Şanlıurfa ve hemen ardından Kahramanmaraş’ta meydana gelen, tüm milletimizi derinden üzen kanlı olaylar karşısında insan ister istemez şu soruları sormadan edemiyor.
Biz neden bu hale geldik? Okuluna çantasında kitap, defter, kalem götürmesi gereken öğrenci neden suç aleti götürme gereği hisseder? Hadi hissetti diyelim, okula böyle girişi bu kadar kolay mı olur? Silah taşıma, bulundurma ruhsatına sahip aileler, bunun sorumluluğunu ve gereklerini neden yerine getirmez? Silaha ulaşmak, temin etmek neden bu kadar kolay? Şiddeti özendirecek TV dizileri neden bu kadar artış gösterir?
Bu soruları daha da arttırmak mümkünken, biz yetişkinlerin tüm bu olup bitenlerde hiç mi sorumluluğu olmaz? Akıl, vicdan ve ahlak sahibi herkes bu sorumluluğa sahiptir. Ayrıca da, hepimiz “yaptıklarımızdan ve yapmadıklarımızdan sorumluyuz.” Toplumlar hukuk sistemleriyle yönetilirler. Fertler bu sistemde yaptıkları iş ve eylemleri hukuka uygun yapmakla yükümlüdürler. Bir de yapılması gerektiğini yapmamaktan kaynaklı yükümlülükler var. Bu hususun ihmali ya da kasten yerine getirilmemesinin sonuçları bazen telafisi mümkün olmayan boyutlarda olmaktadır.
Yetki ve sorumluluk makamındaki kişilerin bu hususlara gereken önemi vermeleri gerekir. Millet olarak bu ve benzeri olaylardan dersler çıkarmak hepimizin görevidir. Geleceğimizin teminatı gençlerimizin bu tür travmalardan korunmak konusunda yetkilileri daha özenli davranmaya davet ediyorum. Her iki olayda hayatını kaybedenlere yüce Allah’dan rahmet diliyorum, kederli ailelerinin acılarını paylaşıyorum.









