Hakkı YURTLU

KEYF-İ KALEM

KİMLER ENAYİ

 Ne yazık ki, günümüzde “meşhur“ olmak için  “iyi adam“  dedirtmek için, sözünüze, söylediklerinize “itibar” edilmesi için tek kelime yeter “Ölmek!.. Evet, sağlığınızda sözünüze/özünüze değer vermeyenler, ölünce mevlit okuturlar, unutmayın!..

Evet “Ölmeniz” gerekiyor maalesef. Belki dünya gözüyle göremez yahut duyamazsınız ama, hakikat bu..

Hayatta iken ayakta iken, diri iken sahip çıkmadığımız, destek olmadığımız, sessizce uzaktan izlediğimiz  kişilerin, yaptıkları/ettikleri, söyledikleri manşetlere taşınıp, el üstünde tutulur adeta.. kıymet atfedilir.

Kıymete Eyvallah!..Ama, vaktinde niye olmadı bu rağbet, bu destek…Neden esirgendi kendisinden?..

Ben deyim rahmetli Erbakan, siz deyin rahmetli Muhsin başkan!.. Daha kimleeer kimler!..Kadir/kıymeti ölünce anlaşıldı ardından!...

..Ve de Hasan Celal Güzel. Devlet dairesinde yıllarca görev yapmış, üst görevlere gelmiş...Dahası   bakan…Bir başbakanlık kalmış üstlenmediği görev, dönemi itibarıyla.

Başka bakanlığa da benzemez, üstelik “Milli Eğitim Bakanı”…

Rahmetli ile 2006 yılı -sanırım- Tokat Öğretmen Evi’nde karşılaşıp el sıkıştığımızda irkilmiştim heybetinden… Rabbim gani gani rahmet eylesin.

İşte o adı gibi “Güzel” ve yiğit insan, cümleyi tersten kurup  söylemişti de çoğu önemsememişti belki de. 2013 yılında gazeteye yazdığı ‘Meğer ben ne enayiymişim” başlıklı köşe yazısı bizlere çok şey anlatsa gerek.Belki de çoğunuz okumuş, duymuştur…Yahut da duymanıza vesile olacağım acizane.  Kamuda, genel müdür, müsteşar olarak da görev yaptıktan sonra siyasete girer ve   ANAP hükümetinde  bakanlık yapmıştır .

Rahmetli Hasan Celal Güzel'in "Meğer ben ne enayiymişim!.." başlıklı meşhur yazısı, dürüst ve fedakâr bir devlet adamı olmayı ve kamu malına  sadakati "enayilik" olarak istihzalı, alaycı bir dille kaleme aldığı bir yazı.

“Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi…”

Diye başlar ve “...Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz…” diye sıralayıvermiş; teptiği imkanları, malı, mülkü, serveti;  devlet hizmetindeki devlet imkanlarını, özel işi için kullanma, mesai, izin kullanmama gibi yaptığı soyadındaki “Güzel” gibi güzellikleri …

“Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım. Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allah’ıma hamd ediyorum”

Sözleriyle tamamlar.

Devlet ve siyaset kurumundaki hizmetinde, kamu malını kullanırken gösterdiği özen, vebal, kamu hakkı, kul hakkı, kamu aracını çoluk-çocuğu için tahsis… Elbette ki söyledikleri bunlarla da sınırlı değil, uzunca metin...ve bir hayli güzellik... Merak eden okurum internet ortamında yazının tamamına ulaşabilir.

Şimdi gel gör ki, hak/hukuk, helal/haram,  ayıp/günah, vebal tanımayanlar, gününü gün edenler…Makam aracı olmadığı halde hizmet aracını makam aracı gibi kullananlar, mesai dışındaki, kamu aracını keyfi işlerinde kullananlar. Daha neleer neler?…İşe-güce gelmeyip/gönül vermeyip hak/hukuk tanımayanlar…Üstelik bunları taltif edenler…taltif edilenler, bir kez daha okumalıdır bakan Güzel’in  “Vasiyetname” gibi  sözlerini.

Boş ver desinler, “Beceremedi, becerse o da yerdi” diye ardınızdan?. Fani dünya, ..Kim ne götürmüş ki, giderken, bir kefenden gayri!.. Ha!.. Unutmadan yazayım; bilmez/duymaz mısın ki, zenginim diyenlerin, mirasçılarının defin sonrası adliye koridorlarında dolaştığını!...

Demem o ki; böyle “Enayiliğe” canım kurban…

Helal, haram; kamu hakkı, kul hakkı,  mevzu bahisse bende “enayiyim”..

 

NOT: Enayi; Arapça “Ene“ (ben) kökünden türemiş ve “bencillik” demek olup, zamanla “kendi çıkarını gözetmeyen saf anlamına dönüşmüştür.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ