A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

RUHLARLA GÖRÜŞME, ENİS BEHİÇ KORYÜREK VE VARİDÂT-I SÜLEYMAN (2)

Değerli okurlar,

Önceki yazımda ünlü spiritüalist rahmetli Bedri Ruhselman’ın dönemin ünlü isimlerinden Enis Behiç Koryürek, Avukat Suat Plevne, Savcı Kemal Bora ve eşi ve dönemin İçişleri Bakanlığı müfettişlerinden olan eniştemiz Tahir Sebük ile birlikte yaptığı celselerden kısaca bahsetmiştim.

Bu celseler, Türkiye’deki ruhçuluk (spiritüalizm) tarihinin sadece metafizik açıdan değil, edebiyat tarihi açısından da en şaşırtıcı ve en meşhur sayfalarından biridir.

Beş Hececiler akımının ünlü şairi Enis Behiç Koryürek ve yukarda saydığım isimler, 1940'lı yıllarda Dr. Bedri Ruhselman’ın Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiği celselerin en aktif katılımcıları arasındaydılar. Hatta Enis Behiç bu seanslarda sadece bir izleyici değil, bizzat medyum (uyuyan, irtibatı sağlayan kişi) olarak görev yapıyordu.

Bu celselerde yaşanan ve edebiyat dünyasını sarsan o meşhur "Çedikçi Süleyman Çelebi" olayı ise eşine az rastlanır çok enteresan bir olaydır.

Çedikçi Süleyman Çelebi’nin ortaya çıkışını Sayın Soner Yalçın’ın kaleminden okuyalım.

“Sen gözlerimde bir renk

Kulaklarımda bir ses

Ve içimde bir nefes

Olarak kalacaksın...

Rast makamındaki bu şarkıyı kim bilmez ki?

Erol Sayın’ın bestelediği bu şarkının sözleri, şair Enis Behiç Koryürek’e aitti.

Enis Behiç Bey (1892-1949) İstanbulluydu. İstanbul, Selanik ve Üsküp’te okudu. Mülkiyeyi bitirdi. Dışişleri’nde çalıştı; Bükreş ve Budapeşte’de görev yaptı. Çalışma Bakanlığı’nda müsteşarlık görevinde bulundu. Osmanlıca’ya hep karşı çıktı. Türkçü’ydü. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı destekledi; Mustafa Kemal’e hayrandı. Kemalizm’i halka anlatmak için Anadolu’yu dolaştı.

Türk şiirinin "Beş Hececiler" akımının en özgün şairlerindendi.

Ve 1946 yılının bir ekim günü... Enis Behiç Koryürek’in hayatı değişti.

Ankara...

Ruh çağırma toplantılarına katılmayı sürekli reddeden Enis Behiç Bey, istemeyerek geldiği bu yeni yapılmış apartman dairesine girdi. Ev sahibi, Türkiye’deki ruh çağırma olayının öncüsü Dr. Bedri Ruhselman idi.

Ruh çağırma toplantısı başladı...

Birkaç dakika bir şey olmadı. Sonra nereden estiği bilinmeyen hafif bir rüzgâr, mumun alevini titretmeye başladı. Şair Enis Behiç Koryürek gözleri yuvalarından fırlayacak şekilde tavana bakıyordu. Yirmi santim boyundaki bir Mevlevi derviş, başını sol yanına yatırmış, ellerini göğsünde çaprazlamış bir halde sema yapıyordu!

Enis Behiç Bey, dervişi arkadaşlarına göstermek istedi. Parmağıyla tavanı işaret etti. Arkadaşları hiçbir şey anlamadı. Enis Behiç Bey oturduğu sandalyenin üstüne çıktı; dervişi göstererek "Bakın bakın" dedi. Ve düşüp bayıldı. Dervişi onun dışında kimse görmemişti. (Haberi olmadan gelen ruh ile transa geçmişti)

Enis Behiç Koryürek kendine geldikten sonra toplantıya devam edildi. Mevlevi dervişin kim olduğu araştırılmaya çalışıldı. Buldular da adını, Süleyman Çelebi. Gelen ruha, mevlit yazarı Süleyman Çelebi olup olmadığını sordular. Değildi. Adı Çedikçi Süleyman Çelebi’ydi; Haliç’in donduğu kış hastalanmış ve iki yıl sonra da memleketi Trabzon’da vefat etmişti. Kabrinin ise Trabzon'daki Gülbahar Hatun İmareti kabristanında (bugün parka dönüştürülen bölgede) olduğu bilinmektedir.

Enis Behiç Koryürek istemeyerek geldiği bu evden, ruhun bedenden ayrıldıktan sonra dünyayı sık sık ziyaret ettiğine inanarak çıktı. Hayata bakışı değişti. O günden sonra hem kendisi hem şiirleri ve hem de hayata bakışı tamamen değişti.

Enis Behiç Koryürek, Çedikçi Süleyman Çelebi ile ilişkisini hiç kesmedi. Şair ve hariciyeci arkadaşlarının, çalışmaktan çok yorulduğu, biraz bir hastanede dinlenmesi gerektiği şeklindeki önerilerine kızgınlıkla yanıt verdi. Zamanla eski çevresiyle ilişkileri koptu. Artık mistik şiirler yazıyordu.

Şiirlerini "Varidat-ı Süleyman" adlı kitabında topladı. Kitabın kapağında, "Çedikçi Süleyman Çelebi Ruhundan İlhamlar" yazılıydı.

Enis Behiç Koryürek, o döneme kadar duru, hece vezniyle ve tamamen modern Türkçe ile şiirler yazan bir şairdi. Ancak Bedri Ruhselman ve konukların hazır bulunduğu celselerde Enis Behiç transa geçtiğinde, kendisinden hiç beklenmeyen bir şey oldu.

Enis Behiç’in ağzından, kendisini "Çedikçi Süleyman Çelebi" olarak tanıtan, 17. veya 18. yüzyılda Trabzon'da yaşamış, Mevlevi tarikatına mensup eski bir divan şairinin ruhu konuşmaya başladı.”

Ve benim notum:

Değerli okurlar,

Bu celseleri bu kadar inanılmaz ve sarsıcı kılan üç temel unsur vardı:

Tarz ve Dil Değişimi: Enis Behiç, normal hayatında divan edebiyatı aruz veznini ve o dönemin ağır Osmanlıca dilini, kelime kadrosunu hiç kullanmazdı; hatta bu tarz bir eğitimi de yoktu. Ancak transa geçtiğinde, Çedikçi Süleyman Çelebi adına kusursuz bir aruz vezniyle, muazzam divan şiirleri ve gazeller yazdırmaya başladı.

Hız ve Doğallık: Bir divan şairinin günlerce uğraşarak yapabileceği aruz kalıbı hesaplamalarını ve kafiyeleri, Enis Behiç trans halindeyken gözleri kapalı bir şekilde, duraksamadan, bir kerede ve çok hızlı bir şekilde yazdırıyordu.

Tahir Sebük'ün Şahitliği: Celseleri dikkatle not eden ve süreci yönetenlerden biri olan Eniştemiz Tahir Sebük  ve Dr. Bedri Ruhselman, Enis Behiç'in bu eski kelimeleri ve tasavvufi derinliği kendi iradesiyle, rol yaparak ortaya koymasının imkânsız olduğunu savunmuşlardır.

 "Varidat-ı Süleyman" (Süleyman'ın İlhamları)

 Bu celseler boyunca Çedikçi Süleyman Çelebi'den geldiği söylenen yüzlerce beyitlik, gazel ve kasidelerden oluşan bu şiirler, daha sonra Enis Behiç Koryürek tarafından "Varidat-ı Süleyman" adıyla devasa bir kitap olarak basılmıştır.

Dönemin edebiyat eleştirmenleri ve yazarları bu olayı uzun süre tartışmıştır. Kimileri bunu gerçekten ruhsal bir irtibat (kanıt) olarak görmüş, bazıları ise insanın bilinçaltının, genetik hafızasının ya da "kolektif bilinçdışının" şaire oynadığı muazzam bir deha oyunu olarak yorumlamıştır.

Ama sebep ne olursa olsun, Bedri Ruhselman, Enis Behiç, Tahir Sebük ve Çedikçi Süleyman Çelebi dörtlüsünün bir araya geldiği o celseler, Türk kültür tarihinin en mistik ve gizemli olaylarından biri olarak kalmıştır

Bursa'daki Eski Sinema Vakası

Bedri Ruhselman ve ekibinin İstanbul'da yaptığı celselerden birinde, medyum aracılığıyla irtibat kurulan bir ruhsal varlığa (öte alemdeki bir kişiye) bir nevi dürüstlük ve kanıt testi yapılır. Varlığa, Bursa'da eskiden var olan, sonradan yıkılan ya da tamamen değişen tarihi bir sinema binasının detayları sorulur.

İrtibattaki varlık, o dönem Bursa'da yaşamış biri gibi binanın mimarisini, giriş kapısını, içindeki locaları ve çevresindeki sokakları birebir, santim santim tarif eder.

 İstanbul'daki celse heyeti hemen Bursa'daki tanıdıklarıyla irtibata geçip ya da eski şehir arşivlerini inceleyip bu bilgileri kontrol eder.

 Sonuçta, o yapının gerçekten de tam ruhun tarif ettiği gibi olduğu ortaya çıkar.

Tahir Bey eniştemiz 1970 lerin başında İstanbul Lalelideki bizde misafir oldukları bir gece bir bayana medyumluk yapan kiracımızı da uyutarak ruhunu Yozgat’a göndermiş. Yozgat’a ki akrabalarımızın o anda neler yaptıklarını anlatmasını istemişti. Trans halinde olan kiracımızın anlattıklarını bizde telefon açarak teyit etmiştik.

Değerli okurlar,” Çedik”, eskiden özellikle ilmiye sınıfının, dervişlerin ve kadınların giydiği; hafif sahtiyandan (işlenmiş deri) yapılan, kısa konçlu ve yumuşak siyah bir tür iç mesttir. Çedikçi ise bu mestimsi ayakkabıları üreten veya satan esnafa verilen isimdir.

Yozgatlı büyükannelerimiz kışın evde giymek için yünden patik benzeri şeyler örerlerdi ona da çedik derdik. Şimdi ne o kışlar kaldı ne de çedik ören büyükanneler.

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ