Mustafa TOPALOĞLU

HASBİHAL

mustafatmatpl@hotmail.com

ÂFAT

Arapça kökenli bir sözcük âfat. Âfetin çoğulu. Nedir âfet? Musibettir, beladır.

Efendim, âfat iki çeşittir. Birincisi âfat-ı arziyye: Yangın, deprem,sel,kasırga gibi yer yüzü âfetleri... İkincisi âfat-ı semaviyye: Yıldırım, dolu gibi gökten gelen bela ve musibetler...

Bir iyi dilek sözü vardır. Ürün bol olursa ekin saçın, sebze meyve “Allah âfatından esirgesin.” derler. Bir de Şemsi Yastıman’ın Tütünname’sinde geçer:

“Hem vallahi hem billahi

Harap etti tütün beni

Cana afat-ı İlahi

Harap etti tütün beni”

Sigarayı canı için “Âfat-ı ilahi” diye vasıflandırır Yastıman. Ne doğru bir tanımlama!..

Bir de halk ağzında “afatlamak” tabirini hatırladım. Bağırıp çağırmak, gürültü patırtı çıkarmak, sövüp saymak, küfretmek mânâsına... Hani “atarlanma”nın bir iki gömlek ilerisi.

Âfat’la AFAD... Anlam ilgisi var mı bu iki sözcük arasında? Var elbette. Bir bakalım bu anlam ilgisine. AFAD da iki tane. İlki tüm illerde bulunan Âfet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın kısaltılmışı AFAD. Bu AFAD, âfat’la doğrudan ilgili.

Diğer AFAD ise, Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği’nin kısa ifadesi... Âfat’la bir ilgisi yok. Bu dernek 1979’da kurulmuş. Adanalı fotoğraf amatörlerini çatısı altında toplamış. Tahsin Sezer, AFAD’da 12 yıl başkanlık yapmış. Başkanlığı esnasında Tahsin Sezer bu isim benzerliğinden dolayı ilginç durumlarla karşı karşıya kalmış. Bunlardan birini ilgilerinize sunuyorum:

Bir gün sekreteri der ki Tahsin Sezer’e:

- Valilikten aradılar. Vali bey sizi acele bekliyormuş.

Apar topar gelir Tahsin Bey Valiliğe. Hemen huzura kabul edilir. O günlerde deprem gündemde. Vali sorar:

-İlk seminer nerede? Hazırlıklar tamam mı?

Tahsin Sezer şaşırır. Kızarır bozarır. Gülmemek için zor tutar kendini. Vali Bey Sezer’i bu vaziyette görünce:

-Rahatsız mısınız? der.

Tahsin Sezer açıklar durumu:

-Bir yanlışlık oldu galiba efendim. Ben Fotoğraf Sanatı Derneği olan AFAD’ın başkanıyım.

Vali Bey Âfet ve Acil Durum Yönetimi Başkanını beklemektedir. Karşısındaki şahıs ise Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği başkanıdır.

Vali de başlar gülmeye. Durum anlaşılmıştır. Vali çay söyler. Çay içerler. Bu hadise hoş bir anı olarak Tahsin Sezer’in hafızasındaki yerini alır.

03.01.2016
OKUR YORUMLARI
Mustafa Topaloğlu
09.10.2016 15:58:00

Teşekkürler Abdulkadir Bey. Dost meclislerinde "Hoca, hacı" gibi hitapları sıkça duyarız. Tunay Bey de dostlarının imamı. Bir imam hadisesi de ben nakledeyim: Kardeşim Mehmet Boğazlıyan'da demir alacak. Bahçenin etrafına demir direk dikecek. Birileri der ki:"Hurdacıda var. Hurdacıdan alırsan daha ucuza mal olur. Sanayide İmam'da bulursun." Mehmet'in aklına yatar. Araya sora İmam'ı bulur. Kendini tanıttıktan sonra sorar: "Hocam hangi caminin imamısınız?" İmam, ters ters bakar Mehmet'e: "Ben hoca moca değalim. Benim adım İmam. Kendimin imamıyım gardaşım."
Mehmet gaf yaptığını anlar. Demirleri alıp parasını öder. Hemen dükkandan ayrılır.
Selam ve saygıyla efendim.

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
08.10.2016 22:31:00

Değerli dostum Mustafa Bey'ciğim bu hadisenin komik bir benzeride Çanakkalede olmuştu köşemde okuyucu ile paylaşmıştım. Olayın kahramanı sevgili arkadaşım Tunay Sezgin bir kerede sizin köşenize misafir olsun istedim. Buyrun BİZİM İMAM.
Olay, Çanakkale’de Vali Bey’in, Belediye Başkanı’nın ve eşraftan tanınmış kişilerin de bulunduğu içkili bir yemekte başlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde sohbetler de tatlılaşınca dostlar, arkadaşlar şerefe deyip kadehleri kaldırırlar. Salondaki bir gruptan ara sıra “hadi imam şerefine” sesleri duyulup kadehler kaldırılıyor. “Hadi imam şerefine” sesi bir ara Vali Bey’inde kulağına kadar gelir. Duyduklarına şaşıran Vali Bey, uzaktan önce imam kim onu tespit ediyor. Sonra yanındakilere imamı işaret edip nerenin imamı olduğunu soruyor. Onlarda yanındakilere sora sora nihayet Güzelyalı olduğunu öğreniyorlar. Ertesi günü Vali Bey müftüyü makamına çağırıp “ Yahu Güzelyalı’ya tayin ettiğin imam maşallah dün gece şerefe deyip deyip malı götürüyordu bu nasıl imamlık bu nasıl müftlük” diye azarlıyor. Çok üzülen müftü hemen o gün Güzelyalı Camii imamını görevden alıyor. İmam bu ani görevden alınmaya bir anlam veremeyerek hemen Çanakkale’ye müftüsünün yanına varıyor. Müftü de validen işittiği azarın acısını imamdan çıkarıyor “ Vali Beyin ve Belediye Başkanının hazır bulunduğu bir yemekte hem de onların huzurunda şerefe deyip içmeye utanmadın mı be adam” diyor. İmam şaşkın “Ne valisi ne yemeği ne içkisi sayın müftüm” derken birden kafasında bir şimşek çakıyor. Yemekte Belediye başkanı da olduğuna göre onun kuzeni bizim imam da mutlaka ordadır deyip “Beni görevden almayın, bana iki saat müsaade edin ben olayı detayı ile öğrenip size arz edeyim diyerek yanından ayrılıyor. Hemen Güzelyalı’ya dönüp bizim imamı buluyor. “ Sen dün Vali Bey’in de bulunduğu bir yemekteydin değil mi” diyor. Bizim imam “Evet ya! Ama yine biraz fazla kaçırmışız” deyince, caminin imamı “ Aman Tunay ocağına düştüm senin yüzünden müftü beni görevden aldı, bir zahmet benimle müftülüğe gel” diye yalvarıyor. Birlikte tekrar Çanakkale’ ye müftüye gidiyorlar. İmam efendi bizim Tunay’ı müftü ile tanıştırıp “ Efendim işte bizim Güzelyalı’daki imam bu kardeşimiz, ismi de Tunay Sezgin ama çoğu kişi Tunay’ın ismini bilmez biz onu imam diye çağırırız” diyor. Oradan hep birlikte Vali Bey’in makamına gidip orada da aynı tanıtımı yapıyorlar. Vali Bey olaya çok gülüyor. Olayın kahramanı Tunay Sezgin ve kardeşi Erdoğan Sezgin benim 50 yıllık kadim arkadaşlarımdı. Erdoğan’ı 2009 yılında toprağa verdik nur içinde yatsın. Tunay hayatta çok şükür, o bizim her zamanki “imamımız”. Allah ona sağlıklı uzun ömür versin inşallah.

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ