Ali DEMİRDAĞ // HÜSNÜ ZAN ADEM-İ İTİMAT
Hz. Âdem ile Hz. Havva’dan başlayan; aile, mahalle, köy, kasaba, il, devlet ve ülkeler arası insan ilişkileri bütün toplumlarca ortak bir davranış olarak sürdürülen sosyolojik bir gerçekliktir. Ancak, insanlar bu ilişkilerin sağlam bir temele oturtulması için birtakım kaide ve kurallar koymuşlardır. Bu kurallar, zamana ve zemine uygun bir şekilde toplumların tarihlerinden getirdikleri kültürel değerlerle pekiştirilmiştir. Bütün bunlarla birlikte insan fıtratını nazara aldığımızda, bazı insanlar kurallara uymanın verdiği huzur ve refahı nazara almaz, içlerindeki enenin (ferdî, ya da ırkî ego) tesiriyle kural-mural tanımaz, daha önceden verdiği sözlerin ve taahhütlerin tam aksine bir davranış sergilerler. Bugünlerde IKBY’ nin çavuşu (Çavuşlardan özür dileyerek), çocukluk paranoyasını gerçekleştirmek için bir Kürt devleti kurma hayaline kapıldı, ekmek yediği tekneyi de kirleterek bütün dünyayı karşısına aldı. Şimdi, bu ülkedeki muhalefette “Mal bulmuş Mağribî” gibi bu olaydan ve Barzani’nin tavrından ekmek çıkarmaya çalışıyorlar. Neymiş? Sayın Cumhurbaşkanı demiş ki: “Barzani bizi aldattı! Allah, Allah bu nasıl söz! Niye aldanıyorsun? Barzani’yi bilmiyor muydun?..” Bu ve buna benzer; klişe, harcıâlem ve mizacı bozuk çocukların kavga çıkarmak için aradıkları bahaneler gibi sözlerle Sayın R.T. Erdoğan’a saldırıyorlar. Evet, bir hakkı teslim etmek gerekiyor, o da şudur: “Fetö’nün ihanetinin sonunda da kandırıldık ifadesi toplumda çok yanlış bir şekilde ma’kes buldu.” Aslında bizim kültürümüze yerleşmiş çok güzel bir düstur vardır: “Bir kalenin fethinde zafer efrada taksim edilir, ta ki fertler sayısınca şeref çoğalsın. Lakin mağlubiyette hata baştakine verilir, zira onun tedbirsizliğinden böyle bir netice hâsıl olmuştur, ümitsizlik ve hayal kırıklığı genelleşmez.” Şimdi her iki olayda (Fetö-Barzani) da Sayın R.T. Erdoğan büyük bir fazilet örneği ile bir gerçeği dile getirdi. Esasen bunun anlamı şudur: Biz karşımızdaki insanları bizim gibi samimi birer insan zannettik, onlar bize ihanet ettiler, demektir. İslam Tarihine baktığımızda Allah Rasûlü (sav) Medine’deki Yahudilerle (Kaynuka-Nadir-Kurayza) vatandaşlık antlaşması yapmıştı. Yani, Nübüvvet ferasetiyle onların, günün birinde ihanet edeceklerini bildiği halde karşılıklı bu taahhüde imza atmışlardı. Zira şeriat zahire göre hükmeder. İnsanların içini ve niyetini okuyacak bir âlet henüz keşfedilmedi. İnsanlara karşı davranışta, o anda sui zannı gerektiren bir husus yoksa hüsnü zan etmeye mecbursunuz. İhtimaller üzerine hüküm bina edilmez. Her insan bir adamı öldürebilir, bu ihtimalle bütün insanları katil diye suçlayamazsınız. El-insaf!