Değerli okurlar,

Bazı olayları ya da musibetleri başımıza gelmeden pek mühimsemiyoruz. Halbuki hepsinden bir ders çıkarıp eğer bir önlemi var ise bu önlemi mutlaka almamız gerekiyor. Örneğin covit salgını döneminde maske takmak gibi.

Başka salgınlarda da örneğin grip gibi mesela, maske taksaydık hem kendimizi hem başkalarını korur hem sağlımızdan hem de işimizden gücümüzden olmazdık ama ihmal ediyoruz maalesef.

Geçen gece saat 22:30 sularında televizyon izlerken birden Yozgat’ta ikamet eden çok değer verdiğim aile dostumuzu aramak ihtiyacını hissettim. Eskiden hissi kablel vuku şimdilerde altıncı his dediğimiz ama aslında telepati olayı bende çok olur. Bir akrabamı ya da arkadaşımı aklımdan geçiririm biraz sonra telefonum çalar karşımda o kişi.  

Bu sefer ben aradım. Benim huyum böyle… Kim aklıma gelirse hemen arar bir sesini duyar sağlık haberlerini alırsam telefonumu huzur içinde kapatırım. Bu seferde öyle oldu. Aradığım kişi çok sevdiğim kendime çok yakın bulduğum Yozgatlı bir kişi ise merhaba, günaydın, İyi akşamlar filan demeden “Nöruyon” diye direk sorduğum iki kişiden birisi.

“Nörüyüm, dün akşam saat 10 da banyo yaparken aynada sırtımda kene yapışmış gördüm” demez mi? Başımdan kaynar sular döküldü. Heyecanımı belli etmeden sordum “Ne yaptın?” “Ne yapıyım, hemen hastaneye gittik, bir bayan doktor keneyi çıkardı. “Dedi ki ilk defa bu kadar büyük kene görüyorum”. Ne zamandan beri sırtımdaysa epey kanımı emmiş iyi beslenmiş.”

Ekinlerin, yüksek otların arasından geçerken pantolon paçalarını çorabımızın içine koyuyorduk. Bir seferin de kuzenim Halit Çapanoğlu ile bir tarladaki ekinlerin arasından geçmek zorunda kalmış ben de öyle yapmış ama geçene kadar da çok korkmuştum.

Kene senin sırtına nasıl girmiş diye şaşkınlıkla sordum. Dedi ki; “kene ağaçlara çıkıyor oradan kendini rüzgâra bırakıyormuş sanırım böyle girdi sırtıma, ben de bahçede çalışırken farkında olmamışım. Hani çok terleyince sırtımızdan terimiz akar ya ben de öyle sandım herhalde”

Doktor bir ilaç filan vermedi mi dedim. “Vermedi, üç gün içinde ateşin yükselirse gel dedi, yarın sabah saat 10 da tekrar kan vereceğim” dedi. Allah’ım bu üç gün nasıl geçer diye endişelendim.

Moral vermek için birkaç teselli edici sözler söyledikten sonra telefonu kapattık.

Üç gün her gün aradım. “İyiyim bir şikâyetim yok” cevabı ile biraz rahatladım ama asıl garanti 14 günü geçirmekmiş. Ara ara arayarak o 14 günü de atlattık şükür.

Geçen zaman için de ben de internet ortamında bir araştırma yaptım. Yukarda da yazdığım gibi insan başına gelmeyince mühimsemiyor.  Bulduğum bilgileri kulağınızda bulunsun diyerek aşağıda sizlere sundum.

Kırımkongo Kuluçka Süresi ve Belirtileri

Kırımkongo kaç günde belli olur

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünün vücuda girmesiyle belirtilerin ortaya çıkması arasında geçen süre (kuluçka süresi), virüsün bulaşma şekline göre değişiklik gösterir.

Hastalığın ne kadar sürede belli olacağı genel olarak şu şekildedir:

1. Belirtilerin Ortaya Çıkma Süresi (Kuluçka Dönemi)

  • Kene Isırması ile Bulaşmada: Virüs genellikle kene ısırmasından sonra 1 ila 3 gün içinde belli olur. Bu süre en fazla 9 ila 14 güne kadar uzayabilir.
  • Kan ve Vücut Sıvısı ile Temasta: Hasta bir insanın veya hayvanın kanı, salgısı ya da vücut sıvılarıyla doğrudan temas durumunda belirtiler genellikle 5 ila 6 gün içinde başlar; bu süre en fazla 10 ila 13 güne kadar çıkabilir.

2. İlk Belirtiler Nelerdir?

Kuluçka dönemi bittikten sonra hastalık aniden ve şiddetli bir şekilde başlar. İlk ortaya çıkan belirtiler genellikle şunlardır:

  • Ani yükselen yüksek ateş
  • Şiddetli baş ağrısı ve halsizlik
  • Kollarda, bacaklarda ve sırtta yoğun kas ve eklem ağrıları
  • Bulantı, kusma veya karın ağrısı
  • Yüzde ve gözlerde kızarıklık

3. Ne Yapılmalı ve Ne Kadar Süre Takip Edilmeli?

Eğer bir kene teması (kene ısırması veya keneyi elle çıkarma gibi) söz konusu olduysa, kişi kendisini en az 10 gün (güvenli sınır olarak 14 gün / 2 hafta) boyunca çok sıkı takip etmelidir.

Önemli Uyarı: Bu 14 günlük süre içinde ateşiniz 38,3 °C veya üzerine çıkarsa, kendinizi halsiz hisseder veya yukarıdaki belirtilerden herhangi birini yaşarsanız vakit kaybetmeden en yakın tam teşekküllü sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Erken teşhis ve tedavi KKKA'da hayati önem taşır.

Kan tahlilleri kaç gün yapılır

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) şüphesinde yapılan kan tahlillerinin çıkış süresi, yapılan testin türüne ve laboratuvarın yoğunluğuna göre değişir. Bu süreçte genellikle iki farklı test grubu uygulanır:

1. Genel Durum ve Takip Testleri (Aynı Gün / Birkaç Saat)

Kene ısırması sonrası hastaneye başvurduğunuzda ilk olarak genel durumunuzu görmek için rutin kan tahlilleri yapılır.

  • Hangi testler yapılır? Tam Kan Sayımı (özellikle pıhtılaşmayı sağlayan trombosit değerleri) ve karaciğer/böbrek fonksiyonlarını gösteren biyokimya testleri.
  • Sonuçlanma süresi: Bu tahliller çok temel testler olduğu için acil servislerde veya hastanelerde genellikle 1 ila 3 saat içinde sonuçlanır. Hastalığın takibinde bu testler gerekirse her gün (bazen günde iki kez) tekrarlanır.

2. Virüsü Kesin Teşhis Eden Özel Testler (24 Saat ila 3 Gün)

Vücutta doğrudan KKKA virüsünün olup olmadığını anlamak için özel viroloji testleri istenir:

  • PCR Testi (Virüsün Genetik Maddesini Arama): Hastalığın ilk günlerinde en güvenilir yöntemdir. Genellikle 24 saat ile 3 gün arasında sonuçlanır.
  • ELISA Testi (Antikor Arama): Vücudun virüse karşı ürettiği savunma hücrelerine bakar. Genellikle hastalığın 5. veya 6. gününden sonra anlamlı sonuç verir ve laboratuvara ulaştıktan sonra 1-2 gün içinde belli olur.

⚠️ Hayati Hatırlatma: Eğer kene temasınız olduysa ve ateş, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtiler yaşıyorsanız, kan tahlili sonuçlarını evde beklememelisiniz. Şüpheli durumlarda hekimler tahlil sonuçlarının tamamı çıkmadan da sizi hastanede gözlem altına alabilir veya destek tedavisine başlayabilirler.

Kırım kongo virüsü Türkiye’ye ne zaman ve nasıl geldi

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünün Türkiye'deki geçmişi, ortaya çıkış süreci ve buraya nasıl ulaştığına dair bilimsel teoriler şu şekildedir:

1. Türkiye'ye Ne Zaman Geldi? (İlk Ortaya Çıkışı)

Türkiye’de KKKA virüsü resmi olarak ilk kez Mayıs 2002'de Tokat ve çevresinde (Kelkit Vadisi) ortaya çıkan ve nedeni o an tam anlaşılamayan ölümlerle gündeme geldi.

İlk vakaların görüldüğü 2002 yılında kesin teşhis konulamamıştı; ancak geriye dönük yapılan incelemeler ve 2003 yılında yapılan laboratuvar doğrulamaları sayesinde bu gizemli hastalığın Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olduğu kesinleşti. O tarihten itibaren özellikle Tokat, Sivas, Yozgat, Çankırı ve Gümüşhane gibi illeri kapsayan Kelkit Vadisi başta olmak üzere Türkiye'nin birçok bölgesinde her yıl bahar ve yaz aylarında vakalar görülmeye başlandı.

2. Türkiye'ye Nasıl Geldi? (Bulaşma ve Taşınma Yolları)

Virüsün Türkiye'ye nasıl geldiği ve neden 2002 yılından itibaren aniden büyük bir salgına dönüştüğü konusunda bilim insanlarının üzerinde durduğu üç ana teori bulunmaktadır:

  • Göçmen Kuşlar (En Güçlü Teori): KKKA virüsünü taşıyan ana kene türü olan Hyalomma marginatum, özellikle kuşların üzerinde parazit olarak yaşayabilir. Afrika, Doğu Avrupa ve Asya arasındaki büyük göç yolları Türkiye'nin üzerinden geçer. Göçmen kuşların, üzerlerindeki virüslü keneleri Türkiye'deki sulak alanlara ve otlaklara dökmesiyle virüsün ülkeye taşındığı düşünülmektedir.
  • Yaban Hayatı ve Kontrolsüz Hayvan Hareketleri: Komşu ülkelerden kaçak yollarla ya da kontrolsüz hayvan hareketleriyle virüslü kenelerin veya enfekte olmuş taşıyıcı hayvanların sınırları geçmesi de bir diğer etkendir.
  • Coğrafi ve İklimsel Değişiklikler: Aslında virüsün ve kenelerin Türkiye topraklarında çok daha önceden beri var olduğu, ancak küresel ısınma, tarım arazilerinin kullanım şeklinin değişmesi, hayvancılık faaliyetleri ve ekolojik dengenin bozulması gibi sebeplerle kene popülasyonunun 2000'li yılların başında aniden patlama yaptığı ve virüsün bu yüzden görünür hale geldiği de savunulan teoriler arasındadır.

Özetle;

Virüs Türkiye'ye büyük olasılıkla göçmen kuşlar ve yabani hayvanlar aracılığıyla taşınan kenelerle gelmiş, 2002 yılında Tokat'ta ilk kez kendini göstermiş ve iklimsel faktörlerin de etkisiyle Kelkit Vadisi gibi nemli/otlak alanlarda hızla yerleşik hale gelmiştir.

AMAN DİKKAT SONU ÖLÜMCÜL OLAN BÜYÜK BİR TEHLİKE!

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ