Başlığımızı koyduk. Arif Sağın dillere düşürdüğü türkü formunda bir ezgi düştü aklıma. Aşık Yenerden alınma bir İsmail Özden bestesi. Yazmazsam rahat edemem. Yazayım değil mi? Peki öyleyse:
.
Başı duman pare pare
Yol ver dağlar yol ver bana
Gönlüm gitmek ister yâre
Yol ver dağlar yol ver bana
Ömrümün uzun yolu
Çekip gitsem yâre doğru
Gözlerim yaş dolu dolu
Yol ver dağlar yol ver bana
Âşık olmak benim kârim
Çok aradım nazlı yârim
Dudu dillim sitemkârım
Yol ver dağlar yol ver bana
.
Karlı başından esmedim
Ben o yâre hiç küsmedim
Daha umudum kesmedim
Yol ver dağlar yol ver bana
.
Araya girmiş sıralı dağlar. Sevgili uzaklarda. Bağrı yanık aşık, yalvar yakar oluyor başı dumanlı, karlı, boranlı dağlara: Yol ver! Yare gitmek ister gönlüm diye yavıncıyor (*). Umudunu kesmemiş. Sitemkarına kavuşmak istiyor bir an önce. Lakin bu o kadar kolay değil. Kolay olsa zaten aşık, maşuk olmaz diyesim var. Haksız mıyım?
.
Neyse bu kadar yeter. Aşık Yeneri selamlayıp biz asıl konumuza geçelim. Seksenli yıllara gideceğiz dostlar. Yolculuğumuz K.Maraşa. Cumhuriyet Ortaokulunda soluklanacağız. Cumhuriyet Ortaokulu öğretmen kadrosuyla ve öğrenci kapasitesiyle o sıralar K.Maraşta parmakla gösterilen bir eğitim yuvası. Ben de Türkçe öğretmeniyim, bir eğitim neferiyim bu yuvada. Müdürümüz Salih Çalıksoy.
Bir atama döneminde 25 civarında stajer öğretmen geldi okulumuza. Kadromuz iyice kalabalıklaştı.Pırıl pırıl gençler Stajer arkadaşlarla birlikte derslere giriyoruz. Onlara her konuda yardımcı oluyoruz. Giderek karışıp kaynaştık.
.
Okulumuzun deneyimli öğretmenlerinden Cuma Gökçe çok mütevazi bir insan. Özellikle genç öğretmenlerimizin Cuma abisi. Kendisi Din Kültürü Öğretmeni. Hani öğrenci diliyle söylersek Dinci. Dinci, ama aydın bir insan. Zaman zaman konuşuruz. Hiç unutmam bir gün dedi ki:
-Farzdan önce Farz var hocam.
Ben şaşırdım:
-Yapma hocam Farzdan önce farz olur mu?
Güldü:
-Olur hocam olur. Farzdan önceki farz çalışmadır.
.
Rahmetle anıyorum kendisini. Cuma Bey bir Murat 124 aldı. O sıralar çok tutuluyor bu arabalar. Şoförlüğü de kulak asma. Pek usta değil direksiyon sallamakta. Bunlar Mehmet Ceranla bir sabah bindiler Murat 124e hastaneye gittiler. Devlet Hastanesi Yürükselimde. Çamlıkın hemen altında. Rampayı çıktılar. Hastanede işlerini bitirdiler. Okula gelecekler. Cuma Kaptan geçti şoför koltuğuna. Hemen yanında Mehmet Ceran. Cuma Bey bir sarılmış ki direksiyona sakırga gibi. Sanki az gevşetse direksiyon elinden fırlayıp bir yana gidecek. Gözleri fal taşı açılmış. İleri bakıyor. Rampa aşağı Murat 124 bir kuş gibi kanatlı. Bundan sonrasını Mehmet Ceran şöyle anlattı:
-Yav arkadaş hastaneden aşağı doğru bir inişimiz var. Cuma abi ileri bakıyor. Direksiyona bir sarılmış. Ben iki elimle yayalara, sürücülere Açılın! Açılın! Yol verin... işareti yapıyorum. Bizi böyle yel yepelek, yelken kürek görenler zaten sağa sola kaçışıyor. Çil yavusu gibi darma duman. Girecek delik arıyorlar. Kazasız belasız okula geldik ya, gel de benden sor.