UNESCO Türkiye Başkanı Prof.Oğuz 'öğrenen şehirler' zirvesinde konuştu: YOZGAT’IN UNESCO SÜREÇLERİNE BU DENLİ MOTİVE OLMASI GURUR VERİCİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı yürütücülüğünde; Yozgat Valiliği himayesinde, Yozgat Belediyesi, Yozgat Bozok Üniversitesi ve UNESCO Türkiye Milli Komisyonu iş birliğinde düzenlenen UNESCO Öğrenen Şehirler Zirvesi’nin ilki, Yozgat’ta gerçekleştirildi.
Şehirlerarası iş birliğini güçlendirmeyi, öğrenen şehir yaklaşımını yaygınlaştırmayı ve yerel kalkınmada yeni ufuklar açmayı amaçlayan zirveye, UNESCO Öğrenen Şehirler Küresel Ağı’na üye 11 şehrin temsilcileri katıldı.Zirvenin ilk gününde somut olmayan kültürel miras temalı buluşma gerçekleştirildi. Katılımcılar, Anadolu’nun köklü kültürel değerlerini yerinde deneyimleme fırsatı bulurken, geleneksel üretim ve el sanatları üzerine düzenlenen etkinlikler büyük ilgi gördü. Zirve, 7 Nisan Salı günü düzenlenen açılış programıyla devam etti.
Çamlık Otel’de düzenlenen programa, Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan,Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, UNESCO Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Orta Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Yunus Emre Şeker,Belediye Başkanı Kazım Arslan, il protokolü, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, sivil toplum kuruluş ilgilileri ile Türkiye’nin farklı illerinden gelen “öğrenen şehir” temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı.Proğramda söz alan Yozgat Valisi M.Ali Özkan konuşmasında Yozgatın doğal varlıklarına ve gelişimine ilişkin sürdürülen çalışmaları ifade etti.
Proğramın 2.gününde zirveyi organize eden kuruluş temsilcileri de yaptıkları konuşmalarda Yozgat’ın UNESCO öğrenen şehirler zirvesine ev sahipliği görevini üstlenmesinin önemine değindiler.UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkanı hemşehrimiz Prof.Dr.M.Öcal Oğuz toplantıya damga vuran bir konuşma yaptı.Prof.Oğuz konuşmasında Ülkemizin ve Yozgat’ın birbirinden önemli somut ve somut olmayan rezervlerini ayrıntılarıyla anlattı.Yozgatın UNESCO süreçlerine bu denli motive olmasının gurur verici olduğunu vurgulayan hemşehrimiz Prof.Oğuz,ilimize ilişkin önemli bilgileri de içeren konuşmasında aynen şunları söyledi :
“UNESCO'da, çok önemli bir süreç yaşıyoruz biz. UNESCO'nun da kurucu ilk sıradaki 10. ülkesiyiz. Bu bakımdan UNESCO'yu yakın takip ediyoruz. İçeriden yönetiyoruz. Bu birincisi..İkincisi de Türkiye'nin genel anlamda mirasların UNESCO ile buluşması için her fırsatı değerlendiriyoruz. Mesela bu anlamda biz Dünya Miras listesi dediğimiz somut miraslarımızla ilgili alanlarda son dönemlerde yaptığımız çalışmalarla sayımızı 22'ye yükselttik. 22 mirasımız Dünya Miras Listesi'nde yer alıyor.
Bunların içerisinde biliyorsunuz Hattuşaş gibi Yozgat'ı da içine alan miraslar,hakeza Pamukkale'de Hiyerapolis mirasımız, hakeza yakın coğrafyamızdaki Nevşehir'deki Göreme Peribacaları mirasımız, Selimiye Camii'miz Edirne'de, hakeza İstanbul Tarihi Yarımada gibi pek çok mirasımızı miras listesine kaydettik.
Şu anda 32 mirasımız Dünya miras listesinde yer alıyor. Somut olmayan miras listesinde 300'ün üzerinde mirasımızda ulusal envanterimizde yer alıyor. Bunun yanı sıra yaratıcı şehirler ağında güçlü bir kalkınma hamlesi tamamladık. Yedi şehrimiz Yaratıcı şehirler ağında, 10 şehrimizde ulusal yaratıcı şehirler ağ listemizde yer alıyor. 11 şehrimiz öğrenen şehir olarak şu anda kabul edilmiş durumda.
21 üniversite merkezimiz UNESCO kürsüleri ve Unit ağları programına dahil edilmiş durumda. 14 gölümüz Ramsar alanı programına dahil edilmiş durumda. Dolayısıyla söylemek istediğim şu anda mesela bu sene Şeyh Edebalî'nin ve Şair Baki'nin yıl dönümlerini UNESCO'ya kabul ettirdik. Orada da çok önemli bir şey ivme yakaladık.
Biz Türkiye olarak bize UNESCO'da tanınan kotaları en maksimum oranda en iyi şekilde kullanarak hakkımız olan listelere hakkımız kadar mirasın girmesi için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Son yıllarda da grafiğimiz başarılı bir şekilde yükseliyor. Yozgat'ın Öğrenen Şehirler Zirvesi'ne ki bu ilk defa Türkiye'de yapılıyor. Ev sahipliği yapması çok değerli, çok önemli.
Yozgat'ın UNESCO süreçlerine bu denli motive olması ve öğrenen şehir sistemi içerisindeki entegrasyonu gurur verici. Öncelikle bunu not etmek isterim. İkincisi, tabii ki bir çiçekle yaz gelmez diye bir atasözümüz var. Öğrenen şehir olmak yeterli değil. Öğrenen şehir olmak demek esas itibariyle sürdürülebilir kalkınmayı öğrenmiş olan, bunu hayat boyu yapan şehir anlamına geliyor.
Dolayısıyla her anlamda UNESCO'nun yol göstericiliğiyle sürdürülebilir kalkınma 2030 hedefleri nokta-i-nazarından Yozgat'ın kalkınmasına şehrin imkanlarını nasıl harekete geçiririz diye düşünmek lazım. Bunun içerisine elbetteki tanıtma, koruma, gelecek kuşaklara aktarma, kimlik ve aidiyetin bir parçası yapma, nitelikli eğitim noktasında bunu değerlendirme gibi pek çok unsur var. Yozgat doğal ve kültürel miras bakımından çok zengin bir bölge esas itibariyle.
Kültürel miras bakımından hem somut, hem de somut olmayan açısından zengin. Mesela somut miras açısından baktığımızda yapılmış olan kazılar dikkate alındığında 5.000 yıl öncesine dayanan bir geçmişi bize aktarıyor Yozgat. Dolayısıyla bu höyüklerle ilgili yapılmış kazılar, Kerkenes harabeleri, Taviyum kalıntıları ve şu anda bu sene kutlamakta olduğumuz Hattuşa'nın 40. yılı, UNESCO'ya girişinin 40. yılı dolayısıyla Yozgat'ta bulunan Hitit mirası esasında çok köklü ve güçlü, en azından Hattuşa kadar önemli bir miras alanı. Bu 40. yılı bizim de Yani Yozgat'ın da kutlaması lazım. İkincisi somut olmayan miras bakımından Yozgat'a Bozok adını veren bu Türkmen kültürü 1000 yıllık bir coğrafyada tarım ve hayvancılık bakımından Son derece endemik ürünlerle birlikte bugüne kadar varlığını sürdürmüştür.

Hem sözlü anlatımlar olarak hem gösteri sanatları, müzik ve oyunlar olarak hem festivaller, kutlamalar olarak hem doğa ve evrenle ilgili bilgiler olarak hem de el sanatları olarak çok zengin bir Yozgat kültürü var. Bunun somut olmayan miras olarak UNESCO listelerine kaydının hızlı bir şekilde yapılması lazım. Nitekim Yozgat'ın çok güzide bir kültürü olan Çiğdem Günü Nevruz bağlamında UNESCO'nun listesi kaydedilmiştir.
Keza Yozgat âşıklar, âşıklar geleneği içinde kayıtlıdır ama daha spesifik kaynaklar da var. Somut mirasta biraz önce söylediğim gibi Tavium'dan başlayarak, Alişer Öğü'nden başlayarak, Kerkenez'den başlayarak çok önemli alanlar var. Keza biz Çapanoğlu mirasının da sahibiyiz. Yozgat'ta. Çapanoğlu Camii'nden başlayarak Emirci Sultan tekkesine kadar çok geniş 11. 12. yüzyıla kadar Selçuklu beylikler kümbetlerine kadar uzanan bir de Türk mirası var bu bölgede. Bunu da dikkate almak lazım. Öbür yandan doğal miras olarak Yozgat çok güçlü. Mesela doğal miras alanında bu Yozgat Çamlığı Türkiye'nin ilk Milli Parkı'dır ve endemik türleri vardır hem flora hem de fauna bakımından.
Ardından Çayıralan'ın, ardından Akdağmaden'inin, ardından Aydıncık'ın, Çekerek'in o kadar güçlü bir doğal mirası var ki biz bunu hem UNESCO'nun doğal miras listelerine kaydet ettirebiliriz. Hem de maf biyosfer rezervlerine kaydettirebiliriz. Mesela çok önemli doğal oluşumlar var Yozgat'ta. Bunlardan birisi Kazankaya Kanyonu hakeza çok görkemli çok önemli bir yapı. Jeopark olarak neden UNESCO'ya sunulmasın. Mesela onu dikkate alabiliriz.
Yozgat'ın sulak alanları, gölleri Ramsar alanı olarak kaydedilebilir. Yozgat'ta Bozok Üniversitesi var. Çok önemli çalışmalar yapıyor. Bunların bir bölümü UNESCO Kürsüleri kanalıyla buluşabilir. Yozgat aynı zamanda yazma eserleriyle değerli bir ildir. Buradaki yazma eserlerinin de Dünya Birliği programı var, UNESCO'nun. Ona kaydedilebilir. Bütün bunlar ne yapar diye sorduğumuz zaman mesela yaratıcı şehir olabilir Yozgat.
Bütün bu imkanlarını kullanarak halkın refahını güçlendirmek, Yozgat halkının. Mesela özelde söyleyelim, Yozgat göç veren bir şehir olarak söylüyoruz. Neden göç versin buradaki kalkınma hamleleri başarıya ulaşırsa ve buradaki kalkınma hamlesiyle dışarıda maişetini aramak mecburiyetinde kalmazsa Yozgat insanı diye bakmak lazım. Dolayısıyla yerinde kalkınmanın da en iyi imkanlarını UNESCO'nun bu programları pekala sunabilir.
Yozgat şu ana kadar yani hem öğrenen şehirler zirvesiyle hem Sarıkaya Roma hamamını geçici listeye aldırmış olmasıyla UNESCO açısından önemli bir merhale. Tabii Çiğdem Günü'nün Nevruz listesinde olması da dahil olmak üzere önemli adımlar attı. Bundan sonra da “ hızlı bir şekilde bu adımları sürdürürse daha güçlü bir kalkınma hamlesine doğru adım atmış olur.” diye ümit ediyoruz ve başarılar diliyoruz.”
Programda konuşan Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar, zirvenin Yozgat’ın kendi değerlerini yeniden keşfetmesine önemli katkılar sağlayacağını belirterek bir şehrin gerçek gücünün, sahip olduğu kaynakları nasıl anlamlandırdığı ve nasıl geleceğe taşıdığıyla ilgili olduğunu ifade etti. Rektör konuşmasının devamında özetle şunları söyledi :
“Yozgat’ın sahip olduğu potansiyel; doğru bir vizyon ve iş birliği ile yerel kalkınmaya, aynı zamanda ülkemizin ve hatta dünyanın dönüşümüne katkı sağlayabilecek niteliktedir. Üniversite olarak biz de bu sürecin merkezinde yer alıyoruz. Bilgiyi üreten, paylaşan ve sahaya yansıtan bir yapı olarak şehrimizle birlikte öğreniyor, birlikte gelişiyoruz. Öğrenen şehir olmak; geçmişini unutmadan geleceğe yürüyebilmektir. Yozgat da tam olarak bu yolda ilerlemektedir. Bu zirvenin Yozgat’ın değerlerini geleceğe taşımasına katkı sağlamasını temenni ediyorum.”
Zirve kapsamında “Hayat Boyu Öğrenmenin Geleceği ve İyi Uygulama Örnekleri” ile “Öğrenen Şehir x Anadoludakiler: Anadolu’nun Üretim Hafızasını Geleceğe Taşımak” başlıklı paneller de düzenlendi.
Panellerde, hayat boyu öğrenme politikaları, yerel kalkınma uygulamaları, Anadolu’nun üretim ve kültürel hafızasının korunarak geleceğe aktarılması ile şehirlerarası iş birliğinin geliştirilmesi konuları ele alındı.
Katılımcılar, bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunurken, yerel kalkınmaya yönelik farklı uygulamaları değerlendirme fırsatı buldu.
Sergi alanında ise Yozgat’a özgü ürünler katılımcılarla buluştu. Akdağmadeni Belediyesi’nin standında yer alan Serhat Yolcu, Akdağmadeni salebinin özelliklerinden söz etti. Yolcu, "Türkiye’nin en kaliteli salebi olan Akdağmadeni salebini biz genellikle şehir dışında fuarlarda, festivallerde, programlarda bugün olduğu gibi hem anlatmaya hem tanıtmaya çalışıyoruz. İnşallah ilerleyen zamanlarda UNESCO programlarına dâhil olup Akdağmadeni salebini en iyi şekilde anlatmaya çalışacağız" dedi.
Salebin topraktan çıkarılış ve işleniş sürecini de anlatan Yolcu, "Akdağmadeni salebi toprakta doğada kendiliğinden çıkan endemik bitkiler grubuna giriyor. Mayıs Haziran aylarında salep topraktan çıkmaya başlayacak. Çıktıktan sonra biz bunu yıkıyoruz. Yıkadıktan sonra kara kazanlarda kaynatıyoruz ve kurutma aşamasına geçiyoruz. Kuruduktan sonra taş değirmenlerde öğütüyoruz ve paketlemesini yapıyoruz. Dondurmanın hammaddesi saleptir. Maraş dondurmasına aromasını veren bizim Akdağmadeni salebidir. Son zamanlarda Türkiye’deki dondurma yapım aşamasındaki kafeler ve pastanelere satışları yapıyoruz. Bu da Yozgat’ın ve ilçemizin tanıtımına çok katkı veriyor" diyerek konuya dikkat çekti.
Ülkemizde ilk kez Yozgat’ta düzenlenen zirvenin, başta Yozgat olmak üzere TR72 Bölgesi’nde yeni iş birliklerine zemin oluşturması, şehirlerin öğrenme temelli dönüşümüne katkı sunması ve yerel kalkınmada yeni bir vizyon oluşturması bekleniyor.









