A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

ATATÜRK’ÜN İLK MUHAFIZ ALAYI ve AKDAĞLI BAHRİ BEY

Değerli okurlar, Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutanı İsmail Hakkı Tekçe anılarında Muhafız Alayı’nın nasıl kurulduğunu anlatır.  Değişik görevlerde toplam 18 yıl görev yaptıktan sonra 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatı ve İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra da bir süre görevini yürüttü. 1939 yılında görevinden alınarak çeşitli birliklerde görev yaptı. 1942 yılında tuğgeneral, 1943 yılında tümgeneral rütbesine terfi etti. 1951 yılında emekli oldu. 1975 yılında İstanbul'da vefat etti.

Ben bu yazımda bu dönemden öncesini, ilk muhafız alayı kurulması olayını anlatacağım.

Yozgat’taki Çapanoğlu başkaldırısını çok kanlı bir şekilde bastıran Etem Yozgat’tan haykırıyor; “Bu isyanın müsebbibi Ankara valisi Yahya Galip’tir. Onu da istedim. Göndermezse, Ankara’ya döndüğümde onunla birlikte meclis başkanını da (Mustafa Kemali)  meclisin kapısına asacağım.”

Ankara valisi Yahya Galip Beyin bu ayaklanmada rolünü öğrenen Ethem, yargılamak için onu da Yozgat’a ister. Ankara valisi Yahya Galip Bey, Sultan Abdülhamit devrinde siyasî bir meseleden dolayı Tokat’a sürülmüştü. O zaman Tokat mutasarrıfı olan Çapanoğlu Celal Bey, Yahya Galip’i çok koruyup, kollamış ona bir sürgün gibi değil misafir muamelesi yapmıştı.

Kılıç Ali’nin Yozgat’ta bulunduğu günlerde bunu fırsat bilen Yozgat müftüsü Mehmet Hulusi Efendi, Kılıç Ali’yi Çapanoğulları aleyhinde doldurur. Bir şeyden haberi olmayan Kılıç Ali, Çapanoğullarını cezalandırmak ister ve Kuvay-ı Milliye için Edip ve Celal beylerden 500 er altın iane vermelerini talep eder. Karşılaştıkları onur kırıcı muameleye şaşıran ve sinirlenen Edip ve Celal beylerden ret cevabı alınca Çapanoğullarını konaklarında göz hapsine aldırarak kapılarına nöbetçiler diker. Bunun üzerine Celal Bey, Ankara’ya da durumu bildiren bir telgraf çeker. Bu askerler gereği kadar disiplinli olmadıklarından, evdeki hanımlara genç kızlara sözlü tacizde bulunmaya başlarlar.

Ancak, Ankara Valisi Muhittin Paşanın görevden uzaklaştırılması üzerine Vali yapılan Yahya Galip Bey, Kılıç Ali’ye emir vererek Çapanoğullarının kapısındaki bu nöbetçileri kaldırtır. Bunu öğrenen Ethem Yahya Galip Bey’i de yargılamak için Yozgat’a çağırır.

Bu kıymetli insanın Yozgat’a gönderildiği takdirde Çerkez Ethem tarafından idam edileceğini iyi bilen Atatürk, Ethem’e gönderdiği telgrafla hasta olduğunu ancak iyileştikten sonra gönderebileceğini bildirmesi üzerine öfkelenen Ethem; “Ankara ya döndüğümde Mustafa Kemal’i de Meclisin kapısına asacağım diye bağırır”.

Mustafa Kemal Yahya galip Bey’i Yozgat’a gönderme gafletinde bulunsaydı, ucu kendisine kadar gidecek bir suçlama ve beklide yargılama ile karşı karşıya kalacaktı. Aslında yukarda bahsedildiği üzere gerginlik daha Çerkez Ethem’in Ankara’ya çağrıldığı günlerde başlamış, bu olay bardağı taşıran son damla olmuştur

Çerkez Etem bu ayaklanmaya çok kanlı bir şekilde son vermiştir. Çünkü Ankara’da kendisine anlatılanlardan Çapanoğullarının öbür ayaklanış bölgelerinde gördüğü ayaklanıcılardan daha güçlü ve bölgede hatırı sayılır bir durumda olduklarını anlamıştı. Etem gururlanarak şöyle söylüyordu; “Ben kuvvetlerimin hepsini cepheye göndermediğimi Ankara’dan gizlemiştim. Bundan maksadım da Ankara merkezini dua edici halinden çıkarıp onlara Yozgat isyanını söndürme vazifesini gördürmek ve Ankara’yı faaliyete alıştırmaktı. Maalesef Ankara’nın kuvvetlice bir eşkıya çetesini bile tedip etmekten aciz olduğunu anlamıştım”.

Eldeki kuvvetlerin tamamı Yunanla çarpıştığından, bu konuşmalardan ve mesajlardan Ankara’da bir garnizon bile kuramayan Mustafa Kemal Paşa olayın vahametini çabuk kavrar. TBMM 1. Dönem Yozgat Milletvekili ve Sivas Kongresi delegesi Yusuf Bahri Tatlıoğlu’na Akdağlılar’dan 500 kişilik bir alay kurmasını, ismini de Akdağ alayı koymasını ve Ankara’da kendisine muhafız alayı yapılmasını ister.

Bahri Bey’e “Aynacıoğlu Mehmet ve diğer asileri ikna et, 500 kişilik bir kuvvet hazırla” talimatını verir. Bahri Bey, Yozgat’a gidip Aynacıoğl Mehmet Bey’e Mustafa Kemal Paşanın emrini ileterek, af vaadinde bulunur. Bu teklife Aynacıoğlu’nun cevabı; “Benim davam yiğitlik davası, mertlik davası Bahri Bey. Çapanoğlu Halit’e namus sözü verdim. Değnek atladım, Kurana el bastım. Amasya’ya götürülürken; Aynacıoğlu’na selam söyleyin, bu kahpelerden ahdimi almazsa, öte dünyada iki elim yakasında olur. Biliyorum beni asacaklar, çocuklarımı yetim koyacaklar, ama gözüm arkada kalmayacak. kardaşlarımdan evvel ona güveniyorum” demiş. Şimdi sen söyle Bahri Bey, varıp teslim olmak bana yakışır mı?”

Mustafa Kemal’in verdiği emirle Yozgat’ta başkaldırıya karışan, fakat pişman olanlardan ve asker kaçaklarından oluşturulan 500 kişilik Akdağmadeni Alayı, Tarık Buğra’nın “Küçük Ağa” romanındaki kahramanı Küçük Ağa’nın önderliğinde Ankara’ya gitmek için dualarla yola koyulur. Akşam konakladıkları yerde; “Sizi Ankara’ya asmaya götürüyorlar” diye bir söylenti yayılınca, Küçük Ağa’da, yanına aldığı 50 kişiyle alaydan ayrılıp kaçar. Sizi Ankara’ya değil, cepheye götürüyorlar kışkırtmasıyla kaçanlardan dolayı sayı 50 kişiye düşer. Cahil halkın kandırmacasıyla kaçan bu insanlar Bahri Bey’in sözüne inanıp Ankara’ya varsalardı Atatürk’ün ilk koruma alayı Yozgatlılardan olacak ve Akdağ Alayı olarak anılacaklardı.  Ne bahtsızlık.

Tarık Buğra’nın “Küçük Ağa” romanındaki kahramanı “Küçük Ağa”, Çakırsaraylı çetesine sığınıp, Kuvvay-ı Milliyecilere karşı mücadele eden birisidir. Tarık Buğra’nın esinlendiği Küçük ağa, 1920’de Yozgat’ta Çapanoğullarına destek verdiği gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı verilen Küçük Ağa olduğunu öğreniyoruz. Yozgat’ta ikamet eden Küçük Ağa’nın torunları Ali Aksoy ve Ali Güzel, dedelerinin kaçtıktan sonra köyüne saklandığını, bunun üzerine askerlerin köydeki evleri ateşe verdiklerini, yakalanan Küçük Ağa’nın, Tokat’ta asıldığını, cenazesinin bilinmeyen bir yere defnedildiğini söylerler. Ali Aksoy, “Dedemiz vatan haini değildi. Köyde evini yakıp, ailesine de zarar vermişler. Babasını, kardeşini de tutuklamışlar. Kardeşi hapishanede çok üşümüş, aşırı soğuktan sakat kalmış diyordu.

Bahri Bey, Çapanoğlu kardeşlerden Edip Beyin oğlu Şekip Bey’in kayınbiraderidir. Akdağmadeni’nde geniş arazilere sahiptir. Son Meşrutiyet meclisinde milletvekilliği yapmıştır. Aile arasında Bahri Bey’in Mustafa Kemal’i İstanbul’dan Millî Mücadeleye başlamadan önceki yıllardan tanıdığı konuşulur. Mustafa Kemal Samsun’a Ordu Müfettişi olarak tayin edilip hazırlıklarını yaparken, İngilizler kendisini yakalamak için birkaç defa Beşiktaş/ Akaretlerdeki annesinin ve kız kardeşinin oturduğu evi basarlar. İşte bu günlerde Bahri Bey Mustafa Kemal’i İstanbul Samatya’da ahbabı olan bir Ermeni’nin evinde saklar. Gerek Çapanoğulları gerek Bahri Bey, Ermeni tehciri sırasında sürgüne gönderilen Yozgat Ermenilerinin sürgün yerlerine sağ salim varabilmeleri için çok yardımcı olmuşlardır. Bu yüzden tanıdıkları çok Ermeni aile vardır. Bahri Bey, Mustafa Kemal Samsun’a gitmek için yola çıktığında da yanına yarım teneke kadar altın vermiştir.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ