A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

SELÂ VE SALAVAT-I ŞERİFE

Değerli okurlar, bir süre önce, sosyal paylaşım sitesi Facebook da her perşembe akşamı ve her cuma namazında ezandan önce ya da küçük şehirlerimiz de bir vefat haberini vermek için okunan “Sela” hakkında kısa bir bilgi arz etmiştim. Gördüğü ilgi üzerine bu bilgiyi biraz daha geniş bir çerçeve içinde özetlemeye çalışacağım.

“Necip” milletimizin, dini bilgileri maalesef kulaktan dolma olduğu için Arapça söylenen okunan her şeyin kuranda ya da hadislerde var olduğu inancı içindedir. Ama dilinden düşürmediği ve Kuranın kalbi sayılan ve her vesile ile okuduğumuz Fatiha suresi ile İhlas surelerinin anlamını bile bilmez. Merak da etmez. Örneğin, günde bilmem kaç defa kullandığı “selam ün aleyküm” ile onun mukabelesi olan” ve aleyküm selamın” da ne anlama geldiğini bilmez. Sorduğunuzda işin kolayına kaçıp “Allah’ın selamı” diye geçiştirirler.

Geçen gün evden çıkarken karşılaştığımız ve aracımıza misafir edip gideceği yere bıraktığımız komşumuz hanımefendi de aracımıza bindiğinde selam ün aleyküm deyince sormuştum ne demek diye. O da Allah’ın selamı demişti. Dedim ki, siz bize “iyilikler üzerinize olsun” diye güzel bir temenni de bulundunuz. Bizde sizin bu güzel temenninize ve aleyküm selam cevabımızla “sizin üzerinize olsun” diye mukabele ettik. Ne sizin dileğinizde ne de bizim mukabelemizin içinde Allah kelimesi yoktu.  Ama, Allah, “selamlaşın” buyuruyordu. Yani karşılaştığınız da görmezden gelmeyin diyordu. Yani asansöre bindiğinizde yere bakmayın, arkanızı dönmeyin, en azından küçük bir tebessüm ile başınızı hafifçe eğerek selamlaşın diyordu.  Çünkü selam verdiğiniz kişi için pek kötülük düşünmez belki de ilerde iyi bir komşu, iyi bir dost olabilirsiniz.

Değerli okurlar; “Sala” konusuna girmeden önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamış bildiğimiz ünlü bestekâr Buhûrîzâde Mustafa ıtri Efendi’yi (dede efendi) size tanıtmak istiyorum.  Doğum tarihi 1640-1630 civarları, ölüm tarihi İstanbul, Ocak 1712 dir.  Yaklaşık 400 civarında eser bestelemiş olmakla birlikte, bu eserlerin yalnızca yirmisi günümüze ulaşabilmiştir. Buna rağmen, Klasik Türk musikisinin en önemli bestecilerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi, 1630-1640 yılları arasında, İstanbul'un Mevlana kapı civarındaki Yayla (eski adıyla Yaylak) semtinde doğmuştur. Asıl adı Mustafa'dır. "Buhûrîzâde" lakabını, babasının koku ticaretiyle uğraşmasından dolayı almıştır. "Itrî" mahlasını ise çiçekçilik ve meyvecilikle ilgilenmesi nedeniyle aldığı rivayet edilmektedir.

Musiki eğitimini, dönemin önemli isimlerinden Kasımpaşalı Koca Osman Efendi'nin yanında almış, ayrıca Küçük İmam Mehmed Efendi'den de istifade etmiştir. Segâh makamında bestelediği Mevlevî Âyin-i Şerîfi nedeniyle Mevlevî tarikatına mensup olduğu düşünülmektedir.

Mustafa Itrî' dedenin Neva Kâr'ı, Klasik Türk musikisi repertuvarının en seçkin eserlerinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca Pençgâh makamında iki murabba, Isfahan, Râhatü'l-ervâh, Hisar, Bestenigâr, Dügâh, Bûselik ve Nikriz makamlarında murabba besteleri ile çeşitli makamlarda semâîleri ve birkaç saz eseri günümüze ulaşmıştır.

Mustafa Itrî' dedenin küçük formdaki eserleri (şarkı, türkü, köçekçe vb.) günümüze ulaşmamıştır. Günümüze gelebilen eserlerinin tamamı büyük formlardadır. Segâh Bayram Tekbiri, Segâh Salât-ı Ümmiye, Cuma Salâtı ve Dilkeşhâverân Gece Salâsı gibi bazı cami musikisi eserleri, 20. yüzyılda Itrî'ye atfedilmiştir. Ancak, onun cami musikisine eser verdiğine dair tarihsel bir veri bulunmamaktadır. Besteciliği daha çok sanat musikisi alanındadır. Yalnızca birkaç tevşih ve ilahi bestelediği bilinmektedir; bu eserler de klasik üslubu andıran, oldukça sanatlı yapıdadır.

Hayatı boyunca birçok padişah ve devlet adamının himayesini görmüş, özellikle IV. Mehmed ve I. Selim Giray ile yakın ilişkiler kurmuştur. Saraya olan yakınlığı sayesinde bir dönem Osmanlı İmparatorluğu'nda Esirciler Kethüdalığı görevini yürütmüş, ayrıca sarayda musiki dersleri vermiştir

 

Kandiller ve Mevlit Kandili gibi özel gecelerde, camilerde veya evlerdeki toplu zikirlerde ayağa kalkılarak tekrarlanan Arapçası: “Allahümme salli ala seyyidina Muhammed’in ve ala ali seyyidina Muhammed” Türkçesi: “Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e ve O'nun ailesine salat ve selam eyle”salavat-ı şerife de onun eseridir.  Bu zikir, Allah'tan peygamberimize merhamet ve makamının yüceltilmesini dileme manasına gelir

Yine onun eseri olan ve her perşembe akşamı ve her cuma namazı öncesi ezandan önce ya da bir vefatı bildirmek için okunan “selâ”nın Arapça sözleri (güftesi) şöyle:

 

Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!

Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Habiballah!

Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!

Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!

Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin! Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!”

 

Selâ’nın Türkçe anlamı da şöyle:

 

Ey Allah’ın elçisi, Allah’ın rahmeti, bereketi ve selamı senin üzerine olsun!

Ey Allah’ın sevgilisi, Allah’ın rahmeti ve selamı senin üzerine olsun!

Ey Allah’ın arşını aydınlatan nur, Allah’ın rahmeti ve selamı senin üzerine olsun!

Ey Allah’ın yarattığı tüm varlıkların en hayırlısı ve en üstünü, Allah’ın rahmeti ve selamı senin üzerine olsun!

Ey gelmiş geçmiş tüm insanların (insanlığın) efendisi ve önderi, Allah’ın rahmeti ve selamı senin üzerine olsun!

Her türlü övgü, şükür ve minnet, alemleri yaratan ve yöneten Allah’a mahsustur!

Görüldüğü gibi, Selâ; Hz. Muhammed’e, Allah’tan rahmet ve selâm temenni eden, onu metheden, onun şefaatini dileyen, aile fertlerine ve yakınlarına duâ ifadeleri içeren, çeşitli şekillerde tertiplenmiş hürmet ve duâ cümlelerini ihtiva eden, belirli bestesiyle veya serbest şekilde okunan güftelerin genel adıdır.

Mustafa Itrî' dedenin mezarının, İstanbul'daki Mevlana kapı surlarının dışında bulunduğu belirtilmektedir. Ancak mezar bugün itibarıyla kayıptır. Edirnekapı Şehitliği yakınlarında bulunan ve zamanla Itrî dedeye izafe edilen bir kabir ise gerçekte Buhurcu Şeyh Yakub Efendi'ye aittir. Bu kişinin Itrî dede ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Dedenin günümüze ulaşan Eserlerinden bazıları:

    Segâh Mevlevî Âyini

    Rast Na't-ı Mevlânâ

    Nühüft İlâhî

    Nevâ Kâr

    2 adet Pençgâh Beste

    Hisar Devr-i Kebîr Beste ve Aksak Semâî

    Bûselik Hafîf Beste

    Segâh Ağır Semâî

    Bayâtî Çember Beste

    Bestenigâr Darb-ı Fetih Beste

    Dügâh Hafîf Beste

    Isfahan Zencîr Beste ve Ağır Aksak Semâî

    Nikriz Muhammes Beste

    Râhatü'l-ervâh Zencîr Beste

    Irak Aksak Semâî

    Rast Aksak Semâî

    Nühüft Aksak Semâî

    Rehavî Peşrev

    Nühüft Peşrev ve Saz Semâîsi

 

Mekânı cennet olsun.

 

Kurban Bayramınızı tebrik ediyor. Kurban kesmek yerine hayır kurumlarına yaptığınız bağılar için kutluyorum. Allah kabul etsin.

 

 

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ