Bir Pagan festivali mi; Hedonik bir tüketim aldatmacası mı, yoksa sıradan bir romantik ifşaat vesilesi mi?
Evet. Soruları böyle sivri uçlu sorunca, doyurucu bir cevap için de köklü bir araştırma yapmak gereği hasıl oluyor. Ne var ki, yer ve zaman darlığı sebebiyle bizim bu köşede böyle bir imkânımız yok.
Öte yandan, dini, dili ne olursa olsun tüm kapitalist-tüketim toplumlarında, sayıları giderek artan büyük kitlelerin “kutladığı” bir gün haline geldiği de aşikâr bu “sevgililer gününün”. Hele de yukardaki soruların çağrıştırdığı bu ihtilaflı karakteri de gözönünde tutulunca kısaca irdeleme gereği de kaçınılmaz oldu.
Kendimi her ne kadar ne bir pagan festivali kutlayıcısı ne de hedonik bir tüketici olarak görmememe karşın, bu yaşta bile romantizmin pençesinden kurtulamamış biri olarakta hissederim. Belki de bu yüzdendir ki evvelden yazdığım “sevgi ve sevgili” temalı şiirimi de aşağıda yayınlamaktan geri duramadım.
Ancak, önce şu sevgililer gününün kökeni nedir; özellikle de sık sık öne sürüldüğü gibi gerçekten esas orijini Hristiyan Liturjisinde midir sorusuna yine telgraf stiliyle kısa kısa değinelim.
Dediğim gibi, yaklaşık yirmi yıl önce adı sanı bilinmeyen Sevgililer Günü, gün be gün “sevgililerin” birbirlerine hediyeler, çiçekler veya kartlar yoluyla özel sevgi gösterdikleri bir gün haline evrildi.
Her yıl 14 Şubat'ta kutlanan bu günün, orijini itibariyle ilk kez Hristiyan dininde ortaya çıktığı iddia edilir. Buna göre Papa I. Gelasius tarafından, 496 yılının 14 Şubat gününde Aziz Valentine’in kutsanması vesilesiyle “Valentin Günü” ilan edilmiş ve bugün de tüm batı ülkelerinde “Valentin’s Day” olarak kutlanmaktadır.
Ancak bu Wikipedia tarzı; bazı bölümleri doğru diğerleri uydurma olan bilgilerden biraz daha derine inip araştırıldığında görülecektir ki, hristiyan tarihinde Aziz Valentin adında bir değil birkaç kutsal figürden bahsedilmektedir; yani (mesela Afrikalı Hristiyanların hz. İsa’yı zenci olarak bilip ve de öyle resmettikleri gibi) her bölge kendine göre bir Valentin figürü yaratmıştır. Yani sözün özü bu Hristiyan Liturjisinde birçok ana başlık altında saklanmış “apokrif” (yani ispatı mümkün olmayan) menkıbelerde de görüldüğü gibi aslında böyle Aziz Valentin diye birine ait hiçbir biyografik bilgi yoktur.
Menkıbenin ana teması, insana dair “sevgi ve sevgili” olduğu için tarihi biraz daha deşeleyerek Hristiyanlık öncesine de bakmakta da yarar var. Aynen! Eski Ansiyen Roma’da da doğurganlık festivali biçiminde kutlanan ve Roma'nın kadın ve evlilik tanrıçası Juno ve doğa tanrısı Pan onuruna 15 Şubat'ta kutlanan sevgi temalı bir festivalden de söz edilmektedir. Romalı şair Tacitus’un anlatımına göre, evlenmemiş genç kadınların isimleri büyük bir kaseye atılırdı. Daha sonra evlenmemiş erkekler sırayla isim çekerdi. Festival boyunca, eşleştirilen iki genç insan birbirlerinin partneri olurdu. Akinolu Tomas veya Petrarca gibi ortaçağ teologlarının yazımlarından, 496 yılında bahsi gecen Papa Gelasius’un bu pagan festivalini yasakladığını biliyoruz. Acaba yasağı meşrulaştırmak için bu Papa böyle bir Aziz Valentin hikayesi mi uydurdu diye de düşünmeden edemiyor insan. Neyse.
Öte yandan, kapitalist tüketim toplumunun talancı-tükettirici iklimi altında inleyen tüm hristiyan, müslüman, budist, vb. ülkelerinde kutlanan bu sevgililer günü, bildiğim kadarıyla sadece İran, Malezya, Hindistan'ın bazı bölgeleri, Pakistan ve Suudi Arabistan'da dini nedenlerle yasaklanmıştır. Ancak sevgililer günü, pratikte oralarda bile, birazda galiba yasak olduğu için, kapalı veya yarı açık kapılar arkasında her yerden daha yoğun şekilde de kutlanmaktadır.
Dinlere veya dinler öncesi festivallere de atfedilse, “sevgi ve sevgili” teması genelde insanoğlunu özelde ise duygularını mısralarda artiküle etmeye meyilli insanları hep cezbetmiştir. Ben de yıllar önce öyle bir hâleti ruhiye içinde kaleme aldığım şu satırları bu gün vesilesiyle bir kez daha tozlu raflardan indirdim.
ZÜLFÍYAR’A METHIYE
Sarı sarı seken
Güzel kanaryam
Tatlı dilli
Seren sözlüm
Yeşil yeşil bakan
Güzel manolyam
İçkin ruhlu
Sulu gözlüm
Ve de
Acı bademim
Leydi Janet'im*
Ona rağmen
Vazgeçilmezim
Çünkü
Oğulların Ana’sı
Küçüklerin Oma’sı**
Çalıkuşum, gelinciğim,
Kardelenim, sevinciğim
Hayatımın yeganesi
En duyarlı yerimsin sen
Yani: sol inciğim!
Hüseyin Susam
Amsterdam, 10 Nisan 2014, 09:30
Sabah işe giderken, bisiklet üstünde
*Leydi Janet, Karayip Adaları’nda yetişen, özgün aromalı bir çeşit cin biberi
** Oma: Hollandaca’da Babaanne anlamında









