A.Kadir ÇAPANOĞLU // BELKİ DE DÜNYAYI KURTARAN ADAM; STANİSLAV PETROV
Değerli okuyucular aşağıda okuyacağınız yazımı 26.09.2014 tarihinde yayınlamıştım. Dünyayı kurtaran adam Stanislav Petrov, bu yıl Mayıs ayında hayatını kaybetmiş. Batı medyası ise herkesin sempatiyle baktığı bu soğuk savaş kahramanının 77 yaşında öldüğü haberini ancak birkaç gün önce tesadüfen öğrenmiş.Bu değerli askerin anısına hürmet olarak ben de yazımı yeniden yayınlıyorum. Yarbay rütbesiyle emekli olan Stanislav Petrov, Sovyetler Birliği'nin nükleer füzelere karşı erken uyarı sisteminin bulunduğu üslere atanan iyi eğitilmiş bir takımın parçasıydı. Eğitimi sertti ve verilen talimatlar netti. Petrov'un üsteki görevi, bütün füze saldırılarını kayıt altına almak ve raporlarını Sovyet ordu ve siyasi liderlerine bildirmekti. 1983 yılının 26 Eylül günü Rusya, ABD'den gelen birden fazla füze saldırısı saptamasıyla karşı karşıya kalır. Bu saldırıya, Sovyet ordusunun kendi nükleer füzeleri ile karşılık vermesi gerekiyordu ama Petrov, görevini yapması gereken an geldiğinde neredeyse yerinde donup kaldığını belirtiyor. Yarbay Petrov, saptamaları üstlerine bildirmez ve uyarıyı yanlış alarm olarak yorumlar.Olayın 30. yıl dönümünde BBC'nin Rusya servisine konuşan Yarbay Petrov, "Süregitmekte olan bir füze saldırısının olduğuna dair bütün veriler elimdeydi. Eğer raporumu komuta zincirinin üstlerine yollasaydım, kimse raporu sorgulamazdı" diyor. Petrov'un yaptığı göreve itaatsizliktir. Ancak verdiği karar belki de dünyayı kurtarmıştı. Çünkü 1983 yılının siyasi ikliminde, bir misilleme saldırısının yapılması neredeyse kaçınılmazdı. Sistem Petrov'a, alarmın güvenilirlik seviyesinin "en üst" düzeyde olduğunu söylüyordu. Hiç şüphe olamazdı. ABD bir füze fırlatmıştı. BBC'de yayımlanan Yarbay Stanislav Petrov'un hikâyesinde Petrov şöyle anlatmıştı; "Siren inlemeye başladı ancak ben birkaç saniye, üzerinde “Fırlatma” yazan büyük, kırmızı ekrana bakarak oturdum. Bir dakika sonra siren tekrar çalmaya başladı. İkinci füze fırlatılmıştı. Sonrada üçüncüsü, dördüncüsü ve beşincisi. Bilgisayarlar alarmlarını “Fırlatma”dan, “Füze saldırısı”na çevirmişti. Saldırı raporunu bildirmeden önce ne kadar süre düşünmeye izin verildiği hakkında bir emir yoktu. Ancak her geciken saniyenin değerli bir zaman olduğunu biliyorduk. Sovyetler Birliği'nin askeri ve siyasi liderleri, geciktirilmeden bilgilendirilmeliydi. Bütün yapmam gereken, üst düzey komutanlara bağlanan hattı açmak için telefona uzanmaktı. Ancak hareket edemedim. Kendimi sıcak bir kızartma tavasının üstünde oturuyorum gibi hissetmiştim." Alarmların nedeni gayet açık gözükse de, Petrov'un şüpheleri vardı. Sovyetler Birliği'nde, Petrov gibi bilgi teknolojileri uzmanları dışında, ABD füzelerini gözetleyen başka uzmanlar da vardı. Bir grup uydu radarı operatörü Petrov'a, kendilerinde hiç füze kayıtlarının bulunmadığını söylediler. Ancak bu insanlar destek hizmeti veriyorlardı. Protokol açıkça, kararın bilgisayar okumalarına dayanması gerektiğini söylüyordu ve bu karar, nöbetçi subay Petrov'a bakıyordu. Petrov'u şüphelendiren ise, alarmın çok güçlü ve açık olmasıydı. Petrov, "Sistemde 28 ya da 29 güvenlik seviyesi bulunuyordu. Hedef, tanımlandıktan sonra bu 'kontrol noktalarından' geçmek zorundaydı. Bu koşullar altında böyle bir şeyin olabileceğinden pek emin değildim” diyor. Petrov, Sovyet ordusunun karargâhını arayarak, sistemde bir arıza olduğunu bildirdi. Eğer Petrov hatalı çıksaydı, ilk nükleer patlama dakikalar sonra yaşanacaktı. "23 dakika sonra hiçbir şeyin olmadığını fark ettim. Eğer gerçek bir saldırı olsaydı, o zamana kadar haberim olurdu. Öyle birrahatlamaydı ki. O gece vardiyada ben olduğum için şanslılardı” Petrov, bu gün şansının yarı yarıya olduğunu düşündüğünü belirterek, alarmın yanlış olduğundan kesinlikle emin olmadığını kabul ediyor. Takımında sivil bir eğitim alan tek kişi olduğunu belirten Petrov, "Meslektaşlarım profesyonel askerlerdi. Emir vermek ve emirlere itaat etmek için eğitilmişlerdi" dedi. Petrov'a göre, eğer başka birisionun vardiyasında görevlendirilseydi, raporla durumu komutanlara ulaştırırdı. Petrov o gece yaşananlar yüzünden değil, birkaç gün sonra kayıtdefterindeki yaptığı bir hata yüzünden, resmi bir azar yediğini söyledi. Yaşanan olaydan sonra 10 yıl suskunluğunu koruyan Petrov, "Sistemimizin bu şekilde başarısız olmasının Sovyet ordusu için utanç verici olduğunu düşünüyordum" diye belirtti. Ancak Sovyet Rusya'nın çökmesinin ardından hikâye basında yer buldu ve Petrov, uluslararası ödüllere lâyık görüldü. Ancak Petrov, kendisini kahraman olarak görmediğini söyledi. "Bu benim görevimdi ama o gece vardiyada ben olduğum için şanslılardı” demekle yetindi. 1990'lı yıllarda olayın üzerindeki gizlilik kaldırılınca tüm dünya Stanislav Petrov'un adını öğrendi. Petrov"dünyayı kurtaran adam" olarak pek çok uluslararası ödüle layık görüldü. 06.10.2017