Prof. Dr. M.Öcal Oğuz // Yozgat’a kol kanat gerek
Yozgat, 2006 yılında çok istediği, çok beklediği, mücadelesini verdiği Üniversitesine kavuştu. Geçen on yılı aşkın zamanda bu konuda pek çok ilerleme oldu. Emek verenlere, kaynak verenlere, yönetenlere haksızlık etmeyelim ama istenen, beklemen ve arzu edilen gelişmeler sağlanamadı. Yani Üniversite Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. Bilgi toplumu, bilim toplumu, geleneği üzerinde modernleşen şehir toplumu olma yönünde öncü, güçlü, sınırlarını aşan belediyelerimiz ve belediyeciliğimiz de oluşamadı. Geceli gündüzlü çalışan, didinen ve adeta kendini paralayan “Yozgat-sever” il, ilçe veya belde belediye başkanlarımız olmadı değil. Onlara haksızlık etmeyelim ama onlar da çağdaş belediyecilik bakımından Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. Yozgat, bir il olarak A’dan Z’ye bütün devlet kurumlarına sahip. Kamuda Valilerimizden, Kaymakamlarımızdan, İl müdürlerimizden oluşan bir kamu ve devlet belleği var. Her biri kuşkusuz pek çok bölgede, ilde, ilçede çalışarak Yozgat’a gelmişlerdir, hayat ve devlet deneyimine sahiptirler. Pek çoğu da eminim geceli gündüzlü vazifesinin başında, aldığını hak etmek için canhıraş çalışmıştır, çalışıyordur. Ama onlar da Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. Özel sektörde Yozgat’a yüzünü dönmeyen iş adamları olduğu gibi varını yoğunu Yozgat’a hasreden hayırsever iş adamlarımız da oldu. Gerek sosyal hayatı gerekse Üniversiteyi geliştirmeye yönelik pek çok özverili yatırımlar, bağışlar yaptılar, fabrikalar kurdular ama onlar da Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. Yozgat tarihte küçükbaş hayvancılık ve kendine özgü tarım ürünleriyle tanınan bir yerdi. Yıllar içerisinde modern ve bilinçli bir üretim stratejisi yakalayamadığı gibi geleneksel üretim kapasitesini, yerli ırklarını, tohum rezervlerini de kaybetti. Köylü çiftçimiz, çiftlikli, markalı, tarımsal sanayi kuran yeni çiftçi modeline evrilemedi. Kentlimiz çiftçiliğe hiç yönelmedi. Böylece Osmanlı saraylarının et ihtiyacını karşılayan Yozgat’ın dağları, bağları, bahçeleri, tarlaları boşaldı. Yozgat’ta ekmeği fırından, üzümü manavdan alan yeni bir köylü tipi gelişti. Hâsılı kelam tarımda da köylü Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. İllerimiz, şehirlerimiz son dönemlerde uluslararası toplumla buluşma yönünde bir takım çabaların içinde. Bunlar arasındaUNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı, UNESCO Öğrenen Şehirler Ağı, Dünya Miras Listesi, Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi, MAB Biyosfer Rezervi Programı, Jeopark Programı, ASPNet Programı, UNESCO Kulüpleri, UNESCO Kürsüleri, Ramsar Sulak Alanlar Programı gibi UNESCO program, Sözleşme ve etkileşim ağları öne çıkıyor. Maalesef Yozgat bu alanda da uluslararası toplumla buluşamadı, Yozgat’ın aydınları bu konularda Yozgat’a kol kanat geremedi, iki kanat takıp uçuramadı. Bu saatten sonra Yozgat’ın “ağır otur batman götür” atasözünü bir kenara bırakıp, “akıllı düşününceye kadar deli oğlunu evermiş” sözünü öne çıkarması, her konuda, her alanda ve her fırsatta uluslararası işlere yönelmesi gerekiyor. Yozgat’a iki kanat takacak deliler bunun için lazım. Yozgat’ın uçması, göklere çıkması, dünyaya ve kendine oradan bakması gerekiyor. Bunun için Fatih gibi Turgut Reis gibi karadan gemi yürüten, Hezarfen gibi kanatlanıp uçan adamlar belki bulamayız ama dünyadan kopmayan, öngörüleri yüksek, hayalleri olan birkaç insan da Yozgat’a yön tayin edebilir, yol gösterebilir. Bana göre Yozgat’ın temel sorunu her alanda, her konuda ve her durumda karşımıza çıkan “içe kapalılık”. Birbirimizi suçlamadan vazgeçerek bu duygu durumunu aşmadıkça hiçbir el Yozgat’a uzanamaz, hiçbir güç Yozgat’ı kanatlandıramaz.Kısacası biraz kımıldamamız gerekiyor ama Yozgat’ı terk etmek için değil tabii!... Not: Bu bayrama Yozgat’ın büyük değeri Yılmaz Göksoy hocamızdan yoksun giriyoruz. Allah mekânını cennet eylesin.