A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

ÇOCUK ÇETELERİYLE BAŞA ÇIKAMIYORSUNUZ MADEM HER İLÇEYE BİR HORTUM SÜLEYMAN TAYİN EDİN.

Süleyman Ulusoy (d. 14 Mayıs 1956, Horasan, Erzurum) veya bilinen adıyla Hortum Süleyman, Emniyet eski müdürü. Vakti zamanında (1990'lı yılların sonu ile 2000'li yılların başı) Beyoğlu emniyet müdürlüğü ekipler amiriydi. Süleyman Ulusoy'un Beyoğlu'ndaki dönemi denince akla gelen en spesifik ve sembolleşmiş olay, lakabını almasına da neden olan "Hortumla Müdahale" ve özellikle Abide-i Hürriyet Caddesi ile Ülker Sokak çevresindeki faaliyetleridir. Beyoğlu'ndaki Ülker Sokak'ta yaşayan trans bireylere ve marjinal gruplara yönelik yürüttüğü sert politikalardır.  Bu süreçte birçok kişi bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

Beyoğlu’nu mesken tutmuş travestileri, hap, esrar, haraç v.b asayiş olaylarına karışanları karakolda plastik su hortumuyla bir güzel döverdi. Yöntemleri sert olsa da kendi döneminde sağlam sonuçlar verdi. Mobil ekip araçları ile toplayıp, polis merkezinde hortumuyla döverek Beyoğlu’nu bunlardan temizleyince halkın teveccühünü kazanmıştı. Gazete haberlerine konu olduğunda içimizden hay eline sağlık derdik. Çünkü biz o yıllarda bırakın gece Beyoğlu’na gitmeyi, gündüz bile gitmeye çekinir hale gelmiştik. Orada bir işimiz yoksa gitmezdik. Halbuki 1960-1980 yıllarında üniversite arkadaşlarımızla kızlı erkekli gece sinemalara gider, çıkışta da mutlaka bir şeyler yer oradan Laleliye kadar güle oynaya yürüyerek dönerdik. (Yaklaşık 5 Km.)

O dönemdeki Beyoğlu’nun genel sosyal yapısı şöyleydi: Cihangir henüz bugünkü gibi lüks bir semt değil, sanatçıların ve bohemlerin yaşadığı daha mütevazı bir yerdi. Tarlabaşı ve çevresi ise ciddi bir suç oranına sahip, ancak aynı zamanda göçmenlerin ve yoksul kesimin yaşadığı bir bölgeydi. İstiklal Caddesi bugünkü kadar "AVM’leşmemişti". Daha çok rock barların, pasajların ve bağımsız sinemaların olduğu, alternatif bir kültür hakimdi. O dönem Beyoğlu, asayiş açısından devletin en çok zorlandığı yerlerden biriydi.  Özellikle gece geç saatlerde Beyoğlu’nun ara sokakları oldukça tehlikeli kabul edilirdi. "Kapkaç" olayları o dönemin en büyük şehir efsanelerinden ve gerçeklerinden biriydi. Bölgede uyuşturucu satışı ve kullanımı çok yaygındı. Süleyman Ulusoy’un sert yöntemleri, o dönemde asayişten şikayetçi olan esnaf tarafından da “düzeni geri getirme" çabası olarak görülmüş ve desteklenmiştir. Öyle ki, esnafta bu tiplerden illallah demiş ellerinde sopalarla bunları kovalamaya başlamıştı. Yukarda da bahsettiğim gibi Ülker sokak, trans bireylerin yoğun olarak yaşadığı bir bölgeydi. Ancak emniyetin baskısı ve mahalle baskısıyla bu grup sistemli bir şekilde bölgeden uzaklaştırıldı.

Ulusoy, klasik bir emniyet amiri profilinin dışına çıkarak televizyon programlarına katılmış, operasyonları sırasında kameraların önünde sert açıklamalar yapmıştır. Bu durum, onun hem bir "düzen sağlayıcı" hem de "hukuk ihlalcisi" olarak toplumda iki uç kutba bölünmesine neden olmuştur. 

Rahmetli Hıncal Uluç Sabah gazetesindeki köşesinde onun için şöyle yazmıştı: “Kim Hortum Süleyman... Süleyman Ulusoy... Emniyet Müdürü idi ve onun zamanında Beyoğlu tertemizdi... Hani şimdi tinerciler yüzünden insanın yürümeye korkar olduğu Beyoğlu... Kendi metotları ile temizlemişti semti... Beyoğlu o zaman yeniden Beyoğlu olmaya başlamıştı zaten…. Süleyman Müdür gitti. Bir daha da onun gibisi gelmedi. Gelmeye cesaret edemedi ki…Şimdi Beyoğlu tinerci, kapkaççı cenneti. Her gece adam dövülüyor, bıçaklanıyor. Polis yakalasa boş... CMUK var ya CMUK... Savcı serbest bırakıyor...Peki o zaman, canımız, malımız nasıl güvence altına alınacak...

 Hürriyet'te Gülden Aydın'ın tanımıyla: "o bir ‘travesti avcısı’, o bir ‘fenomen’; devlete ve polisliğe ‘iman’ etmiş, toplumun ahlakını bozacak her türlü ‘sapık eğilimle’ yılmadan, yorulmadan savaşmış..."

“Ben disiplini seven bir insanım bu benim görevim, sokaktaki asayişi sağlamak. Yedi yıl Fatih Asayiş Büro Amirliği yaptım. Hırsızı, uğursuzu, katili, eroinciyi sorguladım. Aksaray’da bir işletmede normal kıyafetli, babayiğit, bıyıklı ve çoluk çocuklu homoseksüel erkekler var. Travestiyle ilişkiye giren erkek onun yirmi misli aşağılıktır. Ondan sonra gidip bir de karısının koynuna giriyor.

Beyoğlu’ndaki travestilerin elinde falçata var, bıçak var. Bu insana gel, yüzümü gözümü darmadağın et mi diyeceğim? Bunlar hap alıyorlar, acı kuvvetleri var. Devletin polisi homoseksüelden dayak yiyor mu dedirteceğim? Devleti zaafa mı uğratalım? Sabaha karşı İstiklal Caddesi’nin Tarlabaşı’na açılan sokaklarında travesti gruplarıyla karşılaşıyorsunuz. Kadın satanların saçlarını berberde üç numara kestirdim. Çok bakımsızdılar zaten. Polisler uzaktan onları tanısın diye. Şimdi, Cihangirli kadınlar Hortum kulunu Beyoğlu’na tekrar getir yarabbi, diye dua ediyormuş!

Sokaklar güvensizleşti. Türkiye genelinde şiddet yüzde 34 arttı. Neden? - Uyum Yasalarının yürürlüğe gireceği 1 Nisan’dan itibaren suçlar aşırı derecede artacak. Piyasa suçlularla avukatlarına kalacak. Yeni yasalar yüzünden polisin eli kolu bağlandı. Artık gözaltına alacağım her insanı Savcıya Hâkime soracağım. Yasalarımızda cezanın karşılığı az. Mağdurun değil, sanığın haklarını koruyan yasalar çıkardık hep. Avrupa’da cezalar daha ağır. Cavit Çağlar’ın, Alaattin Çakıcı’nın yurtdışından geldikleri sıradaki hallerine bakın, bir de buradaki cezaevlerinden çıktıklarındaki hallerine. Oralardan perişan, buradan gürbüz çıkıyorlar. Bir insan otuz kere polise düşmüşse, iflah olmaz… Sadece polisiye tedbirlerle suçun önü alınmaz. Yasal ve siyasal ayağı da var. Çok beddua alsam da öyle çok dua da alıyorum. Adımın böyle anılmasından rahatsız değilim. Ama Hortumcu Süleyman değilim onu söyleyeyim, Hortum Süleyman’ım. Benim hortumumdan pis değil temiz sular aktı.”

Özetlersek; 90’lar sonu Beyoğlu ’su hem özgürlüklerin merkezi hem de tehlikenin kalbiydi. Süleyman Ulusoy’un "hortumu", bu karmaşık ve biraz da kontrolsüz yapıyı devletin en sert yüzüyle "terbiye etme" girişiminin bir sembolüydü.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ