A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

NASIL BİR ADAM

Değerli okurlar, bu yazıyı 10 Kasım günü köşeme koyacaktım. O gün çeşitli yazarlardan ve sade vatandaşlarımızdan elbette daha güzel daha anlamlı makaleler, resimler, videolar yayınlanacağından daha sonraki bir gün sizlerle paylaşmayı uygun görmüştüm. Bu da benim 10 Kasım yazım, umarım beğenirsiniz.

Yozgat’ımızın canlı tarihi emekli eğitimci Yılmaz Göksoy ağabeyimle Yozgat Öğretmen evinde sohbet ediyoruz. Yılmaz ağabeyim, “Üç şey birbiri ile özdeşleşmiştir Yozgat, Çapanoğulları, Çamlık” dedi… Sohbet konumuz ne olacak? Ya bu üç şeyden birisidir ya da Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri üzerinedir. Yılmaz ağabeyim anlattı ben karışık duygular içinde kaydettim.

“Bizim köyümüz Yozgat’a 20 kilometre uzaktaki Gökçekışla köyü. Rahmetli Dedem Alibaz ağa da köyün büyüğüydü. Babam Yozgat’a bir gittiğinde elinde büyükçe üç adet taşbaskısı resimle geldi ve özenle dedemin odasına duvara astı. Kış soğuklarında bazı köylüler sabah ve yatsı namazlarını bizim evde misafir odasında kılarlardı. Evimize gelenler resimlere bakıp sorarlardı bunlar kim diye. Dedem de anlatırdı. Bu vatanımızı kurtaran Mustafa Kemal Paşa, yanındaki Fevzi Çakmak Paşa, onun yanındaki de İsmet Paşa. Dedem gururla anlatır, hepimiz büyük bir saygı ile bakardık. Bunları dinleye dinleye resimdekilere daha bir saygı duymaya başlamıştım. Üzerinde bir parça toz olsa hemen şapkamın üstü ile silerdim.

Rahmetli babam Hacı Abdullah Göksoy da meşhur Yozgat Demirli Medrese mezunuydu. 1960 lı yıllar. Küçük kardeşim Kaya Göksoy Ankara Üniversitesinde öğretim üyesiydi. Yaptığı bir Ankara ziyaretinde, uzaklardaki büyük bir bina dikkatini çeker. “Bu bina nedir” diye sorar. Kardeşim “Orası Anıtkabir” diye cevaplayınca. Babam, derin bir nefes alıp, “Varıp bir Fatiha okumayı çok isterdim” der. Kardeşim “Hadi gidelim baba orayı da görmeden gitme” der.

Anıtkabir’e vardıklarında, babam gördüklerinden çok etkilenir bir yandan Fatiha okur bir yandan gözlerinden yaşlar süzülür. Uzun bir süre Atatürk’ün mozolesinin başından ayrılmaz, ayrılamaz. Bu duygular içinde merdivenleri inerken de ara ara durur, geriye bakarak tekrar tekrar Anıtkabir’i seyreder. O sırada yanlarına bir asker yanaşır ve “Amca burada yatan adam nasıl bir adamdı biliyor musun?” diye sorar. Babam da ona, sen nerelisin diye sorar. İzmirliyim cevabını alınca “Senin burada yatan adamı benden daha iyi bilmen lazım. Bu adam, vatanımızı ırzımızı ve namusumuzu düşmandan kurtaran bir adamdı” diye iç çekerek cevap verir. Asker “Amca kusura kalma, böyle dönüp dönüp geri bakınca seni de onu sevmeyen sakallılardan birisi sanmıştım” der.

Çok eskilerde Yozgat’ın Çekerek ilçesi daha bucak iken Sorgun’dan Çekerek’e at ile giden posta Gökiniş köyünden geçerdi. Gökiniş köyü Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bir köydü. Postacı köyden geçerken eskiden tanıdığı Derviş Ali’ye “Duydunuz mu Mustafa Kemal Paşa ölmüş” der. Derviş Ali’nin beti benzi kül gibi olur. Dizlerine vurarak “Eyvahlar olsun Acemoğlu, bunu iyi demedin, yedi oğlum ölseydi de Mustafa Kemal ölmeseydi” der.

Atatürk Ankara civarında yaptığı bir gezide Kazan köyüne uğrar (şimdi ilçe) Satı isminde yaşlı bir kadın (sonra milletvekili oldu) Atatürk’ün yolunu keserek ayran ikram eder. Atatürk “kaç yaşındasın” diye sorar. Satı kadın 20 yaşındayım diye cevap verir. Atatürk tebessüm ederek nasıl oluyor da 20 yaşında oluyorsun deyince, Satı kadın “seni gördükten sonra yaşamaya başladım paşam” diye cevap verir.

Van’ın Santimaris köyünde dul bir kadının ineğini kurtlar parçalar. Olay tam da Atatürk’ün öldüğü günün ertesi günü olur. Kadıncağız ağlarken bir yandan da “Paşam sen öldün ineğimi kurtlar yedi” diye dövünmektedir. O sırada orada arkeolojik kazı yapan Amerikalılar kadının dövünürken neler söylediğini merak edip tercümana sorarlar. O da tercüme edince Amerikalı, şöyle söyler. “Bu güne kadar kadının ineği tesadüfen hayatta kalmış ama kadıncağız Atatürk’ün sayesinde güvence altında olduğuna inanmış. Bir lidere duyulan güvence ancak bu kadar olur.”

Yılmaz ağabeyimle yaptığımız bu güzel sohbeti yine Yılmaz ağabeyimden bir mizah ile bitirelim. “Babamın akrabalarından birisini Jandarmalar haksız yere dövmeye başlarlar. Dayanamayan babam eve girip mavzerini alır ve havaya ateş eder. Jandarmalar da hemen mevzi alırlar. Durum kötüye gitmektedir. Bu sırada köylülerden “Topal Faik” ortaya atılır ve topal ayağını jandarmalara doğru sallayarak “Biz de bu ayağı milli mücadelede vatana verdik. Köylüye bu zulmünüz niye diye ”bağırır. Jandarmalar hiçbir şey demeden ayağa kalkarlar ve köyü terk ederler. Babama sormuştum Faik ağanın ayağı hakikaten savaşta mı oldu diye. Güldü, yok dedi Faik askere bile gitmedi.”

16.11.2015

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ