Şükürler olsun, bu kış mevsimi yağışlar bakımından sevindirici geçiyor. Bunun bir tarım ülkesi olan ülkemiz için tarımsal üretimimizde verim artışına, içme, sulama baraj ve göletlerinde su seviyesinde yükselişlere katkı sağlamasına neden olacaktır. Yaklaşan bahar mevsiminde de aynı yağışların devam etmesi hepimizin ortak dilediğidir. Tabii ki geçtiğimiz yıllarda yaşanan kuraklığın olumsuz etkisi, bir yıllık düzenli yağışlarla düzelecek olmasını beklemek de aşırı iyimserlik olur. En az on, on beş yıl düzenli yağışlarla istenen seviye ulaşılabileceğimiz gerçeğini unutmamalıyız. Merkezi ve yerel yönetimlerin bu konuda gerekli tedbirleri süratle alması kaçınılmazdır. Suyun hayat kaynağımız olduğu gerçeği asla unutulmamalı, su kaynaklarımızın kullanımı konusunda iş ve eylem birliği sağlanmalıdır.
Su yönetimi ve verimli kullanımı konusunda merkezi yönetim ile yerel yönetimler tam bir mutabakat ve uyum içerisinde, gerçekçi, akılcı, sürdürülebilir, bilimsel politikaları zaman geçirmeden hayata geçirmelidir. Bu konudaki dünyadaki bilimsel çalışmalardan ve Üniversitelerimizin akademik çalışmalarından yararlanılmalıdır. Mega kentlerimizde yerel yönetimler, mevcut içme ve kullanma su rezervleri göz önünde bulundurarak yeni yerleşim alanlarına izinleri gözden geçirmelidirler. Yerel yönetimler ve merkezi yönetimler özellikle imara açılacak alanlara verilecek izinler konusunda daha duyarlı hareket etmelidir. İmara açılacak alanlarda Toprak Koruma Kanunundaki kriterleri tavizsiz uygulamalı, tarımsal üretimimizi azaltacak, bizi gıdada dışa bağımlı hale getirecek uygulamalara derhal son verilmesi gerekir.
Büyük Şehir Yasasıyla Köylerimizi yutan, tarımsal üretim faaliyetlerini baltalayan, tarımda istihdamı azaltan bu yanlışdan bir an önce kurtulmak gerekiyor. Bu yanlışın acı sonuçlarının etkisi; şehirlerimizi de yaşanmaz hale getirmiş olmakla hissediyoruz. Yine bununla alakalı olarak, ülkemiz genelinde imar izinlerinde yağmur ve kar sularının israf edilmeden kullanımına uygun mimari projelerin zorunlu olduğu düzenlemeleri hayata geçirmek gerekiyor. Ülkemizde sele maruz kalanlar hemen tesbit edilerek, orda varsa yerleşim yerleri, daha güvenli yerlere taşınarak boşaltılmalı, yerine ise suyu dizginleyip, içme, kullanma ve tarımsal sulamada kullanmaya yönelik projeler üretmek mümkündür. Akıl ve bilimin ışığında bu tedbirleri almamız geleceğimiz için elzemdir. Enerjimizi daha yaşanır bir dünya için kullanacağımız zaman sürecinden geçiyoruz.









