H. Bülent PAYASLIOĞLU

AYNAMDA GÖRDÜKLERİM

KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI?

Merhaba. Diye söze başlayalım. Merhabanın anlamı kimine göre Farsçada “Benden sana
zarar gelmez!” imiş? Kimine göre de, Arapçada “selamlama” anlamını taşıyan bir ünlemmiş.
Her iki tanım da çok nazik ve insani bir yaklaşımın sinyalini vermekte olduğu için saygıyla
karşılanabilir...
Ama bana kalırsa kelimenin Arapça “haber” kelimesinin Türkçe kelimelerle “h-b-r” kökünden
“muhabere” haberdar, muhabir, kelimeleri gibi türetilmiş ve “Ne haber” anlamına gelmesi
de çok mümkün. Arabî bilgiye sahip olmadan sadece mantık yoluyla yaptığım ve
spekülasyondan öte gitmesi mümkün bulunmayan bu konunun esasını, etimolojik kökenini
bilen değerli okurlarımdan öğrenmeyi minnetle karşılayacağımı da peşinen vurgulamak
isterim…
Aslında bu yazımın konusu, önceki yazımda vaat ettiğim gibi Japonya’daki yedi yıllık
yaşamımda edindiğim bilgi ve tecrübelerimi sizlerle paylaşmak üzerine olacaktı. Ama yazıma
“Merhaba” kelimesi ile başlayınca, kelimenin kendimce anlamını dikkate alarak ve de
haberlerin hiç de iyi olmadığı yönünde yanıt alacağımı düşünerek, konuyu değiştirmek
zorunda kaldım…
Hepimizin tanık olduğu üzere, Cumhuriyet Tarihimizin gelmiş geçmiş en sıkıntılı
darboğazından geçmekte olduğumuz ciddi bir gerçektir. Öyle bir zor dönem ki, bir yandan
“Güney Sınırlarımızda Kanlı bir Savaş” ve inancımıza göre cennete uğurladığımızı sandığımız
onlarca “Civanlarımızın Acısı”, bir yandan kapımıza dayanmış “Corona Virüsü” tehdidi”,
haksız rant uğuruna yaşanan deprem felaketleri, öte yandan hijyenden fevkalade uzak
şartlarda sağlık ve güvenlik durumları bilinmeyen, 4 milyon “Göçmenin” durumu;
uzatmayalım, bir de “Ekonomik Göstergeler”, ama TUİK’nun talimata istinaden yayımladığı
değil, gerçekte yaşadığımız ekonomik göstergeleri üzerine koyduğumuzda; durun daha
bitmedi, bunların yanına bir de dost görünen ABD, AB, Rusya ve İran’ın kalleş tutumlarını da
ilave ettiğimizde, sanki önümüzde, masallardaki “Kırk Katır mı, yoksa Kırk Satır mı” gibi bir
seçenekle karşılaşıyormuşuz gibi sorular aklıma gelmeye başladı.
İleride bu noktaya dönmek üzere burada, iki nokta üst üste koyup, tarihin biraz derinliğine
davet ediyorum sizleri. Şöyle orta-lise derecesindeki basit bilgilerimize dayanarak tarihin
derinliklerine indiğimizde, hangi ulusları görebiliyoruz?
Söyleyim; doğudan batıya doğru;
1- Çin
2- İran (Persler)
3- Türkler
4- Yunan (Grek)
5- Roma (İtalya)
6- Mısır
Medeniyetleri, değil mi?
Bunlar, bilinen tarihin başından buyana, yüzlercesi bir bir ortadan kaybolup, bir yandan da
yine yüzlercesi bir bir tarih sahnesine çıkıp, tekrar yok olurken; doğal afetlere, salgın
hastalıklara, ekonomik sorunlara ve yüzlerce yıl devam eden savaşlara rağmen, varlıklılarını
bugüne kadar sürdüre gelmiş ve devlet olma erkine sahip tarihteki ender uluslardır. Ve
diyorum ki, bu uluslar devlet yapıları itibariyle tarihin sonuna kadar yaşamlarını ilelebet
devam ettireceklerdir. Bu hipotezimin felsefesine burada girmek istemiyorum, zira konu çok
uzar, gider ve asıl temamızı işleyemeyiz.

Hal böyle olunca, bu ülkelerin kendi güvenlikleri bakımından diğer ülkeler ile ilişkilerini, barış
ve kardeşlik içinde devam ettirmeleri, en hayati stratejik tercihleri olacaktır. Dolayısıyla, ABD,
AB, Rusya vs gibi ülkelerin “Kırk Katır mı, yoksa Kırk Satır mı” demesinin 16 kez küllerinden
tekrar doğmuş, özellikle biz Türkler üzerinde yıkıcı bir etki yaratması mümkün olamaz…
Bu gerçek de böyle biline…
Yukarıda savaşı ile, virüsü ile, doğal afeti ile, göçmeni ile, ekonomisi ile ve diplomasi ile ilgili
birçok sorunla yüz yüze olduğumuzu ifade etmiştim. Olay bu kadar net bir şekilde bilinip
halkımızca algılanırken, maalesef bence bu sorunlarında ötesinde karşılaştığımız çok ciddi bir
sorun daha var ortada. Ne mi; açıklayım:
Mesleği itibariyle konu üzerinde uzaktan yakından ilgisi olan-olmayan, ama namı itibariyle
sosyal medyada popüler necip zat’ı muhteremlerin, TV ekranlarında mevlithanlar gibi dizilip
ahkâm kesmelerini kastediyorum. Bu zat’ı muhteremler, hep bir ağızdan, savaşın nasıl
yönetileceğini, depremin etkisine ve virüse nasıl karşı konulacağını, göçmen sorununun nasıl
halledileceğini ve de ekonomik istikrara nasıl kavuşulacağını biliyorlar ve çözüm yollarını,
ama halkın pek anlayamayacağı bir dil ile ortaya koyuyorlar ki, pes yani… Artık bunları her
gün sabahtan akşama kadar izlemekten dinlemekten bıktık, usandık…
Yine, Putin ve Trump’ın ikili oyunlarının nasıl bozulacağını, İran Mollalarına tarihi gerçeklerin
nasıl anlatılacağını, kırk yıllık diplomattan daha iyi bir şekilde tek tek ortaya koyabiliyor, bu
bilgi bankaları!!!... Hani benim yukarıda itiraf ettiğim spekülasyonum gibi, zaman zaman ciddi
bilimsel dayanaktan da yoksun argümanlarla insanların kafalarını karıştıran, uygulanan
tedbirler konusunda ciddi kaygılara yol açan bu tür programlara, artık son verilmelidir,
diyorum…
Her akşam neredeyse tüm TV ve radyo kanallarında dizi dizi oturup, artık günün konusu ne
ise, adamlar kırk yıldır üzerinde çalışmışçasına, öyle bağıra çağıra tartışıyorlar ki, sanırsınız
olay karakolda bitecek. Seyredenler, kime inanacağını şaşırıyor, ister istemez birilerinin
tarafında yer alıp, diğer taraftakinin mat edilmesini heyecanla bekliyor, geriliyor, ama
sonuçta ne oluyor, insanların psikolojileri, dolayısıyla toplumun psikolojisi bozuluyor. Halk
“ötekiler”, “berikiler” diye taraflara ayrılıyor… Amaç ne, rayting toplamak!
Tam da birlik ve beraberlik, kardeşlik erdemlerine özlem duyduğumuz şu kritik günlerde...
Bilirsiniz, yanlış algı yaratma, asılsız bilgi yayma, casusluk, sabotaj, hatta terör yoluyla karşı
ülke halkını psikolojik baskı ile yıldıran, korkutan ve tarihin tüm kesitlerinde izlenen, belki de
savaşın en büyük tahrip gücüne sahip olan, Beşinci Kol Faaliyetleridir. Milletçe bu
propagandaları ne kadar kulak ardı edersek, etkisiz kılarsak, yukarıda saydığım tüm
mücadelelerimizden başarı ile çıkacağımızdan emin olabiliriz.
Büyük Atamızın “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilke sözünün aydınlattığı yolda birlikte yürüyerek,
ülkemizin ve tüm insanlığın güzel günlere en kısa zamanda kavuşmasını,
can’ı yürekten diliyorum.

 

OKUR YORUMLARI
Cafer OĞUZ
07.03.2020 10:27:55

Tebrikler Bülent abi

Muhsin Köktürk
07.03.2020 10:26:59

Aramıza hoş geldiniz değerli kardeşim. Sizi bu sütunlarda görmek bir mutluluk. Kaleminizin ve başarılarınızın sürekli olması dileğiyle. Saygılarımla.

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ