Bana birisi sorsa; “Bir toplumun en zayıf anı ne zamandır? Cevabımı bir kaç cümlede şöyle verirdim: Mevcut demokratik gelenekleri olan bir toplumun en zayıf anının mili, manevi değerine bayrağına, bağımsızlığına, vatanına içeriden ve dışarıdan ciddi bir saldırı durumunda, iktidarıyla, muhalefetiyle bir ve beraber tepki verememe anı’dır. Bugün ülkemizde böyle bir tepki olduğunu söylemek fazla iyimserlik olur. Oysa en başta saydığım değerler varsa iktidar, ve muhalefet var olur. Onun için her siyasi parti millet adına bu değerleri korumayı birinci görev kabul etmelidir. Özellikle de Ortadoğu’da ve dünyada çok stratejik bir konumdaysanız bu görev ve sorumluluk bir kat daha önem arz eder. Bugün siyaset sahnesinde olan bütün partilerin böyle durumlarda, hiçbir parti ya da kişisel çıkar hesabına girmeksizin birlikte hareket etmeleri gerekir. Bunu yapmadığınız zaman terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin elini zayıflatırsınız.
Şunu herkesin iyi bilmesi gerekir ki, Türkiye Cumhuriyetini hedef alan terör örgütünün amacı ülkemizi bölmektir. Bunu basit demokratik hak talebi sosuyla önümüze sunsalar da, bunu yiyecek kadar saf olmadığımızı belirtmek isterim. Terör örgütünün asıl amacı; Türkiye Cumhuriyetinin eşit, saygın vatandaşları olan Kürt halkının daha fazla demokratik haklar kazanması değildir. Asıl amacı, desteğini aldıkları emperyalistlerin Türkiye Cumhuriyetini yıkma planına sadakatle hizmet etmektir. Bu gerçek karşısında, siyasi partilerin kendi iç çekişmeleri bir kenara bırakıp öncelikle artan terör tehdidini bertaraf etme konusunda ortak hareket etmelidir.
Terörsüz Türkiye her aklı başında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının reddetmeyeceği bir hedeftir. Ancak Terör örgütünün TBMM’deki temsilcilerinin müzakere süreçlerini sabote edici talepleri sürece zarar vericidir. Terör örgütü bu durum karşısında şımarık ve provakatif tutumunu sertleştirmiş bulunmaktadır. TBMM’de kendilerini temsil eden parti sözcüleri de söylemleriyle bu durumu köpürtmekten geri durmamaktadırlar. Bu iyi niyetten yoksun tutum kabul edilir değildir. Mücadele biçimi yasalarla sınırlı güvenlik güçlerimiz ile hiçbir kural tanıyamayan şımarık terör örgütünün karşı karşıya gelmesinin önüne derhal geçilmelidir. Bölücü terör örgütünün Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan vatandaşlarımızın huzurunu bozmasına izin verilmemelidir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde hür, bağımsız ve kardeşçe yaşamamızın sembolü şanlı bayrağımız bize şehitlerimizin kutsal emanetidir. Bu yönüyle manevi değeri hepimiz için olabildiğince büyüktür. Şanlı bayrağımıza saldırı kabulü mümkün değildir. Bu tür saldırılar en ağır şekilde ve caydırıcılığı yüksek cezalarla cezalandırılmalıdırlar. Cezalandırılsın ki, asla böyle bir teşebbüsü hiç kimse aklından geçirmesin.









