Üniversitesi, 2013 yılında Demirli Medrese’nin kuruluşunun 260. Yılını görkemli törenlerle anmalı ve bu vesileyle kuruluş tarihini 1753 olarak ilan ve tescil ettirmelidir. Bu davranışıyla da köklü medreselerin bulunduğu şehirlerde yeni kurulan diğer üniversitelere örnek olmalıdır.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ