GP İL BAŞKANI AYDOĞMUŞ: ÖĞRETMENLERİN SESİNE KULAK VERİN

Ömer Aydoğmuş: “Hak Arayanı Değil, Sorunları Çözmeyeni Sorgulayın”
Gelecek Partisi Yozgat İl Başkanı Ömer Aydoğmuş, Milli Eğitim Bakanlığı önünde mülakat mağduru öğretmenler ile özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlere yönelik polis müdahalesine ve gözaltılara sert tepki gösterdi.
Aydoğmuş, yaptığı açıklamada öğretmenlerin anayasal haklarını kullanarak özlük hakları, maaş düzenlemeleri ve çalışma şartlarıyla ilgili taleplerini dile getirmek istediklerini belirterek, bu taleplerin gözaltılarla bastırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Hak Aramak Suç Değildir”
“Bu ülkede öğretmenler hakkını aramayacaksa kim arayacak?” diyen Aydoğmuş, “Anayasa vatandaşlara toplantı ve gösteri hakkı tanımıştır. Demokratik bir ülkede insanların taleplerini dile getirmesi suç değil, en temel vatandaşlık hakkıdır. Öğretmenlerin sesini kısmak yerine onları dinlemek gerekir.” dedi.
“Sendika Genel Başkanının Gözaltına Alınmasının İzahı Yoktur”
Özel Eğitim Kurumları Sendikası Genel Başkanı’nın da gözaltına alınmasına tepki gösteren Aydoğmuş, “Bir sendika genel başkanının görevi üyelerinin hakkını savunmaktır. Eğer sendika başkanı çalışanların hakkını aramayacaksa kim arayacak? Hak aradığı için bir sendika yöneticisinin gözaltına alınması demokratik hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Bunun kamuoyuna izah edilebilir hiçbir tarafı yoktur.” ifadelerini kullandı.
“Hak Arayanların Gözaltına Alındığı Bir Ülkede İnsan Hakları ve Özgürlükler Yok Olur”
Yaşanan olayların yalnızca öğretmenleri değil, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini belirten Aydoğmuş, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir ülkede hakkını arayan madenci, öğrenci, çiftçi, işçi, öğretmen ve sendika temsilcileri gözaltına alınıyor veya tutuklanıyorsa, o ülkede insan hakları ve temel özgürlükler ciddi şekilde zarar görmüş demektir. Hak aramak suç değildir; anayasal bir haktır. Devletin görevi vatandaşını susturmak değil, dinlemek ve sorunlarına çözüm üretmektir.
Madenci ekmeği için, çiftçi üretimi için, işçi alın teri için, öğrenci geleceği için, öğretmen mesleğinin onuru için mücadele ediyorsa bunlar cezalandırılacak değil, dinlenecek insanlardır. Hak arayanların susturulduğu yerde insan hakları ve özgürlükler yok olur. İnsan haklarının yok olduğu yerde ise adalet, hukuk ve demokrasi ayakta kalamaz.”
“Öğretmenin Suçu Hakkını İstemek Mi?”
Öğretmenlerin tek talebinin emeğinin karşılığını almak olduğunu vurgulayan Aydoğmuş, “Ellerinde şiddet değil, talepleri vardı. Daha iyi çalışma koşulları ve adil ücret isteyen eğitim emekçilerine müdahale etmek, sorunları çözmez. Tam aksine toplumsal vicdanı yaralar ve adalet duygusunu zedeler.” şeklinde konuştu.
“Baskıyla Değil, Diyalogla Yönetim Olur”
Açıklamasının sonunda hükümete çağrıda bulunan Ömer Aydoğmuş, “Öğretmenlerimizi ve onları temsil eden sendikaları susturmak yerine dinleyin. Gözaltılarla değil, diyalogla çözüm üretin. Çünkü güçlü bir eğitim sistemi ancak kendini güvende hisseden, hakkını özgürce savunabilen öğretmenlerle mümkündür. Hak arayanın değil, hakkı teslim etmeyenin hesap vermesi gereken bir Türkiye istiyoruz.” dedi.
Öte yandan Gelecek Partisi Yozgat İl Başkanı Ömer Aydoğmuş, Milli Eğitim Bakanı’nın Yozgat ziyaretine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise eğitim sisteminin içinde bulunduğu ağır sorunlara dikkat çekerek sert eleştirilerde bulundu.
Aydoğmuş, “Bugün okullarımızda şiddet olayları artıyor, öğrenciler güvenlik endişesiyle eğitim görmek zorunda kalıyor. Yozgat eğitim sıralamalarında yıllardır istenilen seviyeye ulaşamıyor. Öğretmenler ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor, öğretmen intiharlarına ilişkin acı haberler toplumun vicdanını yaralıyor. Böylesine ağır sorunlar varken Yozgat ziyaretinde bunların hiçbirinin konuşulmaması kabul edilemez.” dedi.
İktidar temsilcileri her fırsatta “AK Parti öncesi – AK Parti sonrası” kıyaslaması yapıyor. O halde gerçek kıyaslamayı da toplumun yaşadığı değişim üzerinden yapmak gerekir.
Eskiden öğretmene hem veli hem de öğrenci tarafından büyük bir saygı gösterilirdi. Bugün ise öğretmene yönelik şiddet olayları artmış, eğitim kurumlarında saygı ve disiplin anlayışı ciddi şekilde zayıflamıştır.
Eğitimde yaşanan en büyük güven kayıplarından biri de sınav sisteminde ortaya çıktı. AK Parti döneminde kamuoyunu derinden sarsan soru sızdırma iddiaları, sınavların iptal edilmesi ve yıllarca süren şaibe tartışmaları milyonlarca öğrencinin emeğine gölge düşürdü.
Soruların çalındığına yönelik iddialar ve yaşanan süreçler, gençlerin ve ailelerin sınav sistemine olan güvenini sarstı. Eğitimde en büyük sermaye güvendir. Güvenin kaybolduğu yerde başarıdan ve adaletten söz etmek mümkün değildir.
Cumhuriyetimizin 100 yıllık tarihinde yaklaşık 23 yıldır ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Buna rağmen çağın gereklerine uygun, kaliteli, ileri görüşlü, bilimsel temeller üzerine kurulmuş, milli değerleri önceleyen ve gençleri geleceğe hazırlayan kalıcı bir eğitim sistemi oluşturamadınız. Aksine eğitim sistemi neredeyse her dönemde değiştirildi; müfredatlar, sınav modelleri ve uygulamalar sürekli revize edilerek öğrenciler, öğretmenler ve veliler belirsizlik içinde bırakıldı.
Bugün hâlâ eğitim sistemini değiştirme ihtiyacı hissediliyorsa, bu durum kurulan sistemin kalıcı ve başarılı olmadığının en açık göstergesidir.
“İktidar temsilcileri sık sık “Yozgat’ta şu kadar okul yaptık, bu kadar derslik kazandırdık” diyerek fiziki yatırımları anlatıyor. Elbette okul yapmak ve derslik sayısını artırmak devletin görevidir. Ancak asıl soru şudur: Yapılan bu yatırımlar eğitim kalitesini ne kadar yükseltti?
Bugün Yozgat’ın eğitimde bulunduğu sıra ortadadır. Sayıları artan binalar, tek başına kaliteli eğitimin göstergesi değildir. Eğer öğrencilerin akademik başarısı düşüyor, öğretmenler ekonomik sıkıntılar içinde yaşam mücadelesi veriyor, okullarda güvenlik sorunları yaşanıyor ve gençler gelecek kaygısı taşıyorsa, yapılan okul sayısıyla övünmek bu gerçekleri değiştirmez.
Eğitim sadece beton dökmekle olmaz. Asıl önemli olan o sınıfların içinde verilen eğitimin kalitesi, öğretmenin niteliği, öğrencinin başarısı ve yetişen nesillerin ülkeye sağlayacağı katkıdır.
Bugün Yozgat’ta yaşanan eğitim sorunları sadece muhalefete oy veren vatandaşların çocuklarını etkilemiyor. AK Parti’ye oy veren ailelerin çocukları da aynı okullarda eğitim görüyor, aynı sınavlara giriyor, aynı eğitim sisteminin eksiklikleriyle karşı karşıya kalıyor.
Yozgat eğitimde geriye gidiyorsa bunun bedelini herkes ödüyor. Eğitim kalitesinin düşmesi, öğretmen açığı, sınav sistemindeki güvensizlik, okullardaki şiddet olayları ve gelecek kaygısı siyasi görüş ayırt etmiyor. Bu nedenle sırf siyasi aidiyet nedeniyle yaşanan eksiklikleri görmezden gelmek veya alkışlamak doğru değildir.
Gerçek destek, yanlışları savunmak değil; eksikleri dile getirerek düzeltilmesini sağlamaktır. Çünkü eğitimde kaybeden herhangi bir siyasi parti değil, Yozgat’ın ve Türkiye’nin çocuklarıdır. Çocuklarımızın geleceği parti kimliklerinden daha değerlidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın asli görevi siyasi tartışmaların tarafı olmak değil; öğrencilerin güvenliğini sağlamak, öğretmenlerin haklarını korumak ve eğitim kalitesini yükseltmektir. Bugün ihtiyacımız olan şey yeni tartışmalar değil; okullarda yeniden güveni tesis etmek, öğretmene hak ettiği itibarı kazandırmak, sınav sistemine olan güveni yeniden inşa etmek, milli değerleri güçlendirmek ve çocuklarımızın geleceğini sağlam temeller üzerine kurmaktır. Türkiye’nin ihtiyacı sürekli değişen bir eğitim modeli değil, nesiller boyunca güvenle uygulanabilecek güçlü, istikrarlı, bilimsel ve milli bir eğitim vizyonudur.








