Kadriye ŞAHİN // YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
Her yörenin kendine has ekmek çeşitleri vardır. Karedeniz bölgesinin mısır ekmeği, Erzurum'un lâvaş ekmeği, izmir'in Bulgurca ekmeği gibi... Yozgat fırınlarında çıkarılan "parmak çörek" yıllardır yapılan ekmek çeşitlerinin en uzun ömürlü olanıdır. Dört dilim halinde, yüzü nar gibi kızarmış, sıcakken daha lezzetli, daha yumuşak, insanın ağzında süt tadı bırakır, kolay çiğnenir. Hatta çok aç isen çiğnemeyi unutur, hemencik yutulur. Mis kokuludur. Dilimlerin arasına helva, pastırma, peynir gibi yan ürünler "parmak çöreği" daha bir lezzetli hale getirip sunulur. Bu çörek yanında; Kebap, çorba, yemek yemeye gerek kalmadığı için çok çalışanların, zamanı kısıtlı olanların, yolculuk yapanların, Yozgat'a yolu düşenlerin kolayca karnını doyurup, lezzet aldıkları yiyeceklerin en kârlı, en leziz, en ucuz doyuranı dır. Bu Bakımdan; Parmak çöreğin tadını nüfusta çalışmayan anlamaz. Akşama kadar vatandaşlar nefesimizi tüketir, ömrümüzü Mehmet Karabacak sömürür. Sonra, Dursun efendi nin merhameti görünür. 6-7 tane parmak çörek, biraz helva, biraz peynir, bazen yeşil soğan... Kucağına basmış sıcak çörekleri, son saat de kapıda belirir. Daracık bankonun üstüne, para katılarak alınan "KÜTÜK KÖLELERİ" nin yemeği serilir... Para vermez Ahmet Bey, Talip Bey, "biz tokuz" derler fakat herkesten önce başköşeye talipler... Erdoğan Bey, ayakta tepiştirir. Şaban Bey; kenardan, uzun kollarıyla itiştirir. Karabacak; mührü, arada bir peynire yapıştırır. Leyla Hanım, bir lokmayla açlığını yatıştırır. Ali Bey, "Parmak çörek"leri bölmeden tepiştirir.. Kadir Efendi, kalanları Kadriye ile Fatma ya yetiştirir. Nezir Kale; Fark etmiş. Surat asıp, laf sokuşturur . Hanifi Bey; helal mı, haram mı? Diye, ahireti soruşturur. Nuri Bey, arşivden çıkamamış, boş gazeteye koşuşturur. "Selami Solmaz" Vali görecek diye paçaları tutuşturur. Fatma Hanım, bir elinde "çörek", diğer eliyle vatandaş savuşturur. Öğle azığını araklayan Şaban bey, Kadiye Hanım'ı konuşturur. Erol Bey; fırsat bilip, inceden inceye ortalığı karıştırır. Selma Sarıca, soğanın sakalını çekiştirir. Fidan Hanım, helvayı son dilime yerleştirir. Yan odada ki özel idare Müdürü Mehmet bey; Ezana beş kala " Parmak Çörekler"i görünce nafile orucunu unutur. Memuru Muazzez Hanım'a, mühürlü peynir sunulur. "Şef" Faik bey; Şamataya bakıp, baklavayı kaçırdım diye dizlerine vurunur., "Valilik" den Lefika Hanım, o saatlerde yerinde yoksa Nüfus'tan sorulur. Nezir Kale'nin kızı, Gülşen'in hakkı saklanarak korunur. Her gün, aynı saat de "Parmak çörek" şöleniyle Nüfus Müdürlüğü'nün kapısına mesai kilidi vurulur. Kimler yedi, kimler içti. İki kapılı bu handan kimler geçti? Parmak çörekler'in öncesini bilmem ama, elli yıldır hep aynı fırında pişti. Hey gidi günler hey...! Ölenlere Allah rahmet eylesin. Kalanlara selam yollarız. Şimdi bizler yiyemiyoruz. Yiyenlerden hakkımızı sorarız. Yada İzmir'e gelirken, yolculuk yaparken, çok değil, çantanıza bir- iki dilim atınız. Yemesek' de kokusunu alırız. Kadriye ŞAHİN Selami SOLMAZ:YOZGAT Merkez İlçe Nüfus Müdürü Nezir KALE: İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü Mehmet KARABACAK " " Şef (O yıllarda,) Daha sonra İlçe Müdürü Adı geçen diğer şahıslar: O yılların Nüfus Memurları 07.11.2017