Av. Celal KAPUSUZOĞLU // Bu bayramlık
Yıllar geçiyor… Bayrama yüklediğimiz anlam değişiyor. Yaşadığımız yılların tortusu, birlikte bayram yaptığımız sevdiklerimizin bir bir ayrılması bayramın rengini değiştiriyor. Çocuksu duygularla bayrama bakabilmek ne mümkün? Daha kaç bayram göreceğiz? Bayramda, biriken hüznümüzü aile efradından saklayabilecek miyiz? Bir yanımız bayram yapar gibi görünecek belki ama öbür yanımızda hüznümüz saklı olacak. “Bir gören olur mu” diye utanacağız. Yıllar ne çok şeyimizi alıp götürmüştür? Dağıta dağıta bohçamızda hiçbir şey bırakmamışız. Bu bayramlık bu kadar. Bayramınız bayram olsun. Daha önce yayınlandı ama günün mana ve önemine binaen yeniden… BAYRAM VE ÇOCUK Gelsen Bir akşam sessizce şöyle Mevsim bahar, ay Nisan, gün arefe... Dolsa odamıza aydınlık yüzün Açsa goncalar yüzünde bir öksüzün O gün; Bir kaşık fazla olsa soframızda Bir parça ekmek Ne hoş olurdu kimseyi beklememek Özlenen özleten tatlı sesinle Yaksan kınamızı ''nen'' söyleyerek Sonra yeniden kurutsan nefesinle Dinse bütün ağrılarım göz bebeğinde Isıtsam yüzünde ellerimi Öpüşsek, koklaşsak Başım göğsünde Sinse pamuk ellerinden ıtrın Okşanan saçlarıma Gölgen duvarlardada gezinse Hiç bitmese gece Hiç olmasa sabah Bir bitmez rüyaya uyansam kollarında Ah güzel anneciğim ah İstemem hiç bir oyuncağı hediye Sen kendini getirdin ya Yüreğini, ellerini, gözlerini Bunlar yeter Bir bayramlığına hiç değilse Yıllar geçecek sen gelmeyeceksin Çocuk kalbim biliyor Arefe gecelerinde gözlerim kan çanağı Yüreğim taş kesiliyor Daha kaç bahar gördüm Kaç gün hasret giderdi sevdiklerinle Yaşın yirmibeş bile değil anne Bu vakitsiz gidiş neden Derdin ne?