Yasin Ali ER

ÇİZGİ

HARCANANLAR !

            Hemen yanıbaşınızdadırlar, ya da karşınızda! Hatta kim bilir belki de farkında olmadan siz harcadınız. Kendiniz dahil... Aile fertlerinden başlayarak etrafınızdakileri ve belki gözünüzden sakındığınız öz be öz yavrularınızın herhangi birini veya hepsini birden!

            En küçük hatasını, sakarlığına bağladığınız kaçlarca tane yakınınız olduğunu, gözünüzün öne bir getirin hele...

            En masum kaçış veya kaçamağını, sahtekârlığına bağlayarak yerin dibine soktuklarınızı hatırlayınız hele...

            En kalbî itirazını isyan, en samimi önerisini akıldânelik veya ukalalık, en vicdanî talebini yüzsüzlük olarak suratına çarptıklarınızı sıraya dizin hele...

            Harcamış olabilir misiniz?

            En muhtaç olduğu anda, sırtınızı döndüklerinizi düşünmeseniz de olur. Dardakini, zordakini görünce, bir talebi olur korkusuyla, kaldırım değiştirdiklerinizi de hesaba katmayınız.

            Zaten kendinize yakıştırmasanız öyle davranmazdınız.

            Üstünden geçen zamana göre ah edilen, oflanılıp puflanılan pişmanlıklar var ya? Dönüp bir bakınız bakalım, harcadıklarınızdan neler dikilecek karşınıza... Sorgucusu da kendiniz, yargıcısı da kendiniz, savunmacısı da kendiniz olunuz, hatta biz OLALIM da görelim.

             Kimse, kendisine ya âdil sorular yöneltemeyecek, ya doğru cevaplar veremeyecek, ya da hüküm verirken âdil olamayacaktır. “Hadi canım sen de” diyebilecek kadar boşvermişlik içindekilere lafım yok.

             Toplumsal meselelere hassasiyetle yaklaşabilmek için kişinin kendisiyle de sorumluluğunu sırtlandıklarıyla da doğru iletişim kurabilmiş olması lazımdır. Bu da kendine bile tarafsız yaklaşmayı başarabilmekle mümkündür.

              Çocuklarımızı testlerde yarıştırırken, en birinci olmanın her yolunu denemelerini istedik. İlk bakışta doğru gibi gördüğümüz bu yaklaşıma, hırs ilave etmemek gerektiğini düşünmeden!

              Sonuçta hayatın her aşamasını yarış sayan bir kafa türettik.

              Ticaretteki yarış, rekabette kuralsız ve her türlü oyun...

              İş kapma yarışı, “dayı”dan kart koparma katakullisi...

              Makamları elde etme yarışı, benim olsun da kimin olmazsa olmasın mantığıyla...

               İhalelerdeki yarış, el öpmelerle öptürmeler arasındaki hassas cambazlığı iyi bilme puştluğuyla...

               Kötüyü kendine siper edip, daha kötü olmayı hak sayma cingözlüğünden sıyrılmadan...

               Liyakat çiğneyicilere kinlendiğinden, liyakat ölçeğini kendisi de yok sayarak...

                Diğerlerinin konumlarındaki yükselişlerin hakkaniyet dışı kayırmacılıklarla olmasını, fırsat bulduğu an kendisine de isteyerek...

                Başkalarının her kutsalı istismar ederek elde ettiklerini eleştirmesine rağmen, yeri geldiğinde aynı yola tevessül ederek...

                Ne toplumculuk vaazlarınızın, ne milliyetçiliğin faziletlerine dair söylemlerinizin, ne de dürüstlük öğütlerinizin kıymeti olabilir.

                Aile anlayışının bile çekirdek seviyelerine indirgendiği bir devranda, o dört duvarın dışındaki olan bitenleri umursamaz hale getirmişsek...

                Ben dahil, kardeşlik, akrabalık ve komşuluk ilişkileri bile bitirilerek, sorumluluk alanlarımız daraltılmışsa...

                Vicdanî mes’uliyet sınırlarının ölçüleri düşürüldükçe...

                Vatan sevgisi, vatanperverlik, vatan için vericilik ve bütün fedâkârlıklar da LÜZUMSUZ FAZLALIK derecesine iner!

                O da yoksa, zaten millî mefkûrelerle insanın alakası kalmaz. Hangi milletten olursa olsun, hangi dine mensup olursa da öyledir.

                “Menfaatini düşünmeyen ahmaktır” güdüklüğü içinde kanaati kaybedince, toplumculuk kendi kendine çekip gitmiştir. “Kendi gitti, ismi kaldı yâdigâr” meselindeki gibi vesselam!

 

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ