Yozgat il merkezinde, bahçe-bostan, sebze deyince akla Başıbüyüklü köyü gelir elbette. Başıbüyüklü köylüleri, eski adıyla “Baltı Özü”, şimdiki adıyla “Yozgat Çayı” boyunca, el emeği ve alın teriyle yetiştirip ürettikleri sebzeleri şehir merkezinde satarak, aile ekonomisine katkı sağlarlar.
Bu sebze yetiştiriciliği bir ara, dönemin muhtarı Menduh Özçelik ve bir ziraat mühendisi öncülüğünde dernek kurularak, Ankara yolu güzergahında basit ve seyyar tezgahlarda satışa sunulacaktı. Ne var ki, bu mini proje ve iyi düşünce akamete uğradı, dernek de feshedildi. Kısacası, sebzesiyle meşhur Başıbüyük köylüleri başaramadı ve eski usul bireysel olarak çarşı-pazarda satışa devam edildi.
Aslında, köylülerin üretmesi, üretime katkı sunması, ev ve aile ekonomisine katkı sunması oldukça kıymetli. Birinci elden, taze sebze temin edip farklı aromasıyla tüketmek de o kadar kıymetli ve sağlık açısından daha da faydalı. Bu anlamda, küçük esnafı ve kendi nam ve hesabına pazarlama yapan köylünün kutsal alın terine destek olunmalı.
Bir çok köyün kendine has sebzesi, meyvesi ve ürünü var elbette. Bir zamanlar da Topçu’nun lahanası var idi. Yerel anlamda meşhur idi. Hem iri, hem kaliteli ve kendine has aromasıyla bilinirdi.
Şimdi mi?.. Kocaman HİÇ!...
Maalesef günümüzde, köylüler de pek üretmez oldu. Zahmete katlanan da yok, köyde genç ve yetişkin nüfus da azaldı hani. Yoğurt ve yumurta bile marketten alınır hale geldi. İşte, bu noktada, üreten köylünün emeğine saygı duyup, ürününü tercih edip, destek olmak hatta teşvik etmek çok önemli.
Yozgat il merkezinde yaşayanlar bilir zaten, Başıbüyüklü köylülerini ve sebzesini…Ama, sanki rakip çıktı adeta Topaç Köylüleri.
Doğrusu “Helal olsun “ demek lazım içtenlikle. Hayırda, iyilikte ve güzel işlerde yarışıyor olmak ne güzel. Yani tatlı rekabet.
Üretmek …Üretken olmak, ne güzel…Taze ve doğal yöntemlerle yetiştirilen sebzeleri birinci elden tüketiciye sunmak çok kıymetli. Kutsal alın teri olarak değerlendirmek gerek.
Son yıllarda görüldüğü üzere, Yozgat şehir merkezinin, cadde, sokak ve pazarında Topaç Köylüleri de tezgah açıyor. Topaç Köyü, Ankara Yolu güzergahında olmasa da, şehre yakın olması yanı sıra; münbit ve verimli toprağa, yeterli su kaynağına sahip olmasıyla sebze yetiştiriciliği için oldukça elverişli. Sırasöğüt, Sıklık, Bağlariçi ve Çoraközü, sebze yetiştiriciliği için başta gelen mevkiiler…Cemil Çiçek Barajı ve köy arazisinden doğan kaynak suları da haz verip şevklendiriyor köylü üreticileri.
Topaç Köyü; domates, biber, patlıcan, salatalık, lahana, bamya ve mısır’la da sınırlı değil ürün zenginliğinde. Karpuzu ve kavunu da meşhur. Yani ürün çeşitliliği ve Pazar hareketliliği bakımından Başıbüyüklü köyünü geride bırakacak cinsten. Cadde boyunda, sokak arasında yahut Salı ve Çarşamba günü kurulan semt pazarlarında “Topaç Köylüleri”ni görmek mümkün. Belirli günlere de münhasır değil hani, her köşe bucakta rastlayabilirsiniz Topaçlı emekçilere…
Ne diyelim, tatlı bir yarış.. Biz tüketicilere düşen; yerel esnafı, kendi yöntem ve kıt imkanlarıyla yetiştirdiği, ürettiği ürününü pazarlayan ve alın teri dökenlere destek olmak!...
Satışları bol, kazançları bereketli olsun!...
Ha, az kalsın unutuveriyordum.
“ Köylü, milletin Efendisidir “









