A.Kadir ÇAPANOĞLU

A'DAN Z'YE

1 NİSAN 1921, ATATÜRK’DEN İSMET PAŞA’YA

Değerli okurlar, Atatürk, II. İnönü Zaferi’nin ardından 1 Nisan 1921 tarihinde İsmet Paşa’ya şu tarihi telgrafı gönderiyor: "Bütün dünya tarihinde, ordusu imha edilmiş, bütün kaynakları kurutulmuş bir milletin, böyle bir çıkmazdan kurtulması görülmüş bir şey değildir. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus (kötü giden) talihini de yendiniz. Millet sizi şükranla yad edecektir.”"

Atatürk’ün o tarihi telgrafı, aralarındaki güvenin ve "dar zamanda yetişmenin" en somut belgesidir. Millî Mücadele’nin en kritik eşiklerinden biri olan II. İnönü Muharebesi kazanıldığında, Ankara’da nefesler tutulmuş, cepheden gelecek haber bekleniyordu. Zafer haberi ulaştığında Mustafa Kemal Paşa, Metristepe’deki İsmet Paşa’ya gönderdiği bu telgraf, Türk tarihinin en veciz telgraflarından birisidir.  Bu telgraf, sadece bir askeri başarıyı kutlamaz; aynı zamanda bir milletin makus talihinin döndüğünün belgesine basılan mührüdür.

İsmet Paşa cevabi telgrafında, "Garp Cephesi’nin bütün subay ve erleri adına teşekkür ederim" diyerek bu başarının bir ekip ruhu olduğunu vurgulamıştır.

Bu satırlar, İsmet Paşa’nın en “zor”, en "dar" zamanda nasıl bir sorumluluk üstlendiğinin ve bu sorumluluğun altından nasıl büyük bir dirayetle kalktığının kanıtıdır. Atatürk’ün bu ifadesi, aralarındaki o eşsiz bağlılığın ve ortak davanın en yüksek nişanesidir. Stratejik dehaları birleştiğinde, sadece cephede değil, diplomatik masada ve Cumhuriyetin inşasında da bu "Hızır gibi yetişme" ruhu her daim diri kalmıştır.

1923’te Lozan Konferansının o gergin, uykusuz gecelerinde İsmet Paşa, Batı dünyasının devlerine karşı tek başına direnmektedir. Çektiği azabı, ruhundaki fırtınayı ancak Ankara’daki "Aziz Şefi" anlayabilirdi. Atatürk’ün kutlama telgrafına karşılık Lozan’dan Atatürk’e gönderdiği cevabî telgrafta İsmet Paşa şöyle yazıyordu:

 

“Her dar zamanımda Hızır gibi yetişirsin.

Dört beş gündür çektiğim azabı tasavvur et.

Büyük işler yapmış ve yaptırmış adamsın.

Sana merbutiyetim (bağlılığım) bir kat daha artmıştır.

Gözlerinden öperim, pek sevgili kardeşim, aziz şefim.”

 

Bu telgraf Lozan Antlaşması imzalanmadan hemen önce gönderilmiştir.

Atatürk’ün destek telgrafı onu rahatlatınca bu duygusal cevabı yazmıştır.  Bu yazışma, iki lider arasındaki güven ve yakınlığı gösteren en meşhur telgraflardan biridir.

Atatürk ile İsmet Paşa arasındaki böyle duygusal telgrafları özetlersek:

11 Ocak 1921. Birinci İnönü Zaferi sonrası.

Gönderen: Atatürk

Alan: İsmet Paşa

“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.”

Bu cümle, Birinci İnönü Zaferi sonrasında Atatürk’ün İsmet Paşa’ya gönderdiği en ünlü telgraf satırıdır.

1 Nisan 1921, İkinci İnönü Zaferi sonrası.

Gönderen: Atatürk

Alan: İsmet Paşa

“Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Muharebelerinde üzerinize aldığınız görev kadar ağır bir görev az görülmüştür.”  

Bu telgraf, İnönü zaferlerinin Ankara hükümeti için ne kadar önemli olduğunu gösterir.

24 Temmuz 1923.  Lozan Antlaşması İmzalanınca.

Gönderen: Atatürk

Alan: İsmet Paşa

“Memlekete büyük bir zafer kazandırdınız.

Millet sizi şükranla karşılayacaktır.”  

Lozan Antlaşması’nın imzalanmasından sonra gönderilen kutlama telgrafıdır.

 Cumhuriyetin İlk Yıllarında Dostluk Telgrafı,

Gönderen: İsmet Paşa

Alan: Atatürk

“Emirlerinizi yerine getirmek benim için daima şeref olmuştur.”

 Bu tür ifadeler, iki lider arasındaki askerî disiplin ve kişisel bağlılığı gösteren yazışmalarda sık görülür.

1920’li yılların o barut kokulu atmosferinde, Ankara’da bekleyen bir "Mavi Gözlü Dev" ile cephede ateş hattındaki "Sakin Güç" arasında gidip gelen o satırlar, sadece askeri birer rapor değil, bir memleketin yeniden doğuş belgesidir.

Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün başarılarını takdir etmek için kullandığı o en güzel ifade  "Millet sizi şükranla yâd edecektir" cümlesidir.

Savaşlar bitmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuş, meclisteki muhalefete rağmen arka arkaya devrimler gerçekleştirilip bir yandan da iç isyanlarla uğraşılırken Atatürk şöyle diyordu: “Sabahlara kadar Ankara’yı beklerim, şafak sökerken yatarım, bilirim ki İsmet uyanmıştır.”

Onların hikâyesi, sadece iki devlet adamının iş birliği değildir. Bu, stratejik bir dehanın, sarsılmaz bir sadakatle birleştiğinde neleri başarabileceğinin kanıtıdır. Biri yolu açmış, diğeri o yolda sarsılmadan yürümüştür. Bugün bizler, bu topraklarda özgürce nefes alabiliyorsak; o "dar zamanlarda" birbirine Hızır gibi yetişen iki dostun, iki dava adamının kurduğu o sağlam köprü sayesindedir.

OKUR YORUMLARI
Yozgat'ta Günün Haberleri
YOZGAT'TA 5 GÜNLÜK HAVA DURUMU
hava durumu
YOZGAT İÇİN GÜNÜN NAMAZ VAKİTLERİ