Gizlemeden, eğip bükmeden söyleyip yazmak gerek. Sosyal medya yürüyüşümüzü, emoji konuşmamızı alıp gitti bizden. Belirli yaş üstü bizler tamam da “Z Kuşağı” ne yapacak?. Geçmişle bağı nasıl kuracak?. Kullandığı/kullanacağı hangi kelime, kavram geçmişten iz taşıyacak?. Merak etmiyor değilim hani?
Sanki yorulduk… yazmaktan, cümle kurmaktan?. Ya da acelemiz var, vaktimiz sınırlı, yazmaya cümle kurmaya vaktimiz yok!..Hızlı yaşıyoruz… saatlerle değil, saniyelerle saliselerle yarışıyoruz. Eskiden, ayrılış ve vedalarla “ Bay bay” der iken, şimdiler de “Bay” demekle yetiniyoruz.İkinci “Bay”a vaktimiz yok, işimiz o kadar çok ki” ikinci “Bay” kullanımdan kalkıverdi.Hızdan haz alır oluverdik son yıllarda…
Bir emoji yetiyor hepsine!..
Peki, emoji deyince!...
Japonca’da, “resim” anlamına gelen “e” ile “harf, karakter, yazılı karakter” anlamına gelen “moji” den ibaret yeni nesil bir kelime EMOJİ…Türkçe karşılığı ise, “resim karakter” demektir.
Yaptığım kısa bir araştırmada, 1980’li yıllarda doğduğu bilgisine vakıf oldum. Günümüzde ise sosyal medyanın iletişimde revaçta olanı. Elbette ki, Amerika mahreçli.
Caddede, sokakta yürürken, telefonla, sosyal medyada seyahat edenleri, artık yadırgamıyoruz, eskilerin tabiriyle dağnamıyoruz, ayıplayıp kınamıyoruz!...Alışıverdik azar azar. Yani alıştırdılar. Alışmayanlara da gerici dediler/derler... Ne diyelim, hareket halindeyken telefonla görüşenlerin ayağına taş değmesin…
Tabii ki, yeniliklere, işaretlere, işaret diline ne karşıyım ne de ırak. Geleneğimizi, kültürümüzü, bâhusus dilimizi geliştirip güzelleştirmeye, kelime ve cümlemizi unutturmaya matufsa, “Ora da dur” demek isterim.
Hele hele, bir emoji var ki, ne milli manevi değerlerle ne de kültürümüzle bağdaşmaz türden. Dua, şükür, teşekkür ifadesi belirten emoji; bazan” birleşen eller”, bazan da “açık eller” Şayet “Çıkmaz sokak” misali, kullanmaya mecbur isek de, emojilerde seçici olmak gerek diye düşünüyorum.
Yazıp, dile getirmem o ki, bir başka açıdan da, kültürümüzü bozmaya matuf çabalar içeriyor emoji.Öyle oldu ki, emoji kullana kullana, emoji karşılığını içeren dilimizdeki zenginliği itiverdik gerilere. Unutuverdik, güzel dilimizdeki, güzel kelimelerle güzel cümle kurmayı.
Tıp ki, sosyal medyada olduğu gibi.
Sosyal ağlar, mikrobloglar, görsel ve video paylaşım ağları, mesajlaşma tabanlı ağlar…
Medya deyince; latince “ orta, arada olan, aracı, vasıta” anlamı içeren “Media, Medium” kelimesinden kaynaklı olarak, günümüzde “medya” şeklinde kulanılagelmiştir. Medya şemsiye bir kavram olup, basını da içine alan, radyo, televizyon, sinema, tiyatro, internet siteleri ve sosyal medya platformlarını da kapsar.
Sosyal medya bağımlılığı, ne yazık ki, kendisine mahkum olanları özellikle gençliğin yürüyüşünü bozmuştur. Ekrana hapsetmiştir. Sosyal çevreden, eşten/dosttan ırak eylemiştir. İhtiyacı kadar değil de, saatlerce internet ve telefona mahkum olan kişi, elbette sosyalleşmeden uzak kalacaktır haliyle. Yemek, içmek nasıl bir fijyolojik ihtiyaç ise, yürümek, gezmek, hareket etmek de gereklidir sağlıklı bir vücut için. Saatlerini değil, gününü/günlerini sanal alemde geçirenler, elbette ki, fiziki çevresinden uzak kalacaktır. Sosyalliği unutup, hastalıklı bir anatomik yapıdan ırak olacaktır. Oysa ki, insan anatomisi, dik duruşu yeğler. Hatta “Dik Durmak“ deyimi de buradan türemiştir sağlık açısından. Gözler ve beyin ekrana mahkum edilirken, vücudun diğer organları pasife çekilmektedir.
Bugün itibarı ile, sosyal medya; bilgi edinme aracı olmaktan, telefon ise haberleşme aracı olmaktan çıkarak, sohbet etmek ortamı haline gelmiştir. “Amaç dışı kullanım” demek de doğru olacaktır sanırım. Sizi, acil bir iş için arayanın, hakkını ihlal ettiğinizden, erişim ve ulaşım sağlanamadığından dolayı “ Kul Hakkı”na da girmiş oluyorsunuz demektir, amaç dışı kullanım.
Sosyal medya ve emoji dilinde yeniliklere ayak uyduralım, uzak kalmayalım diye, dilimizin güzelliği ve zenginliğini hafızalardan silmeyelim. Çaylı-sohbetli buluşmalar, konumalar toplum kültürünü yaşatan ortamlardır. Ekran başında, mahkum olup, dinlemekten ziyade, topluluk içinde cümle kurup, hitap etmeyi ihmal etmek, toplum ve topluluk adabıyla örtüşmez.
Konuşma dilimizde fakirleşen dilimiz, yazı dilimizde de zenginleşmeli hep. Bu noktada, Milli Eğitim Bakanlığının uyguladığı “Dilimiz Zengilliğimiz” gibi projelerle desteklenmeli ve sürdürülmelidir. Yargı, kolluk ve tıp alanındaki yazışma dilimizin güzelliğini ve asilliğini, toplum ve kamunun diğer kesimi de sürdürmelidir.
Ne diyelim, sosyal medya yürüyüşümüzü, emojiler de konuşmamızı almasın bizden!...Yoksa kör topal, sağır dilsiz oluruz!...









