Ne hikmetse, Huzurevi açmak, huzurevi açıldığını duymak huzur verir oldu. Hakikaten böyle midir acaba? Köklü aile yapımıza inat, huzurevi açınca, huzur içinde mi uyuyup, mutlu olacağız?.
Dört evladını daracık evde yetiştirip büyüten ebeveynin, yaşlanınca, evladının dört odalı evine sığmaması, Huzurevi’ne teslim edilmesi acı değil mi? Geçmişe uzanan derin aile kültürümüzle ne kadar örtüşüyor ?
Yahut çağdaşlaşmanın bir göstergesi midir? Yoksa, çok mu modernleştik?
Bugün, Yozgat’ta dahi birden fazla Huzurevi var, ilçeler de dahi. Ya da Yaşlı Bakımevi var.
Sosyal hizmet yatırımı açısından bakarsanız, elbette ki olacaktır. Kendisine bakacak kimsesi olmayanlar için elzemdir. Bakım ve sağlık hizmetleri düzenli şekilde sağlanır devlet eliyle.
Biraz düne gidelim. Osmanlı döneminde de elbette bu tür kurum/kuruluşlar var idi. Darülaceze, darüleytam, imarethane…yani kimsesi olmayanlar için barınma ve konaklama imkanı sağlayan hayrî ve sosyal kurumlar. Yaygın olarak da “ Kimsesizler Yurdu” diye bilinirdi.
Kimi, kimsesi, bakacak bir yakını olmayanlar için devletin sıcak ve hamiyetperver yüzü tebarüz edip devreye girmeli muhakkak.
Ne yazık ki, öyle bir sürece girildi ki, sonuç vahim. Açılan Huzurevleri talepleri karşılayamayınca adeta “Sırada bekleme” dönemi başladı.
Eskilerin yani büyüklerin bir sözü vardı hani, “ Allah, yokluğunu vermesin… ”
Evet, aynen öyle. Allah, yokluğunu vermesin “Huzurevi”nin...Ama, dini inanç, örf adet ve Türk aile yapısıyla örtüşmüyor, anne-babanın huzurevi’nde huzur araması. Kıt imkanlarla, dar alanlarla dört evladını yetiştiren ebeveyn, bugün evladının dört artı bir dairesine sığmaz oldu. Başka bir ifadeyle, anne-baba bir evde dört evladını büyüttü ama, dört evladının evine sığamaz oldu. Böyle bir kültür doğdu. Evlat, evinde anne-babasına bakamaz oldu. Anne-baba huzurevi’nde huzur ararken, gözleri evde kalır oldu. Dahası ve en acısı da cenazesi dahi görevlilerce defnedildi gurbet ellere. Arama-sorma zahmetine katlanan da yok…Belki bayramdaaan, bayrama!…
Huzurevi bulunmayan iller başında, Güneydoğu illeri yer alıyor. Ülke genelinde ise, 450’ye yakın bu tür kurum-kuruluşlar mevcut.
Peki, huzurevi bulunmayan iller de bu hizmetler nasıl yürütülüyor?..
Elbette ki, aileiçi geleneksel yöntemlerde yürütülmekte. Hane içinde, yetişip büyüyüp yaşlanan bireyler, hane halkı tarafından bakılır, ihtiyaçları giderilirdi. Şimdi ise kimse kimseyi kabullenemiyor, derdini çekemiyor. Aile kültürü, birlikte oturup barınma kültürü, örf, adet yok olunca, huzurevleri, huzur aranan yerler oldu .Soba etrafında toplanıp ısınılır; aynı sofrada horantacak yemek yenirdi. Sofrayla kalmadı ayrılık, çocuk odası, genç odası..Derken bir hasletimizi kültürümüzü itiverdik hep birlikte gerilere.
Bütün, bunlar aile yapısının bozulduğu, hatır-hürmetin yok olduğu, büyüklere saygının modern imkanlarla zayıfladığı/zayıflatıldığı anlamını taşıyor. İstisnai ve sağlık şartları açısından elbette ki bu kurumlar olmalı.
Ya çoluğu-çocuğu olanlara … Ya da maddi imkanı iyi olan lüks hayat sürenlere ne demeli?.
Hani bu kurumlar, kimsesizler yurdu idi…Nasıl oldu da çıktı mecraından?. Nasıl uzaklaşıverdi amacından?... Adeta sıraya geçer oldu huzurevinde barınacak kişiler. Kimse evde yaşlı istemez oldu.
Bir zamanlar "Kimsesizler Yurdu" olan bu kurumlar nasıl oldu da "Huzurevi"ne dönüşüverdi?..
Bu duygularla kaleme aldığım şiirimi paylaşmak isterim.
N’OLSUN DAHASI
Bir mabeyni vardı bir de odası
Tabanı topraktı, yoktu halısı
Şimdi dört artı bir, çok da odası
Huzur yok hanede, n'olsun dahası!...
Dört artı bir oldu, şimdi evimiz
Ebeveyne bakmaz oldu soyumuz
Sığmadı haneye; ata, beyimiz
Huzurevi doldu, n'olsun dahası!...
Horanta toplanır birlikte yerdi
Şükürde olmazdı, kimsenin derdi
Dualı dilleri, çok öğüt verdi
Öğüt dinleyen yok, n'olsun dahası!...
Evler de yükseldi arttı odalar
Kalorifer geldi, gitti sobalar
Unutuldu eş dost, hele obalar
Geçmişi unuttuk n'olsun dahası!...
Oda ayrı ayrı, yerinde herkes
Aksi bir durumda, duyulmaz da ses
Takılı kulaklık, müzik de enfes
Aynı evde tekiz, n'olsun dahası!..
Modernleşti evler, yapıldı hası
Şu çocuk odası, şu genç odası
Birlikte olmanın, geçti modası
Herkes ayrı ayrı, n'olsun dahası.
Birlikte yaşarken var idi düzen
Ar ederdi o an, düzeni bozan
Akşama dönerdi gezip de tozan
Herkes reyinde hür, n'olsun dahası!...
Dile getirmezse, yâresi azar
Susar mı "Kul Hakkı", yine de yazar
Sözünde hilaf yok, yok sarfınazar
Silkinmeli toplum, n'olsun dahası!









