Siyasilerin, yöneticilerin komisyonlardaki görüşmelerinde ifade edilen Türkler-Kürtler-Araplar, bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla oluşturulacak doğal ittifak ifadeleri son derece sorunlu ve beka-ülke birliği için son derece zararlı ifadelerdir.
Türkler-Kürtler-Araplar vs. ittifakı küresel güçlerin projesidir. (BOP). T.C. vatandaşlığı etnik gruplar topluluğu değildir. Bu devlet kimliklerin pazarlık masasında birleşmesi ile kurulmamıştır.
Yüce Türk devleti, İMF-Çok uluslu şirketlerin ve küresel güçlerin koridorlarında asla kurulmamıştır. Emperyalist güçlere haddini bildiren milli kahramanımız Atatürk ve silah arkadaşlarının önderliğinde kurulmuştur. (Çok ağır bedeller ödeyerek). Bu savaş uluslararası emperyalizme karşı şerefli bir mücadeledir.
Küresel güçler tekrar bölgeyi kimlik eksenli tasarlamaya çalışmaktadır. Türkiye Cumhuriyet’ini bölgelere ayıran akademik haritalar tesadüf değildir. Devletin dili, ortak aklı kimlik tarif ederken dikkatli olmazsa dış müdahale alanları genişler. Ülke yönetimi içeride etnisiteye indirgenirse dışarıdan kolay yönlendirilir.
-Ortak kimlik korunmalıdır.
-T.C. devleti kapsayıcıdır.
Ülkede birlik beraberlik kimliklerle ya da etnik ifadelerle değil, her vatandaşımıza adil davranan hukuk devleti ile olur.
-Mesele parti meselesi değildir.
-Bu mesele ülkenin ve milletin geleceği meselesidir.
Türk devleti kimlik koalisyonu değildir. Tarihsel bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı esas alınmalı, Türk milleti kavramı zayıflatılmamalıdır. Birlik beraberlik, kimlik sayarak değil her vatandaşımızın temel hak ve özgürlüklerini, yasalar ve anayasal haklarını adaletle koruyarak olur. Anayasanın 66. Maddesi bir etnisiteyi değil bu topraklar üzerinde yaşayan herkesi kapsayan milli iradeyi temsil eder.
Düşünen insan, inançlı insan, vatansever insan yaşadığı çağdan sorumludur. Bu sorumluluk duygusu ile tarihi çağrımız siyaset üstüdür.









