GAZETECİLER KADIKÖYDE HAYKIRDI: GAZETECİLİĞE ÖZGÜRLÜK, ÜLKEYE DEMOKRASİ İSTİYORUZ

GAZETECİLER KADIKÖYDE HAYKIRDI: GAZETECİLİĞE ÖZGÜRLÜK, ÜLKEYE DEMOKRASİ İSTİYORUZ

İstanbul Kadıköy'de tutuklu meslektaşları için bir araya gelen gazetecilerin yürüyüşü polis engeliyle karşılaştı. Eylemde okunan basın açıklamasında "Bu hukuksuzluklardan payını sadece gazeteciler değil, toplumun tamamı alıyor" denildi, gazetecilerin talepleri sıralandı.

Yoğun yağışa rağmen eylem alanında toplanan yurttaşlar, gazetecilere yönelik baskılara karşı sloganlar attı.Çok sayıda gazetecinin yanı sıra aralarında siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcilerinin de yer aldığı eylemde, polis alanın etrafını barikatlarla kapattı.

Yürüyüşe izin vermeyen emniyet yetkilileriyle yapılan görüşmelerden sonuç çıkmadı.

"BU DERT SADECE BİZİM DEĞİL, MEMLEKETİN DERDİ"

Mehmet Ayvalıtaş Parkı’ndan Kadıköy Rıhtım’a yürüyüşün polis engeliyle karşılaşması nedeniyle basın açıklaması park alanında okundu.

Açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugün size ne istatistiklerden ne de haberlerimizden bahsedeceğiz. Yıllardır yazıyor, anlatıyoruz. Yolsuzluğa, usulsüzlüğe, haksızlığa, kayırmaya, torpile, istismara, çetelere ve daha birçok meseleye ışık tuttuk, halkın bir kuruşu daha çalınmasın, bir günü daha heba olmasın diye çabaladık. Biz gazeteciler, bugüne kadar elimizden geldiğince derdi olan herkesin derdini dinledik, yazdık; duyurmaya çalıştık. Şimdi bizim büyük bir derdimiz var ve bu dert aslında sadece bizim değil, memleketin derdi.

Gazetecilik mesleği ağır bir baskı altında. Medyanın büyük çoğunluğunun iktidar kontrolüne alınmasının ardından, bugün geldiğimiz noktada gazetecilikte ısrar eden bizler, hedef tahtasına oturtuluyoruz. Teslim olmadığımız, hizaya gelmediğimiz için bize gazeteciliğin bedeli ödetiliyor. Bu bedeli ödeyen son gazeteci BirGün muhabiri İsmail Arı oldu. Ailesini bayram ziyaretine gittiği Tokat’tan alelacele gözaltına alınıp Ankara’ya getirilen arkadaşımız, bir gün boyunca sorgulandıktan sonra 22 Mart Pazar gecesi tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildi. İsmail Arı da Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve diğer birçok meslektaşımız gibi “gazetecilik suçu” nedeniyle demir parmaklıkların ardına gönderildi.

Gazetecileri susturmak için kanunların art niyetli ve zorlama yorumlarla araçsallaştırıldığı günlerden geçiyoruz. Özellikle “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarının gazeteciliğe yönelen başlıca tehditler olduğuna şahitlik ediyoruz. Bu suçlamalar bir yandan basın özgürlüğünü ve halkın haber alma hakkını hedef alan birer silah olarak kullanılırken, diğer yandan da istisnai durumlarda uygulanması gereken adli tedbirler, söz konusu “makbul görülmeyen gazetecilik” olduğunda hiç düşünülmeden devreye alınıyor.

Yıllardır bu mesleği yapan, yeri-yurdu belli olan, vaktinin çoğunu adliye koridorlarında geçiren biz gazeteciler, savcıların talebi ve mahkemelerin kararı doğrultusunda “kaçma şüphesi bulunan şüpheliler” olarak tanımlanıyoruz. Bugün Türkiye’nin yargı sistemi, son derece ölçülü ve dikkatli şekilde başvurulması gereken tutuklama, ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı gibi özgürlüğü kısıtlayıcı adli tedbirleri, mutlak cezalandırma anlayışının keyfi pratiklerine dönüştürmüş durumda. Bu hukuksuzluklardan payını sadece gazeteciler değil, toplumun tamamı alıyor. Yargı erki üzerinden yürütülen bu hukuksuzlukları kabul etmiyoruz.

Biz gazeteciyiz; elimizdeki kalemden, dilimizdeki sözden başka bir şeyimiz yok. Böylesi bir atmosferde yazdığımız herhangi bir cümle nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanabileceğimizi biliyoruz. Okuduğumuz bu açıklamanın içinden bile bizi hedef haline getirecek bir bahane üretilebilir. Biz, başımıza gelebileceklerin farkındayız. Buna rağmen yazıyoruz, konuşuyoruz. Ve yazmaya da konuşmaya da devam edeceğiz. Çünkü korkmuyoruz. Çok cesur ve gözü kara olduğumuzdan ya da kahramanlığa soyunduğumuzdan değil. Korkmuyoruz çünkü gerçeklerin gücüne ve halkın demokrasiye sahip çıkan iradesine inanıyoruz. Okurumuzun, halkımızın bizi yalnız bırakmayacağını, bize sahip çıkacağını biliyoruz."

TALEPLER SIRALANDI

Basın açıklamasında gazetecilerin talepleri şöyle sıralandı:

"Taleplerimiz açık ve nettir:

Tutuklu tüm gazeteciler bir an önce serbest bırakılmalıdır!

Basın özgürlüğünün üzerindeki baskılar son bulmalıdır!

Hukuku ayaklar altına alan keyfi cezalandırma pratiklerinden derhal vazgeçilmelidir!

Gazeteciliğe özgürlük, ülkeye demokrasi istiyoruz!

Ve bir kez daha haykırıyoruz: Gazetecilik suç değildir!"

29/03/2026 17:28
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ