Ethem BARAN

TARTIŞMALARIN ORTASINDA KEMAL TAHİR –3

Kemal Tahir’in Anadolu insanını yalnızca cezaevinde tanıştığı mahkûmlar aracılığıyla tanıdığı da bir başka eleştiri konusu olmuştur. Ama onun cezaevi yıllarındaki Nazım Hikmet’le olan dostluğu, cezaevini bir okul haline getirmesi, kültür aşkını kaybetmemesi ve devamlı öğrenme süreci içinde bulunması unutulmaması gereken bir husustur.

Devlet Ana yayınlandığında büyük yankılar uyandırır; “dev eser”, “büyük roman”, “gerçek bir Türk romanı” olarak nitelendirilir. Tahsin Yücel, Yazın ve Yaşam adlı kitabında yer alan bir yazısında, Yaban’ların, Fahim Bey ve Biz’lerin, Ortadirek’lerin yayımlanmasından yıllar sonra bu yapıtın romancılığımızda bir aşama olarak kabul edilmesini eleştirir. “Kemal Tahir’in kişileri, adlarıyla gerçek olsalar bile, yaşamazlar; kahve dedikodularına aracılık etmekle görevlendirilmiş birer kukladır her biri. Yerine göre korkak, yerine göre yiğit, yerine göre uyanık, yerine göre budala olmaları bundandır. Kuklalık niteliklerine uygun olarak, en bayağı türünden eğlenceler de sunarlar bize: Gereksiz cinsel sahneler anlatının şöyle böyle beşte birini tutar.” diye yazan Tahsin Yücel yazısını şöyle bitirir: “Gerçek Türk romanından söz etmek için neden Devlet Ana’yı beklediler? Pehlivan tefrikalarının günahı neydi?”

Kemal Tahir’le ilgili söylenenler hep olumsuz yönde değildir elbette.

Cemil Meriç, Kırk Ambar’da, Naci Çelik’in Romanda Hesaplaşma’sını eleştirirken, romanın bizim iklimimizin ağacı olmadığını, millî gövdeye yapılmış bir aşı olduğunu belirttikten sonra söz konusu kitapta romana taşıyamayacağı bir yük yüklendiğini, oysa romanın ne sosyoloji ne de ekonomi politik olduğunu vurgular. Ama Naci Çelik’in Kemal Tahir’e ‘muhabbetini muhabbetle karşıladığını’ eklemeden edemez. Ve şöyle der: “Bir neslin yüz akıdır Kemal Tahir. Türk düşüncesine ufuklar açmıştır. Türk romanının en yiğit, en güçlü, en büyük temsilcisidir. Belki de çağdaş romanın demeliydim.”

Kemal Tahir’le ilgili tartışmaların bir dökümünü yapmak değil bu yazının amacı. Yalnızca bende kalanlar üzerine yazılmış bir deneme gözüyle bakılmalı…

Bir de şu:

Kemal Tahir, Kemal Tahir’den Fatma İrfan’a Mektuplar’da yer alan bir mektubunda kendisiyle çeliştiğini görürüz, ama önemli bir nedeni vardır:

“Atatürk’ün ölümüne belki herkesten fazla acıdım. Onun şahsında emperyalizmle kavga edip muzaffer olan fedakâr ve tok gözlü Türk milleti vardı. Artık hiç kimse bu macerayı onun kadar kuvvetle -gururu, demokratlığı ile- temsil edemeyecek sanıyorum.”

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ