Sanırım 2004 yılı idi. “Büyük Cami Rahatlayacak mı ? ve “ Şadırvan Yıkılsın Lütfen” diye iki ayrı yazı kaleme alıp paylaşmıştım okuyucularımla.
Tabi “Şadırvan yıkılsın” yazımdan eleştiri almadım da değil elbette ?. Nitekim, Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğü duyarlılığıyla yıkıldı şadırvan. Hani, demiştim ki, “Büyük Cami avlusundaki, 1964 yılında yapılan iğreti yapı. Cenaze namazlarındaki izdiham ve dar avlu. Büyük Cami 1777 yılında yapılmış ama bu şadırvan sonradan ilave edilmiştir.” Haklı çıktık, hak yerini buldu. Şükür, Büyük Cami çevresi genişletildi, rahatladı; şadırvan da yıkıldı. İyi ki oldu, iyi de oldu hani!..
Şüphesiz ki, Yozgat denilince akla Çapanoğlu/Cebbaroğlu… derken Çapanoğlu Cami geliverir. Haklılık yönü de kahir ekseriyettedir. Ecdat da bir gelenek vardı, camiler yerleşim yerinin ortasına inşaa edilir, adı da Büyük/Ulu yahut Kebir diye adlandırılır idi. Bu veçhile, Çapanoğlu Camii de; “Büyük Cami” bazen de “Ulu Cami” diye yazılıp söylenir idi. Şimdilerde ise, bu tür camilere konum itibarı ile “Merkez Cami” de denilmektedir. Yani, en merkezi konumdaki camiler büyük önem taşır idi. Bilcümle, müftülükler de bu camilerin ittisalinde/müştemilatında ya da en yakın konumda hizmet verir idi. Nitekim Yozgat’ta da böyle idi.
Yozgat “Büyük Cami”; tarihi, mimarisi, konumu ve de imam-hatip; müezzin kayyımlarıyla gözönünde olan bir ibadet merkezidir. Olması gereken de budur haliyle. Hal böyle iken, İl Müftülüğü de bu merkezde konumlandırılmalıdır. Zira, cami cemaatinin yahut ziyarete gelenlerin iletişim kurabileceği noktadır burası. Büyük Cami ile Müftülük etle-tırnak gibi olmalıdır kadim tabirle. Özdeşleşmiş kurumlardır.
Bilindiği üzere, yada hatırlanacağı üzere “Büyük Cami”, çevresinde düzenleme yapılırken, İl Müftülüğü şehrin merkezine uzak bir yere taşındı. Planda, eskiden Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan şuan ki Polis Merkezi tahsisi gündemde idi, ne oldu ne bitti bilinmez ancak, “Bilal Şahin Külliyesi” ne taşındı. Halen aynı yerde hizmet vermekte. Esasında, kamu binası, kamuya/ halka açık olur, olması gerekir. Yani, bir kapı/kemer inşâ edilirse, içeri girmekte içtinap eder, çekinirler, “Acaba özel mülk mü? diye bir istifham oluşur zihinlerde. Haklılık yönü de ağır basar hani ?. Hem de ne mana, kamu kurumunu hapsetmek kapılı mekana?. Ulaşım ve erişim bir başka sıkıntı. Bini aşkın personelin, üstelik vatandaşın. Büyük Cami’ye gelmişken müftülüğe de uğrayım, müftülüğe gelmişken tarihi ibadet merkezini de ziyaret edeyim/iki rekat namaz kılayım ümidi.
Demem o ki, İl Müftülüğü niye eski yeri olan tarihi “Büyük Cami”den, tecrit edildi, niye uzaklaştırıldı hem halktan hem de merkezden? Peki, Zor mu, eskiye avdet etmek?. Ne mimarım ne teknik eleman.Ama, kolay diye düşünüyorum. Ben değil, halk da böyle düşünüp konuşuyor. Niye koptu ya da kopartıldı “Müftülük”, “Büyük Cami”den?.
O zamandan bu zamana Yozgat haliyle bir çok müftü gördü. Gel gör ki, hiç bir müftü de, bu konuyu ne gördü ne dile getirebildi ne de halkın talebine ön ayak olup, yetkililere/ilgililere teklif götürdü. Ama, bu İl müftüsü sayın Nihat KÖK, gördüğüm ve izlenimim odur ki, görür inşallah. Zira, kendisi halkın içinde, sadece kürsüde vaaz eden bir müftü değil, namaz kıldırırken mihrapta, müezzinlik ederken mahfilde, ezan okurken minarede, hutbe okurken minberde görmek hayal değil. Hitabeti, kıraati, tilaveti ve hilkati insanı cezbediyor. Rabbim ecrini versin. İnşallah bu durumu da görür de öneri sunar, teklif götürür yetkililere/ilgililere. Bütçe sorun olmaz bence, genel bütçe, yerel bütçe. Vakıf da olur.
Belediye başkanı sayın Kazım ARSLAN’ın da konuya sıcak bakacağını düşünüyorum. Zira “Babadan öyle gördü”. Hafız olan merhum babasının, Büyük Cami ile Müftülüğün birlikte olduğunu gördüğünü gördü. Hatta, valilik-Belediye ve Bozok Üniversitesinin katkılarıyla geçtiğim yıllarda yayımlanan dört ciltlik “Yozgat” adlı kitapta, Büyük Cami’in batısında İl Müftülüğü olduğu yazılır. Yani ayıramazsınız bu ikiliyi.
Belediyenin de yer tahsisi yahut inşâsı zor değil hani, ilk etapta Hayri İnal Konağı. Kifayet etmezse bir kısmı bir başka yakın noktaya; olmadı, İstanbulluoğlu Mahallesinde boş alan var, otopark olarak kullanılıyor. Neden olmasın? Artık, inşaat yapmak zaman da almıyor, hazır her şey.
Yeter ki, istensin. Azmettin mi olur biiznillah. Bilmem ne der Müftü efendi, ne düşünür Reis bey!...









