A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

15-16 HAZİRAN 1970 BÜYÜK İŞÇİ DİRENİŞİ

Değerli okurlar, 27 Mayıs 1960 ihtilali yıllardır darbe miydi, ihtilal mıydı diye tartışılır. Bizim kuşağımız bunu ihtilal olarak kabul etmiştir. Çünkü meşruiyetini kaybetmiş bir hükûmet Ankara ve İstanbul’daki Üniversite öğrencilerinin, Harbiyelilerin ve gidişattan endişe duyan Halkın tepkileri sonucu askeri bir darbe ile devrilmiştir. 27 Mayıs Devriminin ulusumuza kazandırdığı 1961 Anayasası’nın başlangıç bölümünde şu yazılıdır: “Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti…” Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla ifadesine lütfen dikkat buyurunuz.

Çünkü Yurdumuzda insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı devlet ve toplum düzenini engellemek isteyen, özgürlük düşmanı gerici ve baskıcılar, fırsat buldukça “ulusal egemenlik” ilkesini hiçe sayarak demokrasi düşmanlığı yapmışlar, ulusal egemenliği basit bir “oy çokluğu” anlayışına indirgeyerek, seçimlerde çoğunluk oyunu alan bir siyasal kadronun istediği her şeyi yapabileceğini sanmışlardır.

Kısaca 61 Anayasası diye isimlendirdiğimiz bu anayasa, çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen mükemmel bir Anayasaydı. Ama bu Anayasa daha sonra iktidara gelen hükümetlerin ve bir kısım işverenin işine gelmedi.

1970’li yıllar siyasi ve ekonomik belirsizliklerin yaşandığı yıllardı. Dönemin hükümeti, uygulamaya koyacağı ekonomik önlemlerin faturasını işçi ve emekçilere yüklemek niyetindeydi ve karşısında muhalif güçler istemiyordu. 1963’te yasalaşan sendika, toplu sözleşme ve grev yasalarında değişiklikler yapılmasının hazırlıkları el altından tamamlanmıştı. Tasarı, 13 Haziran’da, TBMM oturumunda görüşülmeye başlandı.

(1970-71) Süleyman Demirel hükümetinde Çalışma Bakanı Seyfi Öztürk’ün “Çok yakında DİSK’in çanına ot tıkayacağız!” açıklamasından da anlaşıldığı gibi amaç DİSK’in büyümesini engellemekti!

DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler; “Değişiklik, DİSK’i kapatmayı hedeflemektedir. Tasarı Anayasa’ya aykırıdır, işçi sınıfımız, DİSK’in kapatılmasına izin vermeyecektir” diyerek emekçilerin tavrını net olarak dile getirdi.

Çalışma yaşamını ve temel sendikalar mevzuatını düzenleyen 274 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Yasası ile 275 sayılı Sendikalar Yasası'nda değişiklik yapan tasarı, Adalet Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin işbirliğiyle önce Millet Meclisi ardından Senato'dan geçirildi. Yapılan değişiklik, işçilerin sendika seçme özgürlüğünü önemli ölçüde kısıtlamakta, sendika değiştirmeyi güçleştirmekteydi. Yasa taslağı 11 Haziran 1970'te cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın onaylamasıyla yürürlüğe girdi.

Kanunlaşan tasarı esas olarak Türk-İş'ten DİSK'e işçi akışını önlemeyi amaçlamaktaydı. DİSK ve bağlı sendikalar yeni yasaya tepki gösterdiler. Türkiye İşçi Partisi ise söz konusu yasa değişikliklerini Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini açıkladı ve iptal davası açtı.

Çıkarılmak istenilen anti-demokratik yasaya karşı işçiler, “Anayasa Çiğnenemez!”, “DİSK Kapatılamaz” sloganları ile yürüdüler.15-16 Haziran 1970 günleri Cumhuriyet tarihinin o güne kadarki en büyük işçi eylemi başladı.

Üç koldan yürüyüşe geçen işçiler, İzmit, Gebze’den Kadıköy’e, Levent’ten Mecidiyeköy ve Taksim’e, Bakırköy’den Topkapı ve Edirnekapı’ya kadar ulaştılar. Ve Kadıköy’de açılan ateş sonucu, üç kişi yaşamını kaybetti.

Kentin Anadolu yakasında başlayan yürüyüş Kartal İlçesi'nden yürüyüşe katılan işçilerle Ankara Asfaltı (E-5 karayolu) boyunca ilerlerken, kendilerine başka fabrikalardan da katılanlar oldu. Göztepe dolaylarında, Otosan Fabrikası işçileri ile Devlet Malzeme Ofisi işçileri de onlara katıldı ve yürüyüş saat 17.00’ye kadar sürdü. Bir başka yürüyüş kolu da Beykoz ve Paşabahçe'den Üsküdar'a doğru oluştu.16 Haziran'da ise Gebze'den başlayan işçi yürüyüşü, Kartal'dan katılan işçilerle birleşerek Bağdat Caddesi üzerinden Kadıköy İskele Meydanı'na kadar ulaştı.

Avrupa Yakası'nda ise 15 Haziran 1970'te, Bakırköy - Topkapı - Sağmalcılar (Bayrampaşa) güzergâhında yürüyüş yapıldı.16 Haziran'da da, kentin Topkapı dışındaki kesimlerinden gelen kollar birleşip, Aksaray üzerinden önce Sultanahmet'e, oradan Cağaloğlu ve vilayetten (valilik) geçip Eminönü'ne geldiler. Valilik Haliç üzerine yer alan o zamanki iki köprüyü de açtırarak, eylemcilerin Beyoğlu tarafına geçmesini engelledi. Levent ve Beyoğlu'nda da küçük yürüyüş kolları oluşmuştu.

Değerli okurlar, bu yürüyüşün Sultanahmet’ten Cağaloğlu’na ve Anakara Caddesi üzerindeki Vilayetin önünden Sirkeci ve Eminönü’ne inişini ben de yakından izlemiştim. O yıllarda Yapı Kredi Bankasının Şişli Şubesinde memurdum. Rahmeti can arkadaşım Enver Türkoğlu’daYapı Kredi den ayrılıp Disk’in örgütlenme dairesi başkanı olmuştu (Bkz. Yozgat Gazetesi, ENVER TÜRKOĞLU (12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESi yazım). Vilayet binasının önüne Kayzer dediğimiz zırhlı personel taşıyıcılar barikat yapacak şekilde sıralanmışlardı. Onların önünde askerler onlarında önünde polisler barikat yapmışlardı. İşçi selinin önünde kadın işçiler ön saftaydılar. Polis şiddet kullanmaya başlayınca kadın işçiler iki yana açıldılar erkek işçiler önce polis barikatını sonra da asker barikatını geçerek kayzerlerin üstünden atlayıp bir sel gibi Eminönü’ ne aktılar. Heyecan veren müthiş bir manzaraydı. “Hak verilmez alınır”ın destanını yazıyorlardı.

Gösterilere pek çok fabrikadan 75,000 dolaylarında işçi katıldığını basında çıkan yazılardan öğrendik. Gösterilen tepki esas olarak DİSK üyesi işçilerden geldiği halde, yürüyüşlere çok sayıda Türk-İş işçisi de toplu halde katılmıştı.  Olayların birinci günü akşamı Bakanlar Kurulu 60 günlük bir sıkıyönetim ilan etti. DİSK ve bağlı sendikaların yöneticilerinin pek çoğu sıkıyönetim mahkemelerince tutuklandılar ve yargılandılar. Kadıköy'de meydana gelen olaylarda 2 işçi, 1 polis ve 1 esnaf yaşamını yitirdi.16 Haziran'da Ankara, Adana, Bursa ve İzmir'de de küçük çaplı olaylar yaşandı.

Olayların ardından CHP Genel Sekreteri Bülent Ecevit, Genel Başkan İsmet İnönü ile birlikte partisi adına,  Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları daha sonra karar bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal etti.

Mutlu Akü Fabrikası işçisi Yaşar Yıldırım, Vinleks işçisi Mustafa Bayram, Cevizli Tekel Fabrikası işçisi Mehmet Gıdak, esnaftan Doğukan Dere,  İsmi belirlenemeyen bir polis memuru,  eylemlerden sonra direniş başlatan Gıslaved işçilerinden Lastik-İş sendikası üyesi işçi Hüseyin Çapkan, Aliağa rafinerisi inşaatında çalışan ve greve giden Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Necmettin Giritlioğlu, hayatlarını kaybettiler.  

Direnişe katılanlar Türk Demir Döküm, Sungurlar Kazan, Derby Lastik Fabrikası, Elektrometal, Rabak Elektolitik Bakır Fabrikası, Auer Çelik Endüstrisi, Otosan, Arçelik, Vita Fabrikası işçileriydi. Bildiğiniz gibi sonraki yıllarda her zaman devlet güdümünde olan Türk-İş ve sair sarı sendikalar sayesinde yavaş yavaş ne sendika kaldı ne işçi hakkı. DİSK başkanı Kemal Türkler, 22 Temmuz 1980'de İstanbul'daki evinin önünde uğradığı silahlı suikast sonucu vurularak öldürüldü. Eşi, Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı (KETEV) Başkanı Sabahat Türkler de eşinin toprağa verildiği gün 77 yaşında hayata gözlerini yumdu. Mekânları cennet olsun.

OKUR YORUMLARI
Alim Gürerk E.Kurmay Albay
16.09.2020 09:09:04

Olayları, Beyazıt Kulesinden izlemiştim.

H. Bülent Payaslıoğlu
15.06.2020 11:24:16

Değerli dostum, çok ayrıntılı bir yaklaşımla yakın tarihimizin o karanlık günlerine ışık tutmuşsunuz. Kutluyorum.

Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ