Mustafa TOPALOĞLU

HASBİHAL

mustafatmatpl@hotmail.com

MEMED'İN AĞIDI

Güzel yurdumuzun üstünü kapkara bir duman kapladı. Göz gözü görmüyor. Boğulacak hallerdeyiz. Hayatının baharında kayan yıldızlar misali aramızdan ayrılan gencecik yavrularımızın al bayrağımıza sarılı bedenleri yüreğimizi dağlıyor. Analar ağlıyor dostlar. Çaresizlik ve çözümsüzlük elimizi kolumuzu bağlıyor.
Bunaldık. Bu buhranlı günler elbet bitecek. Umutsuz olmamak gerek. İtidali elden bırakmamalı. Öfke ile kalkıp suçsuz, masum insanlardan hıncımızı almaya kalkışmamalıyız. İç ve dış düşmanlarımız birbirimize düşmemizi istiyor. Düşmanın oyununa gelmeyelim.

Bu anlatımızda Oğulcuklu Memet Kaya var. Onun trajik yaşam öyküsü. Otuzlu yıllarda vatan vazifesini yaparken Dersim dağlarında şehit düşen Memet Kaya’nın ağıdı. Aradan yetmiş küsür yıl geçmiş.Güncel gibi sanki. Ağıttaki özel isimleri alıp diğer şehitlerin özellerinin ismini koyarsanız sanki bu günün tablosu çıkıyor karşımıza.

Lafı uzatmaya ne lüzüm var. Başlayalım:
.
“Destan” diyecektim. “Memed’in Ağıdı” daha uygun düştü. Memet, bir Mehmetçik. Memet Kaya. Bizim Oğulcuklu. Şevga (Şefika) halamın eşi. Eniştesi anamın. Ömer ve Talip bölelerin sevgili babası.
“Mehmetçik” dedik Memet Kaya’ya. Otuzlu yıllarda askerdir Memet Kaya. Ona sebeptir Mehmetçik olması. Koca Nazım der ya:

“Memetçik Memet!.. Memetçik Memet!..
Memet’ten Memet’e yok mu merhamet?..”

Doğuda karışıklık vardır o sıralar. Memet Kaya da vatani görevini doğuda yapıyor. Asker arkadaşı Hacı Ayyıldız. Battal’ın Hacı. Aynı birlikteler. Eşkıya takibine çıkıyorlar. Dağda belde,uyku dünek hak getire.
Zamanın şartları ağır. Haberleşme imkanları kısıtlı. Telefon yok. Mektup... O da ayda yılda bir. O günün behrinde köyde mektup yazdıracak,mektup okutacak adam bulmak mesele. Köyde okur yazar sayısı iki elin parmak sayısı kadar.

Memet’le Hacı yad elde daha yakın oldular. Hem aynı köyden,hem asker arkadaşlığı...Kardeşten de ileri be canım. Yedikleri,içtikleri ayrı gitmiyor. Gün sayıyorlar. Sayılı gün bir türlü bitmiyor. Gerçekten de zaman çok göreceli bir kavram. Duruma göre değişken. Teskere bekleyen bir askere bir gün bir asır gelir. Bayram iznini köyünde geçiren bir gurbetçiye günler su gibi akar sanki. Zamanın nasıl geçtiğini bilmez.
Asker Memet’in iki tane sabisi var. İki minik yavru: Ömer’le Talip. Memet’in gözünde tütüyor oğulları. Lakin izin alıp gelemiyor.

Ve asker Memet eşkıya takibinde şehit düştü. Hem de arkadaşı Battal’ın Hacı’nın kucağında ruhunu teslim etti. Cenazesi de oralarda kaldı. Köye künyesi geldi. Künye dediğim de öldü haberi.

Memet’in ölümü Oğulcuk’ta duyuldu. Oğulcuk ağladı bu talihsiz yiğide. Geride kalan Şevga geline. İki yetim yavruya. Kayınbaba Şevki (Şavgı) Şahin de bir destan yazdı Memet’in ağzından. Bu destanı ben İbrahim Fidan’dan dinledim. Sadece üç kıtasını hatırladı Gara İrbaham. Aslında destan uzun. Gara İrbaham’den kaydettiğim üç kıtayı aktarıyorum:

“Evimizin uğru camiye yakın
Garalı bayrağı da gapıya dakın
Ömer’inen Talib’imi ağlatman sakın
Gabirim dağlara gazdırdın felek

Hacı’yı çağırın yanıma gelsin
Gafamı galdırsın ganımı silsin
Ömer’inen Talib’im emanet olsun
Gabirim dağlara gazdırdın felek

Üç ay eveli de gordüm düşümü
Alnımdan yidim yağlı gurşunu
Silin ganımı da ağrıtmayın başımı
Gabirim dağlara gazdırdın felek”

12.09.2015
OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ