Değerli okurlar 15.08.2022 tarihli Cumhuriyet gazetesinde gazetenin yazarlarından Sayın Necati Özkan,  "sarı terör" başlıklı köşe yazısında, "Arzla talep arasındaki uçurum İstanbul’da plaka fiyatlarını roket gibi artırmış. Bugün taksi plakaları 4 milyon 150 bin liraya el değiştiriyor. Yani her plaka 250 bin dolara yakın servet değerinde. Taksi pazarı ise 5 milyar dolara koşuyor! O yüzden iktidarla plaka ağaları, sistemi el ele kilitliyor. İstanbul’da sadece plaka ağalarının kazandığı, şoförü ve vatandaşı perişan eden bu zulmün artık bitirilmesi şart" diyordu.

Kuşadası'na taşındık ama çoluk çocuk, torun torba ve akrabalar ile sevdiğimiz dostlarımız İstanbul'da olunca yine de gözümüz kulağımız artık dev bir köy olan İstanbul'da oluyor.

Sayın Necati Özkan'ın haberi bana Keçecizade Fuat Paşa'nın Napolyon'a söylediği meşhur sözünü hatırlattı. "Heşmetmeap, evet, üç yüz senedir siz dışarıdan biz içerden şu devleti yıkamadık gitti."

Keçecizade Mehmet Fuat Paşa;  Sultan Abdülaziz'in saltanat yıllarında (22 Kasım 1861 - 6 Ocak 1863) ve (3 Haziran 1863 - 5 Haziran 1866) dönemlerinde iki kez sadrazamlık ve toplam on yıla yakın Hariciye Nazırlığı (dışişleri bakanlığı) yapmıştır. Siyasi başarılarının yanı sıra keskin zekâsı ve nükteleriyle ün kazanmıştır. Keçecizade İzzet Molla’nın oğludur. Babası son derece nüktedan bir insan ve önemli bir şairdi. Sanırım nüktedanlığı babadan geçmiş çünkü Fuat Paşa’nın nüktedanlığını ve şairliğini babasından aldığını söylenir. Dolayısıyla nüktedan bir şair, aynı zamanda hekim, din âlimi ve mütefekkirdir. 866 yılında Padişah'ın Mısır Hıdivi Tevfik Paşa'nın kızıyla evlenmesine itiraz ettiği için sadrazamlıktan azledildi. Bir süre açıkta kaldıktan sonra 1867 yılında yeniden hariciye nazırlığına atandı. Kışı geçirmek için gittiği Fransa'nın Nice kentinde öldü.

Fuat Paşa, İbnülemin Mahmut Kemal İnal'a göre çok uzun boylu idi. (Bkz. Yozgat gazetesindeki köşem)  https://www.yozgatgazetesi.com/a-kadir-capanoglu/ibnuelemin-mahmut-kemal-inal-81596.html)" Üstada göre, kaddü kametde [boy bos] olduğu gibi talâkatı lisaniyede, zarafette, şetarette, nükte perdazlıkda,  hazır cevaplıkda, pervasızlıkda da babasının tam varisi idi… Hazır cevablığı, cür'et ve cerbezesi, her şeyde sürat ve serbestîyi iltizam etmesi, aleyhinde söylenen sözlere kulak vermiyerek yalnız varacağı noktayı nasbı nazar eylemesi, muvaffakiyetini teshil etdi [kolaylaştırdı]."

Başka bir yazara göre "tamamiyle Avrupa tabı ve meşrebine mâlik, gayet latifegû [esprili], Parislilere taş çıkarırcasına zarif bir zat" idi. Yaşamının son döneminde "baston ve çaket gibi Avrupa âdat ve usuline ziyade taklid buyurması" eleştirildi.

Üçüncü Napolyon da, Fuat Paşa hakkında şöyle der

"Hiçbir mevzu yoktur ki, onu Fuat Paşa kadar zarif ve veciz anlatabilen bir diplomat dünyanın başka bir yerinde bulunsun."

Nüktedanlığı ile ilgili topladığım bazı bilgileri sizinle paylaşarak iç karartan haberlerden sizi kısa bir sürede olsa kurtarayım… Onun sadrazamlığı sırasında İstanbul sokaklarına parke taşı döşenmeye başlanır. Muhalifleri onu yolsuzluk yapmakla suçlarlar. Meclis’teki oturumlardan birisinde muhaliflerinden biri “Sokaklara döşediğiniz bu taşları nereden buldunuz?” diye sorunca, Fuat Paşa gülerek  “Bunlar, sizin gibi muhaliflerimizin bize attığı taşlardır" deyip taşı gediğine koyar.

Anadolu'muzda olduğu gibi eski İstanbul'da da mütedeyyin insanlarımız evlerinin muhtelif yerlerine "Ya Hafız" levhaları asarlarmış. Ya Hafız, Allah korusun anlamında bir deyim. Keçecizade Fuat Paşa, İngiliz elçisine İstanbul’u gezdirirken, elçi, hemen her evin kapısına asılmış bu levhaların ne anlama geldiğini sorar, Fuat Paşa hemen cevabı yapıştırır:  “Bunlar Osmanlı sigorta şirketlerinin levhalarıdır, ekselans!”

 Keçecizade Fuat Paşa’nın III. Napolyon’a söylediği meşhur sözün hikâyesi de şöyle; Keçecizade Fuat Paşa,  Sultan Abdülaziz’in meşhur Paris gezisine Dışişleri Bakanı olarak katılıyor.  Toplantıda Fransa İmparatoru III. Napolyon, Fuat Paşa’ya istediklerini sıralıyor: “Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerden Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı.” İmparator, Osmanlı Devleti’nin bunlara kolay kolay razı olmayacağını bildiği için de aba altından sopa gösteriyor: “Zaten bu sorunlar sizin için büyük bir dert... Yorgun omuzlarınızdan bunları atıp hafifleyiniz...”  Buna karşılık Fuat Paşa gülümsüyor ve hiç istifini bozmadan cevap veriyor:

“Biz hâlâ çok güçlüyüz Haşmetmeab. Tehditlere boyun eğmeyiz.” İmparator bir kahkahadan sonra: “Yapmayın” diyor, “devletinizin ne kadar zayıfladığını bütün dünya biliyor.” Yani “Sizi vururuz” demeye getiriyor.

Bu tehdit karşısında, Fuat Paşa’nın verdiği şu cevap tarihe geçiyor:

“Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, siz (yani dış devletler) dışarıdan, biz (yani hainler) içeriden devamlı tahribine direnebilmiş olsun! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, Osmanlı’yı yıkamadık!”

Bende bu makalemin yorumunu okuyucumun ferasetine bırakıyorum kalın sağlıcakla. 

OKUR YORUMLARI
Faik Akman
04.09.2022 04:25:53

Teşekkürler SAGLİKLA kalın

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ