Değerli okurlar, Rahmetli İlber Ortaylı, benimle aynı yaşta olan iki kuzenimin de arkadaşıydı.  Kuzenim Celalettin Çapanoğlu’nun Ankara Atatürk Lisesinden, diğer kuzenim Danıştay 9. Daire başkanlığından emekli dokuzuncu kuşak Çapanoğlu torunu Cengiz Divanlıoğlu’nun da Mülkiyeden sınıf arkadaşıydı. Celalettin Çapanoğlu Kuşadası’n da vefat ettiğinde çelenkler arsında rahmetli İlber Ortaylı’nın da çelengini görmüştük. 60 yıl sora lise arkadaşına gösterdiği bu vefa hepimizi duygulandırmıştı.  Bu yüzden anılar çok, yeri geldiğinde yazarım belki.

Kuzenim Cengiz Divanlıoğlu, arşivinde sakladığı önemli bir köşe yazısını güncel bir yazı olması hasebiyle bana öndermiş. Arkadaşı emekli Danıştay Üyesi Hâkim Sayın Suna Türkoğlu’nun Zümrüt Rize Gazetesinde yayınlanan bu güzel yazısını bende noktasına virgülüne dokunmadan sizinle paylaşıyorum.  

Yazının başlığı “GÜVEN DUYMAK.”

Sayın Türkoğlu diyor ki: “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)’ ni birçok kişi uluslararası barış ve Güvenlik Konseyi (BMGK)ni birinci derecede sorumlu zannederdi. Birleşmiş Milletlerin bu anlamda en güçlü organı bilirdi. 5’i daimî (Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa)10’u ise geçici olmak üzere 15 üyeden oluşan bu kuruluşun, savaşları önleyeceğine güvenirdi. Son olaylar durumun hiç de öyle olmadığını herkese gösterdi.

 Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ise ,57 üye devletle faaliyet gösteren, çatışmaları önlemek, krizleri Teşkilatı (insan haklarını korumak amaçlı bir güvenlik teşkilatı olarak kuruldu. Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’dan katılan ve eşit statüye sahip olan bu üye devletler, oybirliğiyle karar alıyorlar. Türkiye AGİT’in kurucu üyelerinden biri; teşkilatın güvenlik forumlarında ve Parlamenter Asamblesinde 8 milletvekili ile yer alıyor. Bu kuruluşun da güvenliği sağlayacağı düşüncesi, sade vatandaşlar için artık çok uzaklarda kaldı.

 Ayrıca dünyamızda, devletler üzerinde bile etkili birçok özel güvenlik kuruluşu bulunmakta. Bütçeleri milyarlarca doları bulan bu kuruluşların da söylenen temel amaçları güvenlikti. Ancak içyüzleri tam bilinemediği ve ne yapmak istedikleri öngörülemediği için insanlarda güven değil; tam aksine endişe ve korku duygusu yarattılar.

Bir de Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) var. Üye devletlerin ortak savunma örgütü. Temel amacı, üye devletlerin özgürlük ve güvenliğini korumak olan bir ittifak.

Kuruluşlar, güvenlik amaçlı olarak teşkilatlandırıldı ve halka öyle anlatıldı.

Bütün bu kuruluşlarda ABD, teşkilatların temelini atan, en etkili olan devlet olarak karşımıza çıktı.

Peki saldıran hangi devlet? Güvenlik böyle mi sağlanacak? Küçücük ilkokul öğrencisi kız çocuklarının cansız bedenleri bembeyaz örtüler içinde iken, kim, nasıl güvende oluyor?  İnsanlarda güven duygusu bıraktılar mı? Siz de güven duygusu kaldı mı?

Bir insanın, başkalarının niyetlerine, karakterine, davranışlarının karakterine, olarak olumlu beklentiler içinde olması, kendisine bir zarar vermeyeceğine karakterine, duygusu”. İnsan ilişkilerinde ciddi, kritik bir rolü vardır. Kuvvetli bağların temelini oluşturur. Onun için insanın insana güvenmesi çok önemlidir.

 Toplumsal güven ise insanların diğer insanlara veya kurumlara karşı korku ve şüphe karşı korku unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Sübjektif değil daha geneldir. Sosyal ilişkileri ve dayanışmayı besleyen unsurların başında gelir. Toplumsal güvenin yüksek olduğu toplumlarda, toplumsal dayanışma daha rahat sağlanır. Toplumsal güven ile ülkenin ekonomik gelişmişliği arasında yakın bir ilişki bulunduğu gibi; güvenli ortamlarda kişisel savunma gereksinimleri azalmakta, bu güven ortamı içerisinde, sevgi, saygı, hoşgörü, yardımseverlik, adalet gibi değerler yükselmektedir. Toplumsal güvenin topluma kattığı olumlu etkilerdir bunlar.

 Aynı toplumu oluşturan kişilerin birbirlerine, kurumlara, hukuka, kolluk kuvvetlerine kısaca sosyal yapıya ve düzene duydukları güveni ifade eder “toplumsal güven”.

 ABD Başkanının, Kentucky’deki bir mitingde, İran’a ait silahsız IRIS Dena gemisini Sri Lanka açıklarında batırmalarını komutanlarının” bu daha eğlenceli oluyor” şeklinde açıkladıklarını, gayet rahat bir üslupla anlattığını öğrenince, vicdanlı insanların adeta kanı dondu. Hindistan’da katıldığı bir fuardan dönen silahsız savaş gemisi savaş ortamından çok uzakta böylesi daha eğlenceli oluyor diye vurulmuş ve 104 asker hayatını kaybetmişti. Çoğu askeri okul öğrencileriydiler, hayatlarının baharındaydılar, hayalleri vardı ve barışçıl bir seferdeydiler. Ne oldu toplumdaki güven duygusu? Paramparça oldu. Birleşmiş Milletler bu savaşı da durduramadı; İran’ın körfez saldırılarını kınayarak kendini hatırlattı. ABD ve İsrail’in saldırıları için bir şey diyemezken, bu ülkelere üslerini kullandıran ülkelere sesini çıkarmazken, İran’ı kınadı. Uluslararası güvenlik kuruluşları böyle ve bizim toplumsal güven duygumuzu adeta yok etmek için varlar.

 Artık öyle bir noktadayız ki, kimsenin dostluğuna inanamıyoruz. “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyen, değişmez önderimizin yolundan gitmekten başka bir yolumuz yok. Ne mutlu bize ki her zaman doğruyu gösteren bir önderimiz var.

 Güvende olmak, güven duymak en temel hakkımız.

 Toplumsal güven ortamının sağlanmasında başta devlet olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının adaleti ve eşitliği sağlayan şeffaf bir tutum sergilemesinin gerekli ve zorunlu olduğunu söylemek zorundayız.”

Bu güzel ve anlamlı yazı için kuzenim Cengiz Divanlıoğlu’na ve Sayın Suna (Karaosmanoğlu) Türkoğlu’na teşekkür ediyorum.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ