Bizim neye ihtiyacımız var? Evet, içinde bulunduğumuz toplumsal duruma baktığımızda, ister istemez bu soru akla gelmektedir. Her alanda sorunlar yumağı içerisinde olmak insanın yaşam kalitesini düşürüyor. Geçtiğimiz yıl eğitim, öğretim yılı içerisinde ard, arda yaşadığımız okul baskınlarının acılarının tazeliği hafızalarımızda yerini korurken, Manisa Turgutluda, hem de eğitim öğretim yılı başında yaşadığımız acı olayla sarsıldık.

Milli Eğitim Bakanlığı geçmişte yaşanan acılardan hiç ders almamış olacak ki, bu olay gerçekleşmiştir. Bakanlığın merkez ve İl, İlçe, Okul yönetimleri bu olayları önlemede hiç mi önlem almaz? Ya da, bu önlemleri almak çok mu zor? Belli ki bir yönetim zaafı var bu süreçlerde. Bu konuda yapılacak ciddi inceleme ile bu zaafiyet ortaya konulacaktır. Sorumluluk yâda sorumlu makamındakiler hak ettikleri yaptırımları görürler.

Eğitim kurumlarımıza geleceğimizin teminatı yavrularımız, can güvenliği endişesi taşımadan gitmeli, veliler de, yavrularının evlerine güven içerisinde dönmeleri konusunda endişe taşımamalıdır. Bunu sağlayamayan yöneticiler, hiç kusura bakmadan, işgal ettikleri koltuklarda bir saniye daha kalmamalıdırlar. Yönetim ciddi bir iştir ve bu ciddiyete sahip olmayanların da, bulundukları makamlarda kalmaları ülke ve millet için yüktür.

Milletimiz bir yandan, çevremizdeki istikrarsız ortamın da etkisiyle ağır bir enflasyon ve hayat pahalılığının pençesinde boğuşmaktadır. Ekonomi yönetimi bu konjonktürel ortamda uygulamaya koyduğu Orta Vadeli Programda (OVP) hedefleri tutturamadığını kamuoyuna paylaşmıştır. Sebep olarak da Körfez Savaşını işaret etmiştir. Mehmet Şimşek yönetimindeki ekonomimiz işçi, memur, emekli, çiftçi ve esnaf kesimleri için hayatı yaşanmaz hale getirmiştir. Üretime dayalı bir ekonomik modele geçmeden de bu kısır döngüden çıkmanın mümkün olmadığını herkesin kabul etmesi gerekiyor. Üretime dayalı ekonomik sistem içerisinde istihdam artışı da kendini hissettirecektir.

Eğitimli, nitelikli iş gücünü ekonomik kalkınmada mutlaka etkin hale getirecek bir modeli hayata geçirmek gerekiyor. Dünyada bu modelle hızla kalkınmalarını gerçekleştiren; Almanya, Japonya, Güney Kore ve en son olarak da Çin örnekleri var. Bizde ise çok partili hayata geçişle birlikte kuru hamasi söyleme dayalı, popülist söylemin ötesine geçişi sağlayamadık. Şükürler olsun ki, Türk milletinin zamam zaman kesintilere uğrasa da, demokratik yönetim sistemi tecrübesine sahip olduğu gerçeği var. Bu durum geleceğimiz için bizi ümit var ediyor.

Millet olarak, Cumhuriyetimize, Demokratik yönetim sistemimize birlikte sahip çıkacağız. Bu duygu partiler üstü bir duygu olarak muhafaza edilmelidir. Mevcut siyasi partiler bu konuda milletimizin ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini göz önünde bulundurmalıdır. Bu konuda çok eksikleri olduğunu ifade etmek istiyorum. Millete rağmen, milletin hak ve menfaatlerine aykırı tutumlarını gözden geçirmelerini tavsiye ediyorum.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ