Bu yazımın başlığını “Bir Müftü, İki Kitap, Üç Evlat” diye yazmak da geldi aklıma aslında. Ama Kısmet ya? … “Eminim, son kararım” deyip karar kıldım böylesine.
Malum ya “Camiler ve Din Görevlileri” haftası nedeniyle, Yozgat’tan yetişen merhum müftü Mehmet BARUT’u yâd ettik. Hakkı teslim edecek olursak, bu hatırlamayı, Akdağmadeni müftüsü Abdullah ÇOLAK hatırlattı.
İnsan eseriyle yaşar elbette. Merhum müftü efendi de eserleriyle anılıyor, hayırla yâd ediliyor. Akdağmadeni yöresinde rahmetliyi bilip tanıyanlar, hayırla yad eder, örnek alır daim. Sözü, sohbeti, yaşantısı ve ilme/eğitime olan sevdasıyla. İmkanların kıt olduğu o yıllarda satırlara döker hatıralarını, kitap yazar.
Evlat kısmet olmamış ama yine de nur topu gibi öksüz ve yetim üç kişiyi, evladı gibi yetiştirir, himaye eder tabir-i caiz ise kol/kanat gerer.
Peki kimdir Mehmet BARUT?
1923 Yılında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Karaalikaçağı Köyü’nde doğar. Evvelen Kur’an-ı Kerim okuması olmak üzere ilk dini tedrisatını babası Abdülvahit Efendi’den alır. Daha sonra Çekerek Müftüsü Mehmet Efendi’den Arapça, fıkıh ve sair dini eğitimleri alır. 1957 Yılında girdiği vaizlik sınavı sonunda, fahri vaiz olarak göreve başlar. 1959 Yılında ise Diyanet İşleri Başkanlığına başvurarak mülakat sonrası müftü olarak atanır. Derken, Artova, Turhal, Kaman, Sivaslı ve Anamur (1983-1987) ilçelerinde müftülük yapar. Turhal müftüsü iken Hacca gider ve bu kutsal yolculuktaki (1967) hatırslarını not eder kağıda döker, hacc dönüşünde “Demokrat Turhal Gazetesi”nde günlük olarak yayınlanır.
1972 yılında etkilendiği, ikili soru-cevaplı olay üzerine “Hikmetin Mantığa Seslenişi” adını verdiği kitabı yayınlar. 1987 Yılında emekliye ayrılır ve 2001 yılında Anamur/Mersin’de vefat eder ve doğduğu köyüne defnedilir.
Merhum Müftü Efendi’nin çocuğu olmayınca, öksüz ve yetim kalan ağabeyinin iki çocuğunu evlat edinir, himayesine alır büyütür, yetiştirir. O da yetmez “Bacanak sen de çocuk çok, ben de yok” diyerek, bacanağının/baldızının çocuğunu da alır, yetiştirir. Böylelikle 3 evlat yetiştirir. Eğitimden mahrum bırakmaz üç evladını; “İbrahim” bürokrat olur, “Alim” vali olur. Hanımının yeğeni “Niyazi” de devlet memuriyetinde görev alır.
Büyüttüğü evladı İbrahim BARUT; eğitim süresinin sonunda devlet memuriyetine başlar. sağlık bakanlığında üst görevlere atanır, tekaüde ayrılır.
Bir diğer yetiştirip büyüttüğü, okutup, devlete/millete hizmette hâdim kıldığı ve kendisine “Efendi Baba” diye hitap eden Alim BARUT ise, mülki idare sınıfında; kaymakamlık, bakanlık bünyesinde üst görevler ve Niğde ile Sivas valisi olarak görev yaptıktan sonra emekliye ayrılır (2020).
Okutup yetiştirdiği evlatları “İbrahim” ve “Alim” devlet kademesinde üst görevlere atanırken, “Niyazi” (Ercan) de bir başka görev üstlenir kendince. İyi de yapar; kendisini büyütüp yetiştiren himaye eden Müftü Babası’nın, kutsal topraklara yaptığı zahmetli yolculuk esnasındaki notlarını, hatıralarını, gazete tefrikalarını, kendi imkanlarıyla kitap sahifelerine aktarır, eşe-dosta hediye eder (2015). Derken, 2022 Yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nca; TDV yayını olarak, Cumhuriyet Dönemi Bir Taşra Müftüsünün Hac Hatıraları’ “Hicaz Yolları” adıyla okurla buluşur. Bu yayında, merhum Müftü Efendi’nin aile dostlarından, Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Kamil BÜYÜKER’in de katkısı vardır.
Ne diyelim; hamiyetli hayırhâh müftü, hayırlı üç evlat, yayınlanan iki kitap.
Rabbim mekanını cennet etsin, Ruhu şâd olsun..
Üç evladın kulakları çınlasın!...
Kitapların okuru çok olsun!..









