A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

12-18 ARALIK YERLİ MALLARI HAFTASI

Değerli okurlar, bizim ilkokul yıllarımızda ve sonraki bir süre bu ülkede 12–18 Aralık geldi mi okullarda bir heyecan olurdu.  Evlerimizden getirdiğimiz yerli ürünleri sıraların üzerine dizerdik, öğretmenlerimiz tasarrufun ve yerli üretimin önemini anlatırdı. Çünkü 1929 yılında Atatürk’ün önerisiyle kurulan Türkiye Ekonomi Kurumu, Cumhuriyet’in daha onuncu yılında şunu fark etmişti: “Bir milletin bağımsızlığı, önce kendi ürettiği mala uzanan ellerde başlar. Kendi üretimine sahip çıkmayan millet, başkasının pazarı olmaktan kurtulamaz”

Bugün ise o eller, çoğunlukla ithal ürünlere uzanıyor. Ne Yerli Malı Haftası’nı hatırlayan var, ne bu konuyu gündeme taşıyan bir ses… 1946’dan bu yana kutlanan bir ulusal bilinç haftası, sessizce unutuluyor. Unutulan sadece bir hafta değil; kendi kendine yeten bir ülke olma ideali. Daha çok yakın tarihlere kadar Türkiye Dünya da kendine yeten yedi ülkeden birisi olarak biliniyordu.

Bugün takvim 12 Aralık’ı gösterdiğinde ne oluyor? Hiçbir şey. Çünkü biz lise yıllarındayken ithal ürün merakı başladı. Slogan değişti. Alaylı bir ifade ile  “Yerli malı yurdun malı, imkân buldukça dışardan kullanmalı” oldu. Yerli malları haftası kutlamaları unutuldu. Hatta alay mevzuu oldu “fındık fıstık ile yerli malı kutlaması mı olur.”

Bu ülkenin 1946’dan beri kutladığı bir hafta bu kadar mı sessizliğe gömülür? Ne bir açıklama ne bir kampanya ne bir hatırlatma… Adeta üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi. Sanki tasarruf denen kavram, yerli üretim denen mesele artık kimsenin umurunda değil.

Oysa raflarda parlayan her ithal ürün, ülkemizden eksilen bir değer demek. Sepete giren her yabancı marka, dışarıdaki bir üreticiyi güçlendirirken bizim üreticimizi zayıflatıyor. Bu kadar basit.

Ama biz ne yapıyoruz? Stok fotoğraflarla süslenmiş dev marketlerin büyülü ışığında, elimizi hiç düşünmeden ithal mallara uzatıyoruz. Sonra döviz yükselince şikâyet ediyoruz. Enflasyon artınca şaşırıyoruz. Üretici zorlanınca “Yazık olmuş” diyoruz. Yazık olan aslında bizim bilinçsizliğimiz.

869 barkodlu yerli ürünleri tercih etmek bir “milliyetçilik gösterisi” değil; ülkenin ekonomik bağımsızlığına sahip çıkmanın en pratik, en sessiz ama en etkili yoludur.

Bugün Yerli Malı Haftası’nı kutlamıyoruz diye dünya batmaz, evet. Ama bu kayıtsızlık devam ederse, yarın hangi ülkede üretilmiş ürünleri tükettiğimizin bir önemi bile kalmaz; çünkü kendi üretecek halimiz kalmaz.

Bu yüzden mesele sadece bir hafta meselesi değil. Bir hafıza meselesi. Bir bilinç meselesi. Bir geleceğe sahip çıkma meselesi.

Ekonomide dışa bağımlılık artarken, üretim maliyetleri yükselirken, döviz kurları nefesimizi keserken, çözüm aslında çoğu zaman market raflarında gizli: 869 barkodlu her ürün, bu ülkenin ayakta kalma mücadelesinin küçük ama değerli bir parçasıdır.Belki bugün kimse Yerli Malı Haftası’nı kutlamayacak. Belki okullarda eskisi gibi heyecan olmayacak.

Ama yine de bir umut var:

Biz hatırladıkça, biz tercih ettikçe, biz sahip çıktıkça bu ülkenin üretim gücü yeniden can bulacak. Çünkü bazen bir ülkede değişim, büyük devrimlerle değil; alışveriş sepetinin içindeki küçük kararlarla başlar.

Unutmayalım…

Geleceğin ekonomisi, bugünün tercihleriyle şekillenir.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ