A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

MEKTUP 2: ONLARA “Z” KUŞAĞIDEMEYELİM

Değerli okurlar, sevgili kardeşim emekli elektronikçi Naim Mustafa Başlangıç gene bir güzel mektup göndermiş. Şöyle yazmış:

"Günaydın. Biliyorum, şu anda derin uykudasın ama ben yine erkenden uyandım. Kahvaltı ve eşinle birlikte sabah kahvesinden sonra moral olur düşüncesiyle, bir süredir   yaşadığım ve beni çok duygulandıran ve umutlandıran bir gözlemimi sana da yazayım istedim.

Bülent Eczacıbaşı başarının formülünü şöyle açıklamış: "Dünyada zeki insandan bol bir şey yok. Çalışkanlık derseniz, herkes çalışıyor. İnsanları birbirinden ayıran şey azimdir."

Boğaz kıyısında konumlanan ve Üsküdar Belediyesi bünyesinde hizmet veren Nevmekan Sahil, eşsiz manzarasıyla Üsküdar’ın en özel kültür-sanat mekânlarından biri. 100 bini aşkın kitap kapasitesiyle 24 saat hizmet sunuluyor. Geniş ve ferah kütüphane alanları, okuma salonları, sergi bölümleri ve etkinlik alanlarıyla özellikle gençler tarafından ders ve çalışma alanı olarak tercih edilen bir mekân. Kendimi emekli ettikten sonra bir gün yolum tesadüfen buraya düşmüştü. Şimdilerde günde en az 4-5 saatim Nevmekân Sahil'de geçiyor. Tabii alt katında...

Üst kat bir şeyler atıştıranlara ait; alt kat ise hepsi de bir 'Bilgi Hazinesi' ve hepsi de pırıl pırıl geleceğimiz olan gençlerle dopdolu.

Bizim jenerasyonumuz neredeyse Türkiye'nin geleceğinden tam umudumu kesmişken, ben bu alt katı gördüğümde yeniden umutlandım.

Sayın dinozorlar; sakın siz de benimle aynı hataya düşmeyin, sakın! Ne olur bir gün alın çoluk çocuk veya canınızdan değerli torunlarınızı; görün bu anlattıklarımı kendi 'Yaşam Ordinaryüs Profesörü' mertebesine ulaşmış gözlerinizle. Nasıl bir ciddiyetle çalışıyorlar bu derin sessizlik ortamında, anlatamam!

Arada benim gibi birkaç dinozor gözünüze çarpabilirse de görmezden gelin onları. Ben dahil, onlardan bu saatten sonra ne köy olur ne de kasaba... Mahalle bile olmaz! Benim dikkatimi çeken bu gençler, inanılmaz bir ciddiyetle çalışıyorlar. Aralarında kaytaranlar vardır mutlaka ama çoğu daha üniversiteye girememiş... Dokunmayın onlara; bu ciddi çalışma onların çoğuna üniversite kapılarını ardına kadar açacak, bundan hiç şüpheniz olmasın!

Hani 'Bana bu yaşlı sapık da nereden çıktı?' demeyeceklerini bilsem, bir gün dayanamayacak, yerimden fırlayacak ve kız-erkek ayırmaksızın hepsinin alınlarından öpeceğim. Arada birkaç benim gibi dinozoru da öpebilirim yanlışlıkla. Şaka demiyorum, çok ciddi konuşuyorum: Lütfen bu çocukları dikkate alalım; bizi geleceğe taşıyacak olan gençler bu gençler!

Daha altı ay öncesine kadar ben de aynen sizler gibi at gözlüklerini takmış, dudak bükerek bakmaktaydım. Evime yürüyerek 10 dakikada ulaşabildiğim Bağdat Caddesi’nin lüks kafelerinde oturanlar... Babalarının altlarına çektiği Ferrariler, Lamborghiniler... Hele bir de üstü açıksa bu pahalı makinenin; hele bir de sarışın bir 'civcivi' attın mı yan koltuğa, değme keyiflerine! Hele yanındakinin rüzgârda ahenkle uçuşan saçları...

Kızım, babanın parasına yazık değil mi? Henüz bir saat bile olmadı caddedeki meşhur kuaföre bir avuç para vereli. Hele çıkarken saçını yapana verdiğin bahşiş neydi öyle? O parayla emekli biri neredeyse bir aya yakın geçinebilir; belki evine kıyma veya az da olsa pastırma bile alabilir arzu ederse. Kız, itiraf edeyim ki parfümüne verdiğin paraya helal olsun! Caddedeki oturduğum belediye bankına kadar geldi sürdüğün parfümün kokusu. Ne çok sürmüşsün öyle! 'Hoşuma gitmedi' dersem kıskançlıktan demiş olurum; onun için demiyorum.

Boş verin bunları! Bizim konumuz: Nevmekân Sahil alt kat...

Ramazan öncesi, hele sömestr tatilinde, ciddi uzun kuyruklar oluyordu kapı girişinde. Üsttekilerin belki altta bir kat olduğundan haberi bile olmayabilir. Onların gayesi; biraz Kız Kulesi manzarası önünde, fiyatları da belediyenin bir tesisi olduğu için çevreye göre daha makul meblağlarla ve hijyen kurallarına kesinlikle uygun kaliteli menülerle mideyi şişirmek; eş, dost, akraba veya çekirdek aile ile hoşça vakit geçirmek.

Bu arada gayet normal olarak hepimizin yaptığı gibi masumca; tuttuğu takımın o haftadaki performansına göre övgüler dizmek veya yerden yere vurmak; kulüp başkanını, olmazsa antrenörünü veya futbolculardan bazılarını kovmak! Bizi yönetenlere veya muhalefete sallamak; bu arada birkaç yeni hükümet kurmak...

Biz tekrar alt kat gençlerine dönelim.

Bana sekiz yaşındaki torunumu sadece hafta sonunda bir gün vermeye bir cesaret edebilseler neler yaparım neler! Ama böyle bir hata yapacaklarını sanmam.  Banka kartını son ayda üç kere ATM’de unutan adama siz hiç çocuk itimat eder misiniz Allah aşkına? Çocuğu sabah evden teslim alan adamın, akşam süklüm püklüm eve gelip: 'Ya Hanım, bizim torun eve geldi mi? Kalabalıkta ne olduğunu anlayamadım, arkamı döndüm çocuk yok olmuş!' demesinden korkarlar.

Eğer itimat etseler, nemi olurdu? Çocuk, çok değil 2-3 hafta sonunda mutasyona uğrardı. Derse oturmakta mızmızlanan; hınzırca, o minik sevimli zekâsıyla bin bir bahane icat edip 'Yok çişim geldi, yok karnım acıktı, yok uykum geldi!' bahanelerinin kalkanına sığınmaya çalışan minik sahtekâr kaybolmuş; yerine: 'Evladım yeter artık, sabahtan beri ders çalışmaktasın, bak gözlerin bile yorulmuş, bırak artık ders çalışmayı! Diğer arkadaşların gibi çık sitenin bahçesinde biraz top oyna! Ne bileyim, biraz bilgisayarla oynasan olmaz mı yavrum?' dedirten bir yumurcak gelirdi!

Nasıl, biraz değiştirmeye muvaffak olmuş olur muydum sizce de?

Son sözüm ülkemin güzel insanlarına: Bu pırıl pırıl gençlere inanmayarak, aslında biraz da küçümseyerek 'Z KUŞAĞI' demeyelim onlara, olur mu? Lütfen! Ben artık demiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Sevgilerimle..."

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ