Erdoğan BUDAK

GÖZLEM

Yozgat’ta Abdallık Geleneği Yok Oldu!

Bu başlık biraz ilgi çeker umarım.

Ama asıl mesele başlığın ilgi çekmesi değil; bu başlığı gerçekten atacağımız günlere her geçen gün biraz daha yaklaşıyor olmamız.

Ne yazık ki bu, bir abartı değil.

Bir kültürün, bir geleneğin, Yozgat’ın sesini, ritmini, hafızasını taşıyan Abdallığın sessizce yok oluşunun ilanıdır.

Geçtiğimiz gün Seyfi Çelikkaya ile birlikte Yerköy’de, Abdallık geleneğinin son temsilcilerinden Veli Metin’e taziye ziyaretinde bulunduk. Annesini kaybetmişti. Ama inanın, evde sadece bir anneye değil; bir geleneğe tutulan yas vardı. Veli Metin’le uzun zamandır tanışır hatıralarını dinlerim.

Seyfi Çelikkaya ile bir sohbetimizde Veli Metin’in rahmetli annesinin geleneğe ait hatıralarıyla göçtüğünü söyleyince bu geleneğin somut adımlar atılmadıkça yok olma yolunda adım adım ilerlediğine iyice kanaat getirdim.

Evet Veli Metin de  konuşurken sadece kendi hayatını değil, Yozgat’ın unutulan hafızasını anlatıyordu.

Veli Metin bugün Yerköy’de Abdallık geleneğini sürdüren son isimlerden biri. “Son” kelimesini özellikle vurguluyorum. Çünkü bu topraklarda bir zamanlar davulun, zurnanın, cümbüşün sesiyle büyüyen yüzlerce çocuk varmış. Bugün ise o seslerin yerini sessizlik aldı.

Bir zamanlar Yerköy Bağlarbaşı Mahallesi ile Kırşehir’in Çiçekdağı’na bağlı Köseli beldesi arasında yüzlerce Abdal yaşarmış. Davul, zurna, saz, keman çalınır; düğünler köçeksiz, sünnetler Abdalsız olmazmış. Bugün o mahalleden geriye ne kaldı biliyor musunuz?

Veli Metin’in ifadesiyle:

“270 haneydi, şimdi 12 hane kaldı. Ören oldu, viran oldu. Kırk yıllık ağaç kurumuş, kuş kalkmış, baykuşlar tünemiş.”

Bu bir mecaz değil; bu bir kültürel çöküş fotoğrafıdır.

Eskiden Abdal çocukları, daha yürümeyi öğrenmeden enstrüman tutardı. Bugün ise Veli Metin’in kendi sözleriyle çocuklar “seksek oynuyor, evlerinde ders çalışıyor.” Elbette okusunlar, elbette bir devlet kapısında iş bulsunlar. Kimse buna karşı değil. Ama sorun şu:

Abdallık artık bir geçim kapısı olmaktan çıkarıldığı için, bir kültür olarak da yaşatılamıyor.

Veli Metin açıkça söylüyor:

“Artık çocuklara müzik aleti öğretmiyoruz. Çünkü bu meslekle karın doymuyor.”

Daha acısı ne olabilir?

Yozgat’ta Abdallar, düğün çalmazsa geçinemiyor. Emeklilik yok, sosyal güvence yok, kadro yok. Geçmiş yıllarda verilen kadro sözleri tutulmamış. Başka illerde Abdal ve benzeri geleneksel sanatlara destek verilirken, Yozgat’ta bu kültür kaderine terk edilmiş. Bundan kaçımızın haberi var?

Bugün Yerköy’de zurna çalan neredeyse kimse kalmamış durumda. Taziyeden çıkarken torunun gösteriyor Veli Metin, “saz çalıyor torunum ama zurna çal diyoruz, flüt alayım bi yerden başla diyorum ama yok!” diyor ve ekliyor “benden sonra bu meslek bitmek üzere” diyor.

Düşünün…

Yaşayan bir kültür, gözlerimizin önünde yok oluyor.

Oysa Abdallık, başlı başına bir tarihi eserdir.

Canlıdır, nefes alır, ses verir.

Ve bugün yardım bekler.

Veli Metin’in isteği çok net ve çok haklı:

Bu geleneğin son temsilcilerine sahip çıkılsın.

Somut adımlar atılsın.

Bu mesele sadece Abdalların değil, Yozgat’ın meselesidir.

Çünkü Abdallık yok olursa, Yozgat bir sesini, bir rengini, bir kimliğini kaybeder.

*** 

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ