Değerli okurlar, gazetemize göz atarken okuyucu köşelerine gönderilen yazılara da göz atarım. Hem şehrimizden hem de hemşerilerimizin sıkıntılarından haberim olur. “Yozgat’ın sözü” rumuzuyla yazan bir hemşerimiz, çok önemli bir konuyu Sayın Belediye Başkanımızın dikkatine sunuyor ve söyle yazıyor;

“Sayın başkan; Yozgat insanının medenice, huzurluca, güvenle alış-veriş yapması için çarşamba pazarı yerine açmış olduğunuz kapalı pazar yeri için size çok teşekkür ediyorum.

Üzülerek söylemek isterim ki; bu pazar alanı pazarcılar için adeta argo sözcük üretme, müşteriye kaba davranma eğitim yeri, saygının esamisinin bulunmadığı bir mekân olmuş adeta.

Alış-veriş için gelen özellikle kadınlarımıza, sattıkları ürünleri tanıtırken ağıza alınmayacak sözcükler kullanmakta ve kadınlarımızı çok rahatsız etmekteler. Müşterisi olduğunuz bir ürüne talip olduğunuzda (patlıcan-salatalık-havuç-kabak-lahana gibi) bazı sebze ve meyveleri çok kaba tarif etmekte el hareketleri, söz sanatı! İle adeta çileden çıkarmaktalar, müşteri kadınlarımızı utandırmaktalar ve diğerleri arasında çok mahcup etmekteler.

Bu durum hepimizi çok üzmekte ve incitmektedir. Müdahale etmek istesen adeta pazarcı esnafı düşmana hücum edercesine hep birlikte olup üzerine yürüyecek duruma gelmekteler. Dürüst, anlayışlı, kibar pazarcı esnafını ayrı tutmak gerekiyor elbette. Onlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bizim inancımızda, kültürümüzde, gelenek ve göreneklerimizde iyi niyet, dürüstlük, sevgi ve saygı vardır. Bu durumlar bizim insanımıza yakışmamaktadır. Sizin durumdan haberiniz olmadığını biliyorum. Bu konularda hassas olduğunuzdan hiç kuşkum yoktur. Pazar kurulma saatinden-dağılma saatine kadar pazar alanında zabıta ekiplerinizin gezmesini, bu gibi saygısızlık yapanlara gerekli uyarı ve cezanın verilmesi geçici de olsa bir özüm yolu olabilir. Yozgatlıya yakışan alış-veriş günlerinde buluşmak dileğiyle saygılarımı sunarım değerli başkanım.”

Sayın Salih Çavuşoğlu ’da bu şikâyete aşağıdaki yazısı ile cevap veriyor;

“Yozgat’ımızın gururu sayın belediye başkanımız Dr. Kazım Arslan size hitaben yazılmış Yozgat'ın sözü isimli yazıya şikâyete konu olan mevzu beni ve benim gibi ekmeğini bu işten kazanan meslektaşlarımı derinden üzmüştür bunu ispata davet ediyoruz şöyle ki bizlerinde karısı kızı çocukları var bizim kimsenin namusunda şerefinde makamında varında gözümüz olmaz olamaz da biz rüştümüzü 15 Temmuzda ispat ettik her meslek grubundan vatan haini şerefsiz çıktı sadece Türkiye'de sebzeci ve pazarcıdan çıkmadı. Bizim müşterimize bakış açımız rızkımız için başka bir işimiz olmaz birde bahsi geçen pazar yerinde her tezgâhın kime ait olduğunu gösteren tabela buda yetmezse hal müdiresi Yıldız Ersin Hanım var ben bu Yozgat’ın sözü adlı yazıyı sizi ve bizi yıpratmak için yapıldığını söylemek istiyorum yoksa bizim ekmek kazanmak için neler yaptığımızı göstermek istiyorum bu yazıyı yazanı ispata davet ediyoruz saygılarımla.”

Değerli okurlar, çarşı düzenlemesi yapılırken Sayın Başkanımızdan benimde bir istirhamım olmuştu. “Bayanlar da rahatça Tol Çarşıda alışveriş yapabilsinler” demiştim. Yukarda arz ettiğim yazılar bana ünlü yazarımız Kemal Tahir’in aşağıda arz ettiğim hikâyesini hatırlattı;

Kemal Tahir, Kelleci Memet hikâyesinde Terzi Bekir’i şöyle anlatıyor;

“O gün Çankırı’nın pazarı. Kızla annesi, pırtı almaya çıkıyorlar. Onlar çıkınca bu senin terzi ustası da “Hele pazara bir bakalım alışveriş nasıl” diye dışarı uğruyor. Bana sorarsan uğramasa hiçbir şey yoktu. Allah’ın işine bak ki uğruyor. Dahası, acele uğradığından koca terzi makası da elinde.

Gezgin pazarcıları bilmez değilsin! Edirne’den Kars’a kadar dünyayı dolaşan herifler. İçlerinde anasının ipliğini pazara döküp yumak yumak satan kıyamet gibi. Göçmen kızının tezgâhı önünde durup pırtılarına baktığı pazarcı, meğer sayılı kopuklardanmış… Hem yürekli hem bilekli… Fazladan lafın çifte anlamlısını pek seven bir zibidi… Kızın anası pırtıları yoklayıp dururken, herif bulaşmış laf dokundurmaya. “Allı verelim küçük bayan… Morlu verelim… Açıksa koyu verelim” diye yılışmış…

Evet. Yılışmasa iyiymiş ama yılışmış… Berikiler göçmen olduklarından, bizim yutturmacalarımızı nereden bilecekler? Fıkara kız, “koyu istemez” dedikçe densiz herif tadında kesmemiş, yutturmayı üsteledikçe üstelemiş… Öteki pazarcılar gülüşmeye başlayınca kız işin farkına varıyor. “Biz gâvur içinden buraya bu lafı duymaya mı geldik? Sen de hiç utanma yok mu?” diyecek oluyor. Rezil pazarcı büsbütün cıvımış… “ Ulan sen bu lafı neden kötüye çektin durduğun yerde?... Utanmazlık sende mi bende mi?” diyerek yavuzlanmış.

Terzi Bekir’in bu kadarına dayanması bile yiğitlik… Çünkü göçmen kızı ağlamaya başlamıştır. Peki, dayanamıyor da ne yapıyor, hemen makası yetiştiriyor mu? Hayır… “Ayıp arkadaş!... Böyle sözler esnaflığa yaraşmaz” diye öğüt vermeye kalkıyor. Bana kalsa öyle bir ite, böyle laf edilmeyecek de, hemen yakası toparlanıp ana avrat düz gidilecek… Herif, bu bizim aslan Bekir’imizi böyle ufarak biraz da etsiz görünce, sözüm buradan dışarı adama benzetememiş… “Ulan sapı silik! Sen ne karışıyorsun? Biz burada pazarlık pişiriyoruz” demesiyle koca terzi makasını boynunun köküne yemesi bir olmuş…

Yemesiyle de terbiyesiz pazarcı, kütük gibi yıkılmış… Ben gerisini görenlerden dinledim. “Önce biraz çiğnedi hamur gibi” dediler. “Sonra Allah seni inandırsın, herifi kaptı kaldırdı, önce bu taşa vurdu, efe gönlü beğenmedi, götürdü şu taşa vurdu, ham deri hesabı…” dediler. “Hem de nasıl vuruyor, Allah yarattı demek yok” dediler. “Baktık gebertecek… Elinden güç ile aldık. Ne fayda ki, biz yetişene kadar terbiyesiz pazarcı, adamlıktan çıktı” dediler. Terzi makasını nasıl hınçla yallah ettiğini anlamalı ki, it oğlu itin boynu eğri kalmış. Bizim koca ağır ceza başkanı, buna, sakat bırakma cezasını , “aferin oğlum!” diyerekten göğsüne savaş madalyası takar gibi verdi.”

Böyle yazmış üstat. Hani Nasrettin Hoca gibi testiyi kırmadan, kıssadan hisse mi desek…

23.10.2017
OKUR YORUMLARI
Mustafa Topaloğlu
27.10.2017 16:23:00

Sevgili dostum. Pazarcı esnafı da içimizden birileri. İyi huylusunun yanında, huysuzu, soysuzu da var. İdeal olanı insan ilişkilerinde seviyeli davranmak. Ama bazılarında o anlayış ne gezer. Ben de bir ufacık katkıda bulunayım izninle:
İstanbul’da bir semt pazarı. Vakit ikindi sonrası. Bir balıkçı tezgahının önü kalabalık. Balıkçı da anasının gözü. Bağırıyor sıtma görmemiş sesiyle: “Hadi, canlı canlı…Denizden yeni çıktı bunlar. Canlı canlı!”
Bir yaşlı hanım yaklaştı satıcıya:
-Yavrum, balıklar taze midir?
Balıkçı:
-Canlı canlı dedik ya hanım teyze!
Yaşlı hanım munis bir sesle:
-Yavrum, bak ben de canlıyım. Ama taze miyim?
Selam ve saygıyla aziz dostum.

SUDE ÖZTÜRK
25.10.2017 10:46:00

Sayın Çapanoğlu, Pazar alışverişleri biz hanımlar için çok önemli bir sosyal olay. Hem mutfak masrafını hem de sair ihtiyaçlarımız biraz daha ekonomik olarak halletmek için semt pazarlarından alış veriş yapmaya çalışıyoruz. Çok şükür bu güne kadar yazınızdaki gibi bir olay ile karşılaşmadım. Herkesin görgüsü, bilgisi, yetişme tarzı aynı değil. Bu yüzden de terbiyesizlik değil ama kaba davranışlar olabiliyor. Zamanla pazar yerinde efendi saygılı dürüst iyi niyetli beyleri ve hanım satıcıları tanıyor ve ahbap oluyorsunuz ve onlardan alışveriş yapmaya başlıyorsunuz. Son yıllarda pazarcı esnafı da gençleşmeye başladı. İş bulamayan gençler babalarına annelerine yardımcı oluyorlar bu da hem müşterilerin hem de satıcıların daha nazik olmasına katkı yaptı. Fiyat konusuna hiç girmeyeyim. Sanırım ne satan memnun nede alan. Saygılarımla.

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ