Hakkı YURTLU

KEYF-İ KALEM

ÖNCELİGİMİZ YOZGAT

   Hiç kuşkusuz, Yozgat’ı  yahut Bozok topraklarını anlayıp konuşmak ve yazmak için okuyup araştırmak lazım. Kitap sayfalarını karıştırıp, elektronik ortamda  göz yormak lazım. Gerçi, elektironik ortamda/ sanal alemde yanlış da mevcut doğru da. Seçmek lazım derim. Kaynağa bakmak lazım elbette…
           Kadim şehir Yozgat’ın, ve Bozok topraklarının tarihi geçmişine inmek ve erişmek için Osmanlı arşivleri (bugünkü adıyla devlet arşivleri), temettüat (maddi varlıklar) defterleri, tahrir (yazı kayıt) defterleri, salnâmaler ( yıllık bildirim)  ve il yıllıkları” ile hemhal olup, inceleyip araştırmak oldukça elzem.  Anlaşılacağı üzere aynı amaçla tutulan veri ve istatistiklerin yer aldığı çalışmalar, yılın konuşma ve yazma diline göre isimlendirilmiştir. Bilcümle ifade edilecek olursa “Yıllık Veriler” anlamına gelmektedir.
            Osmanlı döneminde, fethedilen toprakların; nüfus, asker, mülk, hayvan varlığı ve vergi gelirlerini tespit etmek hususunda  kayıtlar öneme haiz olduğundan  “Tahrir Defterleri”  olmazsa olmaz veri kaynaklarını oluşturur. Aynı amaca yönelik olarak 1840’lı yıllarda “Temettüat Defterleri”, 1847 yılında “Salnâme” ve “İl  Yıllığı” hazırlanır ve tüm  bilgi ve veriler kayda geçirilerek paylaşılırdı. Hatırlanacağı üzere en son “Salname” de 1918 yılında yayınlanmış ve müteakiben “İl Yıllığı”na  dönüştürülmüştür.
        Nihai olarak, Yozgat özelinde  Cumhuriyet dönemi itibarıyla  arşiv ve kütüphanelerde 1968, 1973, 1994 ve 1998 il yıllıklarına rastlayabilirsiniz. Daha sonra yazılan kitap ve yayınlar kısmi bilgiler içeren mevkute ve yayınlardan ibarettir. Bu minvalde, bilgi eksikliğinden kaynaklı eleştirilere istinaden, bastırılıp yayınlanan bazı kitapların dağıtımından içtinap/imtina edildiği de bilinmektedir.
        İşte, Yozgat’ın ve bozok topraklarının yazılı kaynakları ile şifahî kaynaklarının hakkıyla incelenip yazılmaya ve paylaşılmaya ihtiyacı vardır elbette. Osmanlılar dönemimden itibaren bakıldığında, galatlı-hatalı okuma-yazmadan kaynaklı olarak  idari yapıda bâriz yanlışlılar mevcuttur.  Osmanlıca’daki noktalı harflerin bir nokta, iki nokta, üç noktalı harflerin  (b, y; c, ç,)  noktasız şekilde yazılıp, bazan da şeddeli/şeddesiz (tek-çift)  okumalarda siyakına-sibakına göre okunup söylenmesi bu hataların kaynağını oluşturmaktadır. Tâ ki,  “Galat-ı meşhur, lisan-ı fasihten evladır” sözüyle hüsn-ü kabul görürcesine… 
             Arşiv kayıtlarında ve yayınlanmış kitaplarda rastlayabilirsiniz bu tür hatalı ve ikili okuma-yazmalara. Çapanoğlu/Cebbaroğlu; Çapanzâde/Cebbarzâde..Yozgad, Yüzkat,Yüzgad….Hatta yerleşim yerleri bazında, köy ve mezra adlarına bakınca, Kayabel/Kabayel, Gölü/Güllü,Çalatlı/Cellatlı, Yortan/Bortan..Yaltı-Baltı, Yangı/Bankı… gibi. Şekil itibarıyla benzerlik taşıyan Osmanlıca (r, z) harflerine  nokta korsanız “AlibaZ”, nokta koymadan okursanız “AlibaR” olarak karşımıza çıkar. Hatta mahalle bazında da; Mutafoğlu/Muytafoğlu, Tekye/Tekke, İslambolluoğlu/İstanbulluoğlu gibi isimlerin farklı şekilde okunup yazıldığına rastlayabilirsiniz. 
       Bu tarihi kayıt ve  bilgiler doğru şekilde incelenip araştırılmadan yeni nesle aktarılırsa, hatalar kaçınılmaz olup devam edecektir şüphesiz. Özellikle Bozok Üniversitesi, akademik çalışmalarında  bu hususlarda yoğunlaşıp “Böyle olmamalı” diyerek yayınlarına özen göstermelidir. Bilgiye ulaşımın hiç zor olmadığı günümüzde, yöresel doğruları yazıp yayınlamak bir görev addedilse gerek.
       Belki de bir çoğumuz sıkılıverdi bu kelime ve cümlelerden…İsterseniz biraz da müzik diyelim ne dersiniz? Gelsin sürmeli…
       …Yozgat’ı sel almış Sorgun’u duman”…
          Yozgat deyince, müzik deyince adeta Yozgat’ın milli marşı olarak addedilen “Yozgat Sürmelisi”ni bir terennüm eyleyip mırıldanın  hadi….Çamlığın tepesindeki/başındaki ”Soğukluk”  başka ifadeyle “Soğuk Oluk” mevki’in adı nasıl “Sorgun”a dönüşüvermiş!.... Yozgat nereee, “Sorgun” nereee!…”Soğukluk” nereee, “Sorgun” nereee!... Şehir merkezinde yaşanan sel felaketinin, sel sonrası organik maddelerin tepkimeye girmesiyle oluşan duman tâ Sorgun”a mı ulaştı?...Yozgat’ı alan selin,  “Sorgun” ile ne alakası var, yanı başında “Soğukluk” varken,  öyle değil mi?.
          Konu Çamlığa gelince ülkemizin ilk “Milli Parkı” olarak ilan edilen (1958) “Yozgat Çamlığı”ndaki  “Kar Kuyusu”nu kaç kişi hatırlıyor acaba?...
 
 
OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ