Sabahları şehri bazı günler çemen otu, bazı günler anız kokusu sarar önce. Tabii koklamasını bilene. Çamlığa yakın sokaklar da serin bir toprak kokusu .

Rahmetli Abbas Sayar’ın “Cami Yaptırma Derneği” hikayesinde Bandelli civarındaki bağlarda baharı, eğrice gününü anlatır. Okumanızı tavsiye ederim. Tabii “Yorganımı Sıkı Sar” kitabından
Yozgat’ta güzü anlatmış mı. Fark edemedim. Kent ormanındaki yürüyüş yolunun son virajının dönünce sağda küçük bir akasya korusu var. Etrafını alıç ve ahlat ağaçları sarmış. O ağaçların baharda yaşama sevinçelerini görmenizi isterim. Gözün de ayrı bir güzelliği var. Yaprak dökerken bile orman ağaçları son meyvelerini veriyor. Alıçlar olgunlaşmış. (Bu arada ilk alıçları yedim. Ama dağ armutları daha ham)
Şehrin insanları kafasını kaldırıp tabiata bakamadığı için de mutsuz herhalde. Çamlıkta, Gazinodan ( yerini demeliyim) başlayan yürüyüş yolundan da haber yok. Uzun yol boyunca Eylül de rengarenk otları kaç kişi hayranlıkla seyrediyor.
Cehirlikte de aynı manzara. Şu sokakları dolduran kalabalıklar şehre hangi gözle bakıyor. Bu şehrin sevilecek bir şeyinin olmadığını mı düşünüyorlar acaba?
Bahar da Topçu göletinin etrafındaki çiğdemlerden, kuzuoğlaklarından da haberdar değil neyleyim.
Güzün bu şehre has güzelliklerinin farkında olmak ne güzel. Eylülün hüzün ayı olduğu söylenir. Doğrudur belki de. Peki hüznün de bir güzelliği olmaz mı? Varlığımizin pek de öyle önemli olmadığını, kötü olmamamız gerektiğini söylemez mi hüzün ? Birlikte yaşadığımız insanların bir kısmı aramızdan ayrılmış. Tıpkı bizi sevince boğan kayısı çiçekleri gibi. Eylül birazda o çiçeklerden ayrıldığımızı hatırlatıyor . Tıpkı sevdiklerimizden ayrıldığımız gibi.
Atatürk yolunda Topçu köyünden Paşaköy’e kadara önce sağlı – sollu, sonra tek yönlü sıralanmış ağaçları seyretmenizi tavsiye ederim. Ekim başlarında altın sarısı kayısı, kırmızı armut yapraklarını.. Kanak kenarında oturup gümüş renkli söğüt yapraklarını seyretmek…
Dünkü büyüklerimiz tabiatla iç içeydi. Şimdiki nesil tabiattan uzak. Tabiattan uzak olunca kendinden de uzaklaşıyor. Sun'i bir hayatı yaşaya yaşaya, kendi de sun'ileşiyor. Hiçbir özelliği kalmıyor. Tabiat biraz da tefekkür aracıdır. Bakmasını , düşünmesini bilene.
Güz gelince duygu, düşünce bohçamızı yeniden gözden geçirmek gerektiğini anlayana ne mutlu. Hayata, ölüme, insana, aşka dair neyimiz vardı, güz gelince bu varlığımız ne hale dönüşüyor.
Derler ki gündüzü en aydınlık ay eylüldür. Bilimsel bir izahı var mı bilmiyorum. Belki en aydınlık geceler de eylüdedir. Gidip bakmalıyım en doğrusu. Ağustos geceleri mi? Onun haşmeti tartışılmaz.
Daha önce yayınlamıştım ama yeri geldi yeniden okumanız için hediyelik olsun.

EYLÜL

Eylülün
Bir yanı yalnızlıktır
Bir yanı hüzün
Eylül’ler
Ne yalnızlığımızın farkındadır
Ne hüznümüzün.

Eylülün
Bi yanı yalnızlıktır
Bir yanı hüzün
Bu mevsim de
Bu ayda
Bugün
Artıyor derdi gönlümüzün

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ