Değerli okurlar, Sözcü gazetesindeki köşe yazılarını ve çıkardığı kitapları merakla ve dikkatle okumaya çalıştığım Sayın Yılmaz Özdil, 5 Nisan 2020 tarihli “Tekalif-i Milliye” başlıklı köşe yazısında “Britanya’dan para alan, padişahın tetikçileri, Çapanoğlu, Koçgiri, Anzavur, memleketin dört bir yanında ayaklanma vardı.” ifadesini kullanmıştı. Kendisinin elektronik posta adresine bir mail göndererek bunun doğru olmadığını, diğer isyancılarla Çapanoğullarını aynı kefeye koymamasını rica etmiştim. Bu mailime bir cevap gelmedi.

 

Sayın YılmazÖzdil, 26 Temmuz 2020 tarihli “Atatürk’e lanet öyle mi?” başlıklı köşe yazısında ikinci defa aynı cümleyi virgülüne kadar tekrar etti.  “Britanya’dan para alan, padişahın tetikçileri, Çapanoğlu, Koçgiri, Anzavur, memleketin dört bir yanında ayaklanma vardı.”

Anladım ki Sayın Özdil bu cümleyi beynine kazımış. Anladım ki, gönderdiğim ilk maili hiç dikkate almamış. Bunun üzerine bu sefer dikkate alır umuduyla kendisine bir tekzip yollamaya karar verdim.

Kuşadası 2. Noterliği kanalıyla 5 Ağustos 2020 Çarşamba günü aşağıdaki tekzip yazım gönderildi. Tekzip yazısının altına  “Tekzibin yayınlanmaması halinde yasal yollara başvurulacağı” ifadesi eklenmişti. Saygım gereği, gereksiz bir gerginlik olmasın düşüncesiyle noter hanımdan bu paragrafın çıkarılmasını rica ettim.

Tekzip metni 5 Ağustos 2020 Çarşamba günü hem Sözcü gazetesine hem de aynı adreste Sayın Yılmaz Özdil’in şahsına gönderildi. Tesadüfe bakın ki Sayın Özdil de aynı gün izine ayrıldı. Gönderdiğim tekzip 10 Ağustos 2020 Pazartesi günü Sözcü gazetesine ulaştı. Tahminim 1-2 gün içinde de gazete yönetimi Sayın Özdil’i haberdar etmiştir.

Sayın Özdil izin kullandığı için tekzibimin yayınlanamayacağını düşündüm. Sabırla izinden döneceği günü bekledim.. Nihayet 1 Eylül 2020 Salı günü ilk yazısını yayınladı. İlk yazısını yayınladığı günden bu güne 15 gün geçti ama Sayın Özdil’den en küçük bir düzeltme ya da özür gelmedi.

Kuşadası 2. Noterliği vasıtasıyla gönderdiğim tekzip metni aşağıdaki gibidir.

KONUSU: TEKZİP

Sayın muhataplar: Gazetenizde 26 Temmuz 2020 tarihli nüshasında "Atatürk’e lanet öylemi” başlıklı köşe yazısında “BRTANYA’DAN” PARA ALAN, PADİŞAHIN TETİKÇİLERİ, ÇAPANOĞLU, KOÇGİRİ, ANZAVUR, MEMLEKETİN DÖRT BİR YANINDA AYAKLANMA VARDI” şeklinde bir ifade kullanmışsınız. Okuyucularınızın Çapanoğulları sülalesi hakkında bir yanlış değerlendirmeye mahal vermemeleri için bu düzeltmemi yazının yayınlandığı köşede yayınlanmasını rica ediyorum.

                                                 TEKZİP

Sayın Yılmaz Özdil, Sözcü gazetesinin 26 Temmuz 2020 tarihli nüshasında “Atatürk’e lanet öylemi” başlıklı köşe yazınızda “BRİTANYA’DAN PARA ALAN, PADİŞAHIN TETİKÇİLERİ, ÇAPANOĞLU, KOÇGİRİ, ANZAVUR, MEMLEKETİN DÖRT BİR YANINDA AYAKLANMA VARDI" şeklinde bir ifade kullanmışsınız.

Çapanoğulları Milli Mücadele döneminde ne yabancı devletlerden ne de padişahtan herhangi bir şekilde para almamıştır. Çerkez Etem Çapanoğlu başkaldırısını bastırmak için Ankara’ya çağrıldığında Atatürk, İsmet Paşa ve Fevzi Paşa’nın huzurunda bakınız ne diyordu; “Orta Anadolu’da bir köşede, hiçbir ecnebi ve İstanbul hükümeti ile irtibatı olmayan Yozgat olayını söndürmekten acizsiniz, anladığım şudur ki, başlangıçtan beri hâlâ vaziyeti kavrayamadınız.”

Osmanlı İmparatorluğunun son Harbiye Nazırlarından Fevzi Paşa mosmor olmuştu. Çanakkale’de yüz bin kişilik ordulara kumanda etmiş, Suriye’de Yıldırım Orduları Grubu’nu Alman Paşası Liman Von Sanders’den devralıp Osmanlı’nın son başarılı savaşlarını vermiş, şimdide Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin başkanı olan Mustafa Kemal Paşa ilk defa bu derece saygısız ve suçlayıcı konuşmaya maruz kalıyordu. “Şimdi görüyor ve siz de itiraf buyuruyorsunuz ki, Orta Anadolu’da ve bir köşede hiçbir ecnebi ile ve İstanbul hükümeti ile irtibatı kalmayan Yozgat isyanını söndürmekten acizsiniz.”

Bu sözlerle Çapanoğullarını Padişahçı ve ecnebilerden yardım almış gibi yazan sahte tarihçilerin yüzlerine şamar gibi inen bir mesaj da verilmiş oluyordu.

Posta arabasını soyarak dağa çıkan Postacı Nazımı yakalamak için Yozgat’a gelen Kılıç Ali’yi o tarihte Yozgat müftüsü olan 35 yaşındaki Mehmet Hulusi (Akyol) kin beslediği Çapanoğulları aleyhine doldurmuş, Çapanoğulları hakkında en ufak tarihi bilgisi olmayan Kılıç Ali, Çapanoğlu Beylerini çağırarak Milli mücadelede kullanılmak gayesi ile kendilerinden beş yüzer altın istemiştir. Gördükleri aşağılayıcı muameleyi hazmedemeyen beyler tepki gösterince evlerinde göz hepsine aldırmıştır. Ankara valisi Yahya Galip Bey’in müdahalesi ile göz hapsi kaldırılmış, Yahya Galip Bey bu onur kırıcı muameleyi telafi etmek için Çapanzade Mahmut Celalettin Bey’i üç gün Ankara da misafir etmiştir.

Ve Yozgat mebusu Süleyman Sırrının fanatik bir Çapanoğlu düşmanı olarak mecliste yaptığı müteaddit çıkışlara bizzat Gazi Paşanın kürsüye gelerek “ Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlayan hitabına okuyucularınızın dikkatinizi çekeriz.  Yukarda yazdıklarımın hepsi Genelkurmay harp tarihi belgeleri ve Çapanoğulları hakkında araştırma yapan bütün değerli hocalarımızın çalışmalarında görülebilir.

Ve Sayın Özdil’e Doç. Dr. Ahmet Kuyaş’ın, Atlas Tarih Dergisi sayı 62 Ocak-Şubat 2020 sayısındaki şu cümlesini de sunuyorum; “Anadolu’daki isyanların bir kısmının, yani Ankara ile karşı karşıya kalan isyancıların bir kısmının İstanbul Hikmetinin adamları olmadığını biliyoruz. Mesela Yozgat’ta Çapanoğulları ya da Doğu Anadolu’da birkaç ufak isyan girişimi.”

***

Değerli okurlar en çok okunan gazetelerden birisi olan Yeniçağ gazetesinin önde gelen yazarlarından Sayın Arslan Tekin Beyefendi de 24 Temmuz 2019 tarihli köşesinde “Çapanoğulları isyan etmiş miydi?” başlıklı bir yazı yayınlamıştı. Yazısında "[Çapanoğlu İsyanı'nı] bastırmak için Yozgat'a gönderilen Çerkes Ethem, 'âsi' 12 kişiyi saat kulesinin dibinde asmıştır." cümlesi ile ilgili olarak kendisine itirazda ve sitemde bulunmuştum. Hassasiyet gösterip bana dönüş yapıtı, benden konu ile ilgili bir yazı göndermemi istedi ve köşesinde yayınlayacağını bildirdi. Yazdım ve gönderdim.

Ben, Sayın Tekin’e noterden bir tekzip göndermedim, okuyucusu olarak sadece sitem ettim ama kendisi araştırmacı bir yazar olmanın sorumluluğu, hassasiyeti ve inceliği ile benden yazı talebinde bulundu ve yayınladı. Ben de dünyanın dört bir yanındaki Çapanoğulları adına şükranlarımı bildirdim.

Böyle saygın iki gazeteci daha bilirim. Birisi Sayın Can Ataklı’dır. Okuyucularından gelen maillere mutlaka kısa ya da uzun cevap verir. İkinci kişi ünlü gazetecimiz Sayın Oktay Ekşi ağabeyimiz. Yozgat gazetesi sahibi sayın Osman Hakan Kiracı ile Hürriyet gazetesinde ziyaretine gittiğimizde öğle yemeğinden önce ve sonra Çapanoğulları üzerine uzun sohbetimiz olmuştu ve bana şöyle söylemişti: “Vaktiyle İsmet Paşa ile bir röportaj yapmıştım. Onun anlattıkları ile sizin anlattıklarınız bire bir örtüşüyor.”  Bu sohbetimizde Sayın Can Ataklı’nın bu hasletinden bahsettiğimde “Ben de okuyucularıma mutlaka cevap veririm.” demişti.

OKUR YORUMLARI
Hüsnü Aydoğdu
17.09.2020 06:28:36

Sayın Çapanoğlu, Yılmaz Özdil ile ilgili "...köşe yazısında ikinci defa aynı cümleyi virgülüne kadar tekrar etti." cümleniz bana daha önce okduğum bir yazıyı anımsattı: https://www.malumatfurus.org/yilmaz-ozdilin-kopyala-yapistir-kose-yazilari/

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ