A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

BİRİNCİ SİGARASI, İKİNCİ SINIF ŞARAP VE ÜÇÜNCÜ SINIF CAKA

Değerli okurlar, alışveriş yaptığımız marketin kasasında bizden önceki bayan müşteri kasiyerden bir paket de sigara istedi. Sıra bize gelince bayan kasiyere sigara ne kadar diye sordum. “En ucuzu 90 lira” dedi. Çok şaşırdım. Bu kadar olacağını düşünmemiştim. Eşim ve ben günde birer paket sigara içsek günde 180 lira, ayda 5.400 lira, yılda 65.000 lira ediyordu. Sağlığımıza vereceği zarar bir yana hava savuracağımız 65.000 lira.

Ben, üniversite yıllarımda İstanbul Cağaloğlu’ndaki Yeşilay Derneğinin şubesine üye olmuştum. Yakamda Yeşilay’lı rozetini taşırdım iftiharla ve herkesin dikkatini çekerdi. 1-7 Mart günleri Yeşilay haftası olması nedeniyle o günlerin tozlu raflarını karıştırdım da meğer ne çok duman altı etmişsiniz sevgili akrabalarım ve sevgili arkadaşlarım o güzelim gençliğinizi.

Hayatımızın bir dönemi, sırf "ben de buradayım, birileri bizi görsün" diye kendimize ettiğimiz eziyetlerin toplamından ibarettir aslında. Her şey o rutubetli, kapısında nöbetçi tutulan lise tuvaletlerinde başlardı. Sırf etrafa caka satmak uğruna tuvaletlerde gizli sigara içmeler. Kapıda nöbetçi, içeride bir duman bulutu. Sanırsınız gizli cemiyet toplantısı! Oysa tek dert, zulada saklanan, markası şüpheli o kâğıt parçasını tüttürüp "bakın ben büyüdüm" edasıyla etrafa caka satmaktı. Yakalanma korkusuyla üstünüze boşalttığınız o keskin limon kolonyaları bile o ağır kokuyu bastıramazdı. Siz hocalar anlamıyor sanırdınız ama koridorlarda "sigara içmiş ve pişman olmuş lise talebesi" gibi kokardınız.

Hayatım boyunca,” içince nasıl olunuyor” diye merakını bile duymadan ağzıma koymamıştım bu sigara denilen mereti. Hatta rahmetli dayım askere gidince başlarsın demişti de onun iddiasını da boşa çıkarmıştım.  Bence Sigara ya da tütün, sağlığmız bir yana "Paranı Yakmanın En Dumanlı Yoluydu" Ama başta benden bir yaş küçük kardeşim ve sigara müptelası olan siz arkadaşlarımı hep üzüntü ile izlemişimdir. Zaten pek kimse de kalmadı artık.

Hiç unutmam, Çanakkale lisesi yıllarımızda ceketimin sol iç cebinde 30 cm uzunluğunda kemik başlı bir kamam ve mendil cebimde de biz (tığ) taşıdığımı okul müdürümüz rahmetli Kenan Pakel ve hocalarımızın çoğu bilirdi. Ama sen okuldan hep birlikte kırdığımız bir gün kahvehanede otururken, içtiğin sigaranın dumanını bana doğru savurduğunda “bana doğru üfleme” demiştim de gülerek ikinci defa yapmış bende önce bardağımdaki çayı başından aşağı dökmüş sonra da kordon boyunda seni denize atmıştım. Sigara sizi böyle havlara sokuyordu işte. Sınıfımızda güreşçi arkadaşım Yusuf Engin ve birde ben hiç sigara içmedik

Sonra üniversite yılları geldi.  Yasaklar bitmiş, yerini "ideolojik" bir duman almıştı.  Kantin masasında ya da sadece kız erkek üniversiteli öğrencilerin gittiği siyasi ağırlıklı kahvehanelerde solculuk ya da ülkücülük tasladığınız o masalarda mutlaka bir paket “Birinci” sigarası durmalıydı. Filtresiz, sert, içeni öksürük krizlerine sokan o sigara, sanki halkın dertlerini ciğerinize çekmenin en kısa yoluydu. Oysa asıl derdiniz, bir sonraki ayın harçlığına kadar nasıl hayatta kalacağınız ya da paylaştığınız bir yarım simit ve bir bardak çayın hesabını nasıl tutturabilmenizdi.

Hele o gittiğiniz ucuz meyhanelerdeki ucuz şarap ve derin mevzular. Belki de en büyük devrim, bir paket sigaraya veya bir kadeh ucuz içkiye sığınmadan, hayatın kendisini "ayık kafayla" göğüsleyebilmekti. Masada biraz leblebi, yanında sirkeleşmeye doğru yola çıkmış ucuz ve markasız bir şişe şarap. Ve İkinci kadehten sonra dünyayı kurtaran sizler ve sabah uyandığınızda rezalet bir mide.  O zamanlar meyhanelerdeki bu "sefalet" size romantik gelirdi; ben o yıllarda hem çalışıyor hem okuyordum. Hatta Pangaltı’nda bir elektrikçi dükkânı bile açmıştım. Biliyorum şimdi dönüp geriye baktığınızda, sadece ciğerlerinizi ve cebinizi boşa yorduğunuzun sizde farkındasınız.

Yine, hiç unutmam diye başlayarak anlatacağım; o ucuz meyhanelerden birisinde “bakalım kim önce sarhoş olacak” diye başlamışsınız kendi aranızda. Kardeşim bana dedi ki, biz yavaş yavaş kafayı bulurken arkadaşımız E… cin gibiydi. Birkaç gün sora,” o akşam sen hiç sarhoş olmadın neden” diye sordum.  “Ben sık sık tuvalete gidip parmak attım içtiklerimi boşalttım” dedi. Bir iddia uğruna neler yapmadınız.

Peki, ne kaldı geriye? O tuvaletlerdeki duman altı dakikalar, ucuz meyanelerde kalitesiz ucuz şaraplar size ne karizma kattı, nede dünyayı kurtardınız. Sadece bugün merdiven çıkarken tıkanan nefesler ve "gençlikte ne saçmalamışız" dedirten o keskin öksürükleriniz kaldı. Yalan mı?

Gençken "Birinci" sigarasıyla halkçı, ucuz şarapla şair olduğunuzu sanıyordunuz ya      . Oysa hayat ne dumanla kurtuluyor ne de kadehle çözülüyor. Gerçek özgürlük, hiçbir maddeye mecbur kalmadan dünyaya ayık kafayla bakabilmektir.

Bir videoda akciğer kanserinden vefat eden birisinin bir kalın damarını sert bir şeyle sıyırıyorlardı. Damarın içinden simsiyah katran gibi koyu bir sıvı çıkmıştı. İstatistiklere bakınız aşırı sigara içenler hep akciğerinden ölüyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Türkiye'deki erkeklerin %30'u ve kadınların %12'si ise sigaradan ölmektedir. Sigara içen insanların yaklaşık %80'i sigaraya hep bir özenti ile 18 yaşın altında başlamaktadır. Ancak bu önlemlere rağmen sigara açık havada bile içmeyenlere zarar vermekte ve rahatsız etmektedir.

Dünya üzerinde bilinen ilk uygulama 1993 yılında ABD'nin Kaliforniya eyaletinde başlamıştır. Hollanda ve İrlanda'da 1 Ocak 2004, Fransa'da 1 Şubat 2007, İngiltere'de 1 Mayıs 2007, Almanya'da 1 Ocak 2008, İspanya'da 1 Ocak 2006, Norveç'te 1 Haziran 2004, İsveç'te 1 Mayıs 2005 ve Kosova'da 1 Mart 2011 tarihinde kapalı yerlerde sigara içilmesi yasaklanmıştır. 

Türkiye'de 19 Temmuz 2009 tarihinden beri evler hariç her türlü kapalı ortamda sigara tüketimi yasaktır. 2013 yılında çıkarılan bir kanunla da toplu taşıma araçları içinde ve bazı kapalı mekânlarda içmek kanunen yasaklanmıştır. Aynı zamanda sigaranın reklamını yapmak yasaktır. Film ve dizilerde sigara sansürlenerek gösterilir. 18 yaş altı kişilere sigara satmak da yasaktır.  Devletler sigara yasağı ile uğraşırken şimdi bir de ortaokul yaşlarına kadar inen sentetik uyuşturucular çıktı başımıza

Yeşilay Haftaları, aslında bize şunu hatırlatıyor: En büyük devrim, bir paket sigaraya veya bir kadeh ucuz içkiye ya da bir sentetik maddeye sığınmadan, hayatı "ayık kafayla" göğüsleyebilmektir. Karizma, dumanın arkasında değil, sağlıklı bir duruşun içindedir.

Haydi, bu hafta kendinize bir iyilik yapın: Ciğerlerinize duman değil, bahar havası çekin!

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ