A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

SEYRETMEK Mİ, İZLEMEK Mİ?

Yeniçağ gazetesinin öne çıkan yazarlarından hemşerimiz Sayın Arslan Tekin’in “İşin Şakası Yok” makalesini okurken “Araya girmeyeyim diyorum ama bir not eklemeden geçemeyeceğim. "Seyretmek" yerine "izlemek" deniliyor. Görüntü seyredilir; izlenmez. "İzlemek" takip etmenin karşılığı görülebilir. Ama iki kelime yerine göre kullanılır. Ancak hiçbir surette seyretmenin karşılığı olamaz. Kimilerinin "Türkçeleştirme" tasarrufu dilimizi kısırlaştırıyor. Kendimizi ifadeden aciz kalıyoruz ”açıklaması dikkatimi çekti.

Ne kadar doğru bir tespit. Günün akışı içinde bazı şeylere dikkat etmiyoruz, üzerinde düşünmüyoruz. Sabahtan akşama aynı sözcükleri duya duya bizde de alışkanlık yapıyor. Etrafımızdaki herkes filan diziyi, filan programı, filan kişiyi izledin mi diye sora sora bende seyretmek sözcüğünü unuttum. Hatta seyretmek sanki eskiden kalan bir sözcükmüş gibi gelmeye başladı.

Evet, yanlış yapıyoruz. Yaptığımız özentiden başka bir şey değil. Benim çocukluğumun Ankara’sında buzdolaplarına firijder denirdi,  buzdolabı diyenlere burun kıvrılırdı. Buzdolabı her evde yoktu ancak zengin zümrenin evlerinde vardı onlarda firijder derlerdi. Bizim de buzdolabımız yoktu. Ama halamlarda vardı çünkü eniştem Yargıtay başkanıydı ve o zamanın lüks semti Saracoğlu evlerinde otururlardı. Biz ancak 1962 de alabilmiştik. Yıllar sonra öğrenebildik ki “Frijider ”bir buzdolabı markasıymış. Zengin zümre kendine hava vermek için öyle demiş, vah vah.

Halamlar 1960 yıllarda yazlarını geçirmek ve bol bol denize girmek için Suadiye de denize çok yakın evlerinde ikamet ederlerdi. Mekânları cennet olsun babam ve annem akrabalarını çok severler yani deyim yerindeyse akrabaları için canlarını verirlerdi. Onlar gelince annem hemen kıştan yaptığı turşudan bir miktarını orta büyüklükte bir plastik bidona koyar beni ve iki kardeşimi de yanına alır Laleliden Suadiye’ye onlara hoşgeldin’e giderdik. Kardeşim ve ben çok isteksizce sırf annemizi kırmamak için giderdik çünkü hem vapurda hem de tramvay da turşu kokar bizde utanırdık.

Akşamüzeri artık müsaade isteyip de kalkana kadar hemen bütün gün “kriscraf muhabbeti olurdu. Bir gittiğimizde rahmetli eniştem bizi kastederek halamı “şu çocukların yanında bari konuşmayın” diye ikaz etmişti. Onların konuşmalarından biz sürat teknelerine kriskraf deniyor sanırdık. Daha sonra öğrendik ki “CHRIS CRAFT” sürat teknesi markasıymış, “Firijider” gibi.

Sayın Tekin doğru söylüyor bizi de uyarıyor ve hatta belki de ayıplıyordu. Ayıplama benim görüşüm tabi ama ben şimdi kendimi ayıplıyorum.

Değerli okur,  izlemek takip etmektir ki örneğin Atatürk’ün izindeyiz. Onun yolunda onun hedeflerine doğru yürüyoruz. Ya da karda bir çukura düşmeyelim diye önümüzden gidenin izini takip ediyoruz ama tiyatroda bir oyunu izlemiyoruz seyrediyoruz. Hayal perdesinde karagöz ve Hacivat’ı izlemeyiz değil mi, seyrederiz. Örnekleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz.

Aklıma gelmişken şunu da yazayım. Orta Anadolu’da kullandığımız yöresel birçok deyimi bazen kendimizde hicvederiz. Hâlbuki ki bu deyimler ya da sözcükler tek kelime ile çok şey ifade eder. Örneğin Yozgat, Kayseri gibi illerimizde çok kullandığımız “nörüyon” sözcüğü. Bilmeyenler için yazayım bir nörüyon sorusunda bakın şunlar vardır; nasılsın iyi misin,  sağlığın nasıl, çoluk çocuk nasıl, işlerin nasıl sorusu vardır. Karşı taraf “Elhamdülillah iyiyik çok şükür”de soruların tamamına cevaptır.

Cep telefonu, bilgisayar veya internet de hızla dilimize zarar veriyor, özellikle hızlı yazışmalarda kullanılan kısaltmalar, araya sokulan yabancı dildeki vedalaşmalar. Birbirimize olan nezaketimizi de kaybettik. Bir zamanlar sahnelerde boy gösteren ve çok para kazanan bir kısım sözüm ona sanatçılarda argo hitapları ile dilimizi bozdular.

Yani demem o ki emperyalist ülkeler gelişmekte olan ülkeleri etkileri altına almak için önce dillerini unuttururlar. Milleti millet yapan unsurlardan birisi de dildir. Kültür, medeniyet, eğitim, ibadetler ancak dil ile gerçekleşir. Bir toplumun kullandığı lisan, günlük ihtiyaçları karşılamanın ötesinde asırlardır devam eden kültür mirasının korunması, işlenmesi ve geliştirilmesinde en esaslı vasıtadır. Lütfen dilimize sahip çıkalım.

OKUR YORUMLARI
ABDULKADİR ÇAPANOĞLI
08.04.2020 19:51:19

Zaman ayırıp yorum yazmak lütfunda bulunan tüm değerli dostlarıma en kalbi şükranlarımı iletirim. Saygılarımla.

Mustafa Topaloğlu
07.04.2020 11:46:52

Değerli meslektaşım, köşe komşumuz Muhsin Köktürk işin derinine inmiş. O kadar teknik ayrıntı vermiş ki...Çok teşekkür ediyorum. Ben fazla ayrıntıya girmemiştim. Eksiğimi tamamlamış. Eksik olmasın. Elbette bir sözcüğün temel(konuluş) anlamı, yan anlamı, deyim anlamı, terim anlamı gibi ifade ettiği birçok manası vardır. Bu nedenle bir sözcük gerçek anlamını kullanıldığı cümlede bulur. Bir de "Ulusal Düddürü" vardı. Nasıl unutmuşum? Sözüm ona TDK bir zamanlar bu tamlamayı "İstiklal Marşı" yerine önermişti. Bunlar Sayın Köktürk'ün dediği gibi TDK'nin hiçbir sözlüğünde yer almayan asılsız, dayanaksız, dedikodudan ibaret yakıştırmalardı. Bunları piyasaya sürenlerin gayesi TDK'yi yıpratmaktı. Selam ve saygıyla.

Muhsin Köktürk
05.04.2020 13:33:02

Sayın Çapanoğlu, Bir de Emekli Kurmay Albay Alim Gürerk Bey'in yorumuyla ilgili bir açıklama yapma gereği duydum. Türk Dil Kurumu; hiçbir dönemde "gök konuksal avrat, ulusal düttürü, tütünsel dumangaç, otlangaç" vb. sözcükler yaratmadı. Bunlar, Türk Dil Kurumunun Türkçeleştirme çalışmalarına karşı çıkan bazı kişilerin kurumu karalamak için uydurduğu sözcüklerdir. Söz konusu sözcüklere ne geçmişte ne de günümüzde hiçbir zaman Türkçe Sözlük'te yer verilmemiştir. Karşıtlarca uydurulan bu sözcükleri, o dönemdeki Türk Kurumu Sözlüklerinde gösterecek bir kişi bulamazsınız. Eğer bunları kurum yaratsaydı sözlüğe almaz mıydı? En basitinden bunu düşününüz lütfen. Yıllar öncesinin haksız, dayanaksız, iftira nitelikli bu eleştirilerini yıllar sonra yeniden duymak bir Türkçe öğretmeni olarak beni gerçekten çok şaşırttı. Demek ki dilde yenileşme karşıtları bu konuda gerçekten çok başarılı olmuşlar. Aradan neredeyse 50 yıl geçti, hâlâ gündemdeler. Ne diyeyim? Saygılarımla.

Muhsin Köktürk
05.04.2020 13:23:57

Sayın Çapanoğlu, Şahsınızla ilgili olmasa da sayfanızda yorum yaptığı için çok değerli kardeşim Sayın Mustafa Topaloğlu'nun eleştirisiyle ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum. "Seyretmek" ile "seyreylemek" sözcükleri arasında ufak bir anlam farkı vardır. "Seyreylemek", seyretmek anlamının yanı sıra "geriden gözlemek" anlamında da kullanılır. Verdiği cümlelerde "geriden gözlemek" anlamı esas alındığı için elbette bunların yerine "izlemek" kullanılamaz. Yine elbette "seyreyle gümbürtüyü" sözünde hiçbir zaman "seyreylemek" yerine "izlemek" getirilemez. Çünkü bu kalıplaşmış bir sözdür. Böyle kalıplaşmış sözlerde hiçbir sözcük değiştirilemez. Eş anlamlısı da olsa yerine getirilemez. Saygılarımla.

Muhsin Köktürk
05.04.2020 13:00:48

Sayın Çapanoğlu, Yazını beğeniyle okudum. Ancak alıntı yaptığınız kişinin "izlemek" sözcüğüyle ilgili eleştirisine katılmadığımı belirtmek isterim. Dilerim açıklamalarım bir bilgiçlik olarak algılanmaz. Bunların 41 yılını Türkçe öğretmenliğine adamış birinin bilgi birikimin aktarılması olarak düşünülmesini isterim. Dilimizde her sözcüğün ortaya çıktığında kazandığı bir "temel anlamı", pek çoğunun da gelişen toplum yaşamına uygun olarak zamanla kazandığı "yan anlamı/anlamları" vardır. Ne yazık ki çoğu yazar, sözcüklerin yalnızca temel anlamını göz önüne alarak eleştiri ve yorum yapıyor. Örneğin sözü edilen "izlemek" sözcüğünün dilimizde tam dokuz anlamı var. (TDK Güncel Sözlük'e bakılabilir.) Bu sözcüğün temel anlamı; "1. Birinin ya da bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek"tir. Bu açıdan bakınca elbette, "televizyon izlemek" eleştirisi doğru görünür insana. Ama bakınız sözcüğün diğer anlamlarına: 2. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. 3. Bir olayın gelişimi gözden geçirmek. 4. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. (Buraya dikkat çekmek isterim. Örnek olarak da "televizyon izlemek" veriliyor.) 5. Belirli bir yönde gitmek. 6. Gözlemek, incelemek. 7. Belirli bir tutum, davranış ya da düşünceyi benimsemek. 8. Bir şeye uymak, bağlı olmak. 9. Herhangi bir olayla ilgilenmek. Söz konusu yazar, "izlemek" sözcüğünün ilk anlamını dikkate aldığı, belki de diğer anlamları üzerinde ayrıntılıca düşünmediği için "seyretmek" yerine "izlemek" sözcüğünün kullanılmasını kabul etmiyor ve bence yanlışa düşüyor, toplumu da yanlış yönlendiriyor. "İzlemek" sözcüğünde olduğu gibi "seyretmek" sözcüğünün de birden fazla anlamı var: 1. Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak. 2. Bir olaya karışmadan bakmak. 3. Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek. ("İzlemek" sözcüğünün anlamı ile aynı. Örnek de "televizyon seyretmek".) 4. Taşıtın ilerlemesi, yol alması. 5. Hastalığın sürmesi, devam etmesi. Şimdi bir değerlendirme yapalım: "Seyretmek" sözcüğünü 3. anlamıyla kullandığımızda sorun olmuyor, ama "izlemek" sözcüğünü 4. anlamıyla kullanınca sorun oluyor. Bu nasıl bir bakış açısıdır? Anlamak olanaksız. Nasıl ki yazar "izlemek" sözcüğünün ilk anlamına bakıp "televizyon izlemek" yanlış diyor sa, "seyretmek" sözcüğünün ilk anlamıyla da kullanıldığında yanlış olur. Düşüncelerimi bir başka örnekle pekiştirip açıklamamı sonlandırıyorum: Dil sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir olgudur. Daha düne kadar "fotoğraf" yerine "resim" diyenleri eleştiriyor ve diyorduk ki: Fotoğraf makine ile çekilir, resim elle yapılır. Bu nedenle resme fotoğraf denilemez. Ama fotoğrafa resim diyebiliyoruz. Çünkü zamanla "resim" sözcüğü çeşitli anlamlar kazandı. Kazandığı dört anlamdan biri de "fotoğraf"tır. Anlaşılacağı üzere artık "resim" sözcüğünü "fotoğraf" anlamında kullanmayı kimse yanlış sayamaz. Hatta günlük yaşantımızda "fotoğraf çekmek"ten çok "resim çekmek" sözünü kullanıyoruz. Sözün kısası, dili kazandığı yan anlamlarla değerlendirip eleştiride bulunmak gerekir. Yoksa kullandığımız her sözcüğe karşı çıkarız. Bence asıl sorun, alışkanlıklarımızın tutsağı olmaktan kurtulamayışımız. Saygılarımla.

Mustafa Topaloğlu
04.04.2020 11:17:31

Azîz dostum, Dilimize sahip çıkmak zorundayız. Çünkü dil birliği milleti millet yapan değerlerin başında gelir. Seyretmek ve izlemek asla birbirinin yerini tutmaz. Mesela bir oyun, halay, bir manzara seyredilir. "Seyreyle güzel kudret-i Mevla neler eyler"de, seyreyle yerine "izle" diyebilir misiniz? Ya "Seyreyle gümbürtüyü" söz öbeğinde? Bir futbol maçı İzlenmez, seyredilir. İzlenirse de zorlamayla... Dilde Türkçecilik iyi niyetli, hatta gerekli bir çalışma. Günümüzde buna ihtiyaç var. Bir zamanlar yozlaştırıldı bu akım. Karalamak için "gök konuksal avrat, dumansal tütürgeç, ulusal otlangaç" gibi kelime grupları sürüldü piyasaya. TDK güya bu kelimeleri "hostes, sigara, lokanta" kelimeleri yerine önermiş. Ha, lokanta deyince bir zamanlar 'restoran' sözcüğünü tamlayıp 'restoran lokantası' yapan işletmeler vardı.Garabete bakar mısınız? Çok boyutlu bir mesele bu dil meselesi. Dilimize sahip çıkmalıyız. Türkçe bizim ses bayrağımızdır. Bayrağımıza gösterdiğimiz saygıyı, özeni, korumayı ve bağlılığı Türkçemize de göstermeliyiz. Selam ve sevgiyle.

ARSLAN TEKİN
03.04.2020 15:29:16

Abdülkadir Bey, benden alıntıyla dilimizin kısırlaştırmasına el atmışsınız. Teşekkür ederim. Dilimiz hususunda çok yazdım. Tezimiz de var, başka kitaplarımız da. E. Kurmay Albay Alim Gürerk Bey, yazınız altındaki notunda hostese "gök konuksal avrat" dendiğini ilk duyduğunda derin üzüntüye kapıldığını yazıyor. Dilimizin yozlaştırılmasına, kısırlaştırılmasına dair kitabımın adını kinayeli "Gök Konuksal Avrat" koymuştum. Alt başlığı ise "Türkçenin Türkçesi". Dil meselesi geçmişte çok tartışıldı. Çok kitaplar yazıldı. Maalesef yanlışlıklardan dönülmedi/dönülemedi. Televizyon ekranlarının Türkçemize çizdiği sınırlara hapsedildik. Yine de, yanlışlıkları, eksiklikleri fark edenler gerçekleri söylemekten asla imtina etmemeliler. Selâmlarımla.

HİLMİ BÜLENT PAYASLIOĞLU
03.04.2020 14:09:59

Değerli Kadir Kardeşim, Altmışlı yıllarda gelişen "Öz Türkçe Furyası" (bence var olup olmadığı dahi bilinmeye) hedefine ulaşamadan yozlaştırıldı. Yapılan Arapça, Farsça ve diğer batı dillerinden dilimize girmiş kelimeler güya Öz Türkçe kelimeler ile değiştirilmeye çalışılırken Kurmay Albay arkadaşımızın dediği gibi, abuk subuk kelimeler ile seslendirilmeye dönüştü. Sosyo-Ekonomik ve teknolojik gelişmelere bağlı olarak dünya dillerinde de tedricen değişim yaşanmakta. Bugün ülkelerde 100 yıl önceki dilin konuşulmadığı bilinmektedir. Özellikle de teknoloji beraberinde yeni kavramlar ve bunları seslendiren kelimeler yarattı. Bence yapılması gereken bu kavramlara Türkçe İfadeler bulunmasıydı. En basitinden aklıma geldiği kadarıyla oto sanayinde kullandığımız buji, karbüratör, akümülatör, bagaj vs gibi yüzlerce yabancı kökenli kelimeleri sayarken, iletişim deki kelimelere değinmek istemiyorum. Kaldı ki, birçok kavramın ve fiilin Türkçe'mizde iki kelimeli yapıları ile ifade edilebilmesi gibi çok özel bir yapısı da varken.

Alim Gürerk E.Kurmay Albay
02.04.2020 15:21:10

Sayın Çapanoğlu, sözlerime ''Doğru söze ne denir?'' diyerek başlayarak, önce, konu hakkındaki genel görüşümü paylaşmak istiyorum. Özellikle, 60'lı yılların başından itibaren ''Vatandaş Türkçe Konuş'' sloganıyla gündeme oturmuştu bu konu. Kısa bir süre sonra ''Yurttaş Türkçe Konuş''a bıraktı yerini. Özellikle, dil bilimcilerin iyi niyetlerle başlattıkları bu akım, ne yazık ki bir süre sonra rayından çıkarılıp, yozlaştırılmaya başladı. Lise öğrencisi olarak, hostes yerine ''Gök Konuksal Avrat'' sözünün ilk kez kullanıldığını duyduğumda, derin bir üzüntüye kapılmıştım. Oysa yapılmak istenen güzel Türkçe'mizi komik bir hale getirmek değildi. Ne yazık ki bir çok konuda olduğu gibi bu çabalar da, özellikle her devirde yaşandığı şekilde yozlaştı. Hatta siyasi görüş belirtisi olarak bile görüldü. Ör: Atatürk İlke ve Devrimleri demek ülkenin yarısı tarafında kabul görürken, yarısı tarafından benimsenemedi. Oysa bugün kentlerimizin caddelerinde yürürken, başınızı çevirip mağaza vitrinlerine baktığınızda, tabelalarda yazan isimleri gördüğünüzde ne düşünüyorsunuz? Bu duygu ve düşüncelerle, çok yerinde ve kibarca yaptığınız ikazı tekrar etmek istiyorum. ''Lütfen dilimize sahip çıkalım.'' Saygılarımla,

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ