A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

BİR KIZI OLMALI İNSANIN

Bir komşu duasının derin anlamı
 
Değerli okurlar, geçenlerde Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesindeki (şimdi yerinde yeller esen) Aksu İplik Dokuma Fabrikası’ndan emekli değerli arkadaşım Ahmet Akar’ın bir paylaşımına denk geldim. " Bir kızı olmalı insanın..." diye yazmıştı. O birkaç kelimelik cümle, beni aldı, yıllar öncesine, dostlukların, duaların ve hayatın o sessiz ama “derin tecellilerinin” yaşandığı unutulmaz anılara götürdü.
 
Hayat, gerçekten garip bir yolculuk...
 
İlkokul beşinci sınıftaki sıra arkadaşımla yollarımız hiç ayrılmadı desem yeridir. 1956 yılında ilkokulda başlayan o çocukluk dostluğu; 1974’te Gaziantep’te yedek subaylık yaptığım günlerde, 1980’de İstanbul’un o hızlı temposunda ve 1997’de Ege’nin incisi İzmir’de hep yeniden kesişti. Zaman geçti, saçlarımız ağardı ama dostluğumuz hiç eksilmedi.
 
Arkadaşımın çok tatlı dilli, nezaketiyle insanı büyüleyen hanımefendi bir eşi vardı. O kadar güzel, o kadar huzur veren bir ses tonu vardı ki, ne zaman sohbet etsek içimden geçirir, hatta bazen yüksek sesle dile getirirdim: "Keşke radyo ya da televizyonda çocuklara uykudan önce masallar anlatan o masalcı abla siz olsanız..." Öyle bir sesti onunki; şifa gibi, huzur gibi.
 
1997 yılındaki İzmir buluşmamızda, sohbetimiz sırasında tatlı bir sitemde bulunmuştu arkadaşımın eşi. Gülümseyerek anlatmıştı:
 
"Apartmanda bir hanım komşumuz var. Ne zaman karşılaşıp ayaküstü iki laf etsek, ayrılırken hep İyi günler dedikten sonra, “kızın sana komşu olsun” diyor. İlk zamanlar dikkatimi çekmedi ama sonra acaba iyiliğime mi söylüyor, yoksa kötülüğüme mi diye düşünmeye başladım.” 
 
O gün bu söz bizim de kafamıza takılmıştı. Biri diğerine neden sürekli "Kızın sana komşu olsun" diye dua ederdi ki?  Orta yaşın getirdiği o tatlı telaşlar içinde bu duanın derinliğini anlayamamıştık.
 
Aradan yıllar geçti. Öğrendik ki arkadaşım ve eşi, kendi oturdukları apartmandan kızlarına da bir daire satın almışlar. Eşimle haberi aldığımızda birbirimize bakıp, "Bak sen şu işe, komşunun duası kabul oldu!" diye gülüşmüştük. Ama hayatın onlara hazırladığı sürprizlerden henüz habersizdik.
 
Yıllar, yılları kovaladı... Takvim yaprakları döküldükçe, hayatımızın acı yüzüyle de tanışmaya başladık.
 
Bir telefon konuşmamızda arkadaşımdan, eşinin Multiple Skleroz (MS) hastalığına yakalandığını öğrendik. Ne kadar üzüldüğümüzü tahmin edersiniz. Hastalığın başlangıcını anlatırken söylediği o cümle hâlâ kulaklarımda çınlar: "Ayağını yere hafifçe sürtmeye başladığında fark ettik..."
 
Sessiz ve sinsice ilerleyen bu rahatsızlık zamanla arkadaşımın o zarif eşini yatağa bağladı. Hastalık öyle bir noktaya geldi ki, son zamanlarında artık konuşamıyor, hareket edemiyordu. Sadece tek bir göz kapağını açıp kapatarak "evet" ya da "hayır" diyebiliyordu. O pamuk gibi sesiyle çocuklara masallar anlatmasını hayal ettiğimiz o hanımefendinin, tek bir göz kırpışına mahkûm olduğunu duyduğumuzda kahrolduk, yüreğimiz parçalandı.
 
O haberi aldığımızda komşu hanımın her vedada tekrarladığı o garip söz geldi yine aklımıza: "Kızın sana komşu olsun..."
O komşu kadın gizli bir veli miydi ya da derin bir hayat tecrübesine mi sahipti bilmiyorum.
 
Bir insanın, en zor anında, eli ayağı tutmaz olduğunda, bir yudum suya ya da şefkatli bir dokunuşa muhtaç kaldığında evladının —özellikle de bir kız çocuğunun— yanı başında, bir kapı ötesinde olmasının ne büyük bir nimet olduğunu o zaman anladık.
 
Hastalığın o ağır yükünü omuzlarken, kızlarının hemen aynı apartmanda olması, annesinin bir göz kırpışından ne demek istediğini anlayıp hızla yardıma koşabilmesi o aile için paha biçilemez bir rahmet olmuştu.
 
İnsan oğlu garip bir mahluk... Bazı şeylerin kıymetini, ne yazık ki başına gelmeden, o imtihandan geçmeden anlayamıyor. Gençken, sağlıklıyken sıradan ya da anlamsız gelen bir temenni, gün geliyor hayatın en büyük tutunacak dalı olabiliyor.
 
Ahmet Akar kardeşimin dediği gibi: Bir kızı olmalı insanın.
 
Hatta imkânı varsa, o kız insanın yanı başında, komşusu olmalı. Çünkü hayatın ne zaman, nereden, nasıl bir rüzgâr estireceğini hiçbirimiz bilmiyoruz. 
 
Ve ne mutlu ki, zamanında edilen samimi bir duaya denk gelenlere...
 
Sevgi, sağlık ve dostlukla kalın.
OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ