A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

SOSYAL MEDYA EFSANELERİ VE GERÇEK KARDEŞLİK: MACARİSTAN ANAYASASI MESELESİ

Değerli okurlar, Gözümüzü her sabah yeni bir bilgi bombardımanıyla açıyoruz. Yaşadığımız dijital çağda, doğru ile kurgu arasındaki çizgi iyice karıştı.  Son zamanlarda internet ortamında sıkça karşımıza çıkan bir iddia var. Hatta bende boş bulunup paylaştım. İddia şöyle: "Macaristan Parlamentosu, Anayasası'nın 3. maddesine 'Türklerle kardeşiz' yazdı, Cumhurbaşkanı János Áder de onayladı." Kulağa hoş gelen, gönlü okşayan bir haber değil mi?  Ama araştırdım bu iddia gerçeği yansıtmamaktadır

Devletlerin anayasalarında bu tür etnolojik veya hissî "kardeşlik" ifadeleri yer almaz; Anayasalar, devletlerin temel organlarını ve vatandaşlık hukukunu belirleyen metinlerdir; milletlerarası hissî yakınlıkları veya soy bağlarını anayasa maddesi yapmak hukuk tekniğine de devlet ciddiyetine de uymaz. Anayasalar yalnızca devlet organlarının işleyişini ve vatandaşlık haklarını düzenleyen temel hukuk metinleridir.

Söylentinin bu kadar kolay yayılmasının ve kabul görmesinin arkasında iki ülke arasındaki kuvvetli tarihsel bağlar ve son dönem diplomatik adımlar yatıyor.

Söz konusu iddia, Türk ve Macar toplumları arasındaki tarihsel ve kültürel bağların (Turan Kurultayı, Türk Devletleri Teşkilatı gözlemci üyeliği, ortak Ural-Altay teorileri vb.) getirdiği sempati atmosferinde doğmuş bir şehir efsanesi. Macaristan’ın Türk dünyası ile kurduğu stratejik ve kültürel yakınlaşma, zaman zaman sosyal medyada abartılarak veya kurgulanarak "Anayasa değişti" şeklinde asılsız bir metine dönüştürülmüş. Resmî anayasal metinlerde böyle bir madde bulunmasa da Macaristan ile Türkiye arasındaki tarihî, kültürel ve diplomatik bağlar oldukça güçlüdür:

Macaristan'ın Bugac kasabasında iki yılda bir düzenlenen ve Avrupa'nın en büyük gelenek yaşatma festivali kabul edilen kurultay, Hun ve Türk kökenli halkların ortak kültürünü kutlar. Turan Kurultayı’nda (Hun-Türk Kurultayı) Hun ve Türk bayrakları yan yana dalgalanıyor.  Macar Devleti bu organizasyonu resmî düzeyde desteklemektedir.

Macarca’daki yüzlerce Türkçe kelime, Tuna boylarında ortak tarihimizin bıraktığı derin izleri her gün hatırlatıyor. Yani ortada anayasal bir madde yok ama yüzyıllara dayanan tarihî ve kültürel bir yakınlık, güçlü bir diplomatik irade var.

Macar tarihinde ve Türkoloji alanında Macarların Ural-Altay kavimleriyle, özellikle Hunlar ve Ogur Türkleri ile tarihsel bağları geniş biçimde araştırılmıştır. Macarca'da tarım, hayvancılık ve günlük yaşama dair yüzlerce Türkçe kökenli kelime bulunur (örneğin: alma - elma, szakáll - sakal, teve - deve, bika - boğa).

Macaristan, 2018 yılından bu yana Türk Devletleri Teşkilatı'nda gözlemci üye statüsündedir. Budapeşte'de TDT'nin (Türk Devletleri Teşkilatı) Temsilcilik Ofisi bulunmaktadır. TDT Temsilcilik Ofisi, Türk Devletleri Teşkilatı'nın Avrupa'daki ilk ve tek resmi diplomatik bürosudur Macaristan Hükümeti, "Doğuya Açılım" politikası kapsamında Türkiye ve Türk cumhuriyetleri ile stratejik ortaklık seviyesinde üst düzey ilişkiler yürütmektedir.

 Cumhuriyet'in ilk yıllarında (1920-1930'lar) Atatürk'ün davetiyle Türkiye'ye çok sayıda Macar mimar, mühendis ve şehir plancısı gelmiştir. Örneğin Ankara'nın planlamasında ve resmi binalarında çalışan Gyula Walser, Béla Rerrich gibi isimler ön plandadır. Bu Macar uzmanlar İç Anadolu genelinde, özellikle Ankara ve çevresindeki kamu binalarının yapımında ve teknik altyapısında görev almışlardır.

Bizim Macarlarla olan bağımızı kanıtlamak için anayasa maddelerine ihtiyaç yok. Peşte'deki Gül Baba Türbesi'nden Rodos'taki ortak mimari mirasın izlerine kadar tarih zaten söyleyeceğini söylemiş.

Gül Baba Türbesi, Budapeşte'de Tuna Nehri’ne ve Buda Yakası’na hâkim Gültepe (Rózsadomb) yamacında yer alan, Türk-Macar dostluğunun ve ortak tarihsel bağların simgesi niteliğinde tarihi bir yapıdır.

Gül Baba: Kanuni Sultan Süleyman döneminde Macaristan seferine katılan Bektaşi dervişi ve şairidir. Takkesinde taşıdığı gülle tanındığı için bu adla anılmıştır.1541 yılında Budin’in fethi sırasında hayatını kaybetmiş; cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman da katılmıştır. Hem Türkler hem de Macarlar nezdinde saygı gören, Budin’in manevi koruyucusu olarak kabul edilen bir figürdür. 2018 yılında Türkiye ve Macaristan hükümetlerinin ortak iş birliğiyle kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiş, törenle ziyarete açılmıştır.  Günümüzde türbe, etrafındaki müzesi, sergi salonu ve Türk-Macar kültür merkezini içeren bir kompleks olarak hizmet vermektedir.

Yani Anayasalarında yazmasa da Tuna'nın öte yanındaki dostluk gerçektir.

UNUTMADIKLARIM:

NAFİZE ÖZTÜRK HANIMEFENDİ

“İnsan iki defa ölür: ilki nefesi kesildiğinde, ikincisi tamamen unutulduğunda. Bir kişi fiziksel olarak ölse bile, anıldıkça, hatırlanarak “yaşamaya devam eder.” Albert Camus

BURÇAK TARLASINDAN YÜKSEK KÖY ENSTİTÜSÜNE

“İsmim herkesin bildiği bir köylü kızı ismi. Öbür kardeşlerimin isimleri hep C harfi ile başlarken hem kız olduğum için hem de değişiklik olsun diye mi babam benim ismimi değişik koymuş? Büyüyüp aklım erince, acaba bu isimde sevdiği bir kız mı vardı diye zaman zaman düşünürdüm.

Her küçük kız çocuğu gibi bende kuran kursuna gitmiş kuranı iki kere hatmetmiştim. Sesim güzel bir çocuk sesi olmalı ki dualara mevlitlere çağırıyor kuran okutuyorlardı. Bu konuda bir saygınlığım olmaya başlamıştı. Bazen evlerine çağırıp şu işimiz olacak mı, olmayacak mı diye bana soruyorlar bende ne olduğunu bilmeden olacak veya olmayacak diyordum onlar da elime bir şeker tutuşturuyorlardı. Bazı geceler rüyamda dahi kuran okuyordum. Bir gün cebimde şeker bulan annem bunu nereden aldığımı sorunca gerçeği söyledim. Hem üzüldü hem de çok kızdı. “Bir daha oraya buraya gidip kuran okumayacaksın, kimseden şeker meker almayacaksın duyarsam bacaklarını kırarım” dedi. Annemin korkusundan bir daha kimsenin evine gidip kuran okumadım. Şeker meker almadım.

Arkadaşlarıma göre çok hareketli bir çocuktum. Bir gün bir komşunun tavuğu kuyuya düşmüştü, kova salıp çıkarmaya çalışıyorlardı. Ben inip alayım dedim. İndim, tavuğu alıp çıktım. O günden sonra kimin bir şeyi kuyuya düşse hemen beni çağırıyorlar bende kuyu genişmiş darmış demeden inip alıyordum. Annem bunu öğrenince çılgınlar gibi beni dövdü. “Bir daha kuyuya indiğini duyarsam gebertirim seni” dedi. Annemin korkusundan bir daha inmedim.” 16 Eylül 2021 Perşembe (93) yaşında kaybettik. Mekânı cennet olsun. DEVAMI İÇİN. https://www.yozgatgazetesi.com/a-kadir-capanoglu/burcak-tarlasindan-yueksek-koey-enstituesuene-188190.html)

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ