A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

GAZİANTEP’ DE 1957 SEÇİMİ OLAYLARI VE YOZGATLI HACI OZAN

Değerli okurlar, bir milli gazetemizde gazeteci yazar Sayın Mehmet Barlas’ın yandaşlığı ile ilgili bir başlığı bir sosyal paylaşım sitesinde paylaşmıştım.

Başlığı gören değerli dostum, hemşerim ve Yozgat gazetesinin eski yazarlarından Mehmet Akif Ozan ile şöyle bir sohbetimiz oldu. Dedi ki;

“Mehmet Barlas’ın babası CHP’li Cemil Sait Barlas 1957 seçimlerinde Antep’de çıkan olayların sorumlusu olarak tutuklanıp hapse mahkûm olunca Yozgat Ceza evine getiriliyor.

Kendi de CHP’li olan amcam rahmetli Hacı Ozan o yıllarda Yozgat’ta herkesin bildiği meşhur “Yayla Lokantasının” sahibiydi. Hapiste yattıkları süre içinde amcam onlara yemek taşıdı. Sade ona değil beraber hapis yatıkları öbür CHP milletvekillerine de lokantamızdan yemek taşınmıştı.

Hapisten çıktıktan sonra amcamı Antep’e davet etmiş ve krallar gibi karşılamıştı. Sonra uzun yıllar bayramlarda bize Antep baklavası ve Antep Fıstığı gönderdiler.  Şimdi Ankara’da Eczacılık yapan kardeşim Cemil Sait Ozan’da o yıl doğmuştu. Amcam CHP’ye sevgisinden ve Cemil Bey’e saygısından dolayı onun ismini de Cemil Sait koymuştu.”

CHP’nin kaybettiği, Demokrat Partinin kazandığı irticanın yüz bulduğu ve geriye gidişimizin başladığı bu sonuç Yozgat’ta iki yıl Halkevi başkanlığı yapan CHP’li babam cennetmekân Muammer Çapanoğlu’nu da oldukça üzmüştü. Ben de o yıl iki gün sonra 13 yaşıma erişeceğim bir ortaokul talebesiydim ve artık ülkede ne oluyor ne bitiyor farkındaydım. Çünkü hocalarımız Atatürk’ün “öğretmeler yeni nesil sizin eseriniz olacak” dediği devrime inanmış çok kıymetli öğretmenlerdi.

Değerli okurlar, 27 Ekim 1957 seçimleri 1946 seçimleri ile birlikte tarihimizin geçmişteki en şaibeli seçimleridir. Zamanın İktidarı tertip, baskı ve sandık hileleri ile tepkilere ve kan akmasına neden olmuştur. En vahim olaylar Gaziantep’te yaşanmış, o gece seçimi CHP’nin 700 oy farkıyla kazandığı ilan edilmiş, fakat sabaha karşı, köylerden bin kadar oy gelmiş ve seçimi bu defa DP kazanmıştır. İsmet Paşa bu seçime “Kütük rezaleti” damgasını vurmuş ve işin başındakine de “Kütük Bakanı” diye yüklenmişti. Neydi bu kütük işi? Seçmen kütükleri hazırlanırken, CHP’li seçmenler “kütük”ten siliniyor, yerlerine DP’li seçmenlerin adı hem de birkaç kütükte yer alıyordu. İsmet Paşa’nın kütük rezaleti dediği buydu. Zaten kütükte adını bulamadığı için kızgın olan Antepliler bunun üzerine Cumhuriyet Bayramı töreninde belediyeye doğru yürüyüş yapar, cam çerçeve bırakmazlar. Oylar, tutanaklar, gerekli belgeler adliye binasına götürülür, pazartesi inceleme başlayacaktır. Pazar gecesi ne olur bilir misiniz? Adliye yanar! Şehirde adeta “CHP’li avı” başlar. 1957 seçiminin bir başka rezaleti de “radyo yayını” idi. Seçim 27 Ekim 1957 pazar günü saat 17.00 de bitecek, sandıklar kapanacak, oy ayrımına bundan sonra başlanacaktı. Yalnız, bir sandığa kayıtlı seçmenin tümü 17’den önce oy vermişse, sandık kurumu oy ayrımına ve sayımına başlayabiliyor ve sonucu alıyordu. İşte “Demokrat Parti” yöneticileri bundan istifade ettiler, madem o sandıklarda sonuç alınmıştı, radyoyla duyurulmalıydı.

İyi ama daha seçimin sonucu alınmamıştı ki, seçim devam ediyordu. Seçim sürerken, radyoda “Şurada Demokrat Parti, burada Demokrat Parti kazandı” diye yayın yapılırsa, “DP yine tulum geliyor!” diye seçmenin oyları etkilenmez miydi? Radyo, DP’nin ileride olduğu sandıkları vermeye başlayınca, CHP lideri İsmet İnönü, Devlet Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu arar, “Sizden bu suçun işlenmesine engel olmanızı talep ediyorum” der. Fatin Rüştü Zorlu ne yapsın, “Beyefendi ne der acaba?” diye Menderes’e koşar, cevap kesindir: “İlan edin!” Dikkat buyurun Radyolar saat 14.30’dan itibaren, Demokrat Parti’nin kesin kazandığı yerleri vermeye başlar, CHP, Seçim Kurulu’na başvurur, kurul yayını durdurur, ama atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra. Bu olayın yarattığı tepkiler iki gün sonra CHP’lilerin Cumhuriyet Bayramı kutlama alanına sokulmaması nedeniyle doruğa çıkmış, ayaklanmaya dönüşmüştür. Olayları yatıştırmak amacıyla askerî uçaklara kent üzerinde alçak uçuş yaptırmak dâhil her yöntemi kullanırlar. 29 Ekim 1957 günü Gaziantep olayları ile ilişkili olarak Mersin’de bir CHP’linin öldürülmesi olayına da yayın yasağı konulur. Aralarında Ali İhsan Göğüş ve Cemil Sait Barlas gibi CHP önde gelenlerinin de bulunduğu 40 kişi tutuklanırlar. Önce Adana da sonra Yozgat Ceza evinde idam talebiyle yargılanırlar ve 5,5 ay Yozgat’ta hapiste kalırlar. 5,5 ay sonra tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilirler. Bu dava 27 Mayıs İhtilalı’na kadar sürer ve sonra düşer.

Tahliye edildikleri gün A.İhsan Göğüş, Yozgat’a gelen imar vekili Medeni Berk ile Atıf Benderlioğlu ile Yozgat mebuslarını ve zevatı getiren arabayı Yerköy Yozgat kavşağında görerek kendi arabasını durdurur. Zevatı getiren arabayı karşılar “Ben Gaziantep hadisesi sanıklarından Ali İhsan Göğüş Yozgat’a hoş geldiniz” der. Medeni Berk’in mukabelesinden sonra Atıf Benderlioğlu A.İhsan Göğüş’ün kendilerini karşılamaya geldiğini sanarak yolumuza devam ediyoruz değil mi demek gafletinde bulunur. Bu konuşmadan sonra kafile Yozgat’a doğru, A.İhsan Göğüş’de Ankara’ya doğru hareket ederler. Akşamüzeri Ankara’ya gelen A.İhsan Göğüş parti merkezini gazeteleri ve arkadaşlarını ziyaret ettikten sonra İstanbul’a doğru yola çıkar. Tahliyeden sonraki ilk gece yurdun dört bir yanından gelen telefon ve telgraflara cevap verir o gece sevinçten uyuyamaz. 5,5 aydan beri Yozgat ceza evinde bulunan Gaziantep hadisesi sanıkları 40 kişi, Selami Karaman, Nail Bilen, Enver Köylüoğlu, Refik Daniş, Cemil Cahit Güzelbey, Osman Bilen, Necdet Karaoğlu, Kamil Kelek, İbrahim Kırgın, Necip Bahri Gönenç, Memik Ertem, Hilmi Başçı, Ahmet Uğur, Nuri Danış, Mehmet Çakır, Hasan İnce, Asım Yalın, Memik Avşar, İzzet Denk, Ahmet Büyümüş, Ahmet Kanlı, Kamil Bozoğlu, Osman Şahin, Ali Karabıçkı, Mustafa Bozdemir, Mustafa Yalınkılınç, Hasan Yüksel, İbrahim Kaya, Mehmet Gündeş, Mustafa Gündüz, Ahmet Başkaya, Cuma Balaban, Hasan Hüseyin Küllük, Necdet Güç, Mehmet Soylek, Zira Karadayı, Ökkeş Gönülalan, Ömer Köylüoğlu, Hasan Şahin olmak üzere mahkeme salonunu dolduran sanıklar Yozgat Ağır ceza mahkemesinin saat 10.00 da verdiği tahliye kararından sonra birbirlerine sarılarak tebrik ederler, öpüşürler. Saat 16.30 da ceza evini terk ederler ve hep birlikte bir lokantaya giderek yemek yerler sonra bir kahvehanede kahve içtikten sonra Yerköy İstasyonuna gelirler. Saat 23.00 de de Gaziantep’e doğru yola çıkarlar. Gaziantep olayları sanıklarının Yozgat’ta kaldıkları süre içinde Ankara’dan, İstanbul’dan, Gaziantep’ten çok gelen giden oldu, Yozgat adeta ziyaretçi akınına uğradı. Olaylara şahit olanlar “Sanıklarla ziyaretçiler arasında öyle sohbetler olurdu ki tadına doyum olmazdı” derlerdi. Şu olayı da anlatarak yazımızı bitirelim; Başbakan Menderes gazete sahiplerine ve yazı işleri müdürlerine Park Otel’de bir öğle yemeği verir. O günlerde kâğıt sıkıntısı vardır, masanın en genç yazı işleri müdürü “Dünya”nın yazı işleri müdürü Ali İhsan Göğüş, kendisiyle tartıştıktan sonra kâğıt dağıtımındaki eşitsizliği anlatır, muhalif gazeteler, gazete basacak kâğıt bulamazken, Demokrat Parti’nin gazetesi “Zafer” adeta kâğıda boğulmuştur. Menderes çok kızar: “Bunu bana sen değil patronun bile soramaz, haddini aşarak konuşuyorsun! Diyerek azarlar. Patronu Falih Rıfkı Atay da, nerdeyse böyle bir soruyu sorduğu için Ali İhsan Göğüş’ü azarlayacaktır. Herkesin duyacağı bir ses tonu ile “bu soruyu soracağına bana söyleseydin!” der. Yemek biter, Menderes kibar adamdır, genç gazetecinin gönlünü almak için elini sıkar, yemeğe davet eder. Ali İhsan Göğüş, sert bir ifadeyle “işim çok gelemem!” deyip çıkıp giderken, Falih Rıfkı Atay’a bağırır: “Gazetenizdeki görevimden istifa ettim”. O günlerde böyle gazeteciler vardı.

 

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ